Meryem Aybike Sinan

 
İlginç bir ülkeyiz…
Şaşırıyoruz, şaşırıyoruz, şaşırıyoruz!
Doymuyoruz, yine şaşırıyoruz… Gaflet, dalalet ve hatta zillet içindeyiz yazık ki. YKS, YSK, TYT, AYT… Bu kısaltmalar böyle uzayıp gidiyor lakin bir de bu kısaltmaların gazi ve kahramanları var…
Dün YKS sınavı vardı ve bu imtihana iki buçuk milyon gencimiz girdi. Bu gençlerden biri de sevgili kızımdı. YKS sınavıyla ilgili söylenecek çok şey var lakin onlara girmek istemiyorum zira bugün Mabel Matiz konusunu konuşmak lazımdır, bu meseleyi es geçemeyiz!
Önceki gün yapılan TYT sınavında Türkçe soruları arasında şarkıcı olduğu söylenen bu kimsenin adı geçiyormuş. Öyle böyle geçmiyormuş ciddi ciddi bu şarkıcının reklamı yapılmış. Şarkıcı bile şaşırmış olmalı ki Twitter hesabında şunları yazdı:
“Sevgili arkadaşlar selam. Bugünkü YSK sınavında şarkılarımı konu alan sorulardan şimdi haberim oldu :) Valla ne diyim, en az sizin kadar şaşırdım. Buna ek olarak, sevindim de galiba. Bu, ne bilmiyorum, ama bu bir şey.”
(Bu şahsın LGBT’lilerle ilgili destek mahiyetinde tweetlerinin de olduğunu belirtelim! (Silmediyse eğer))
Görüldüğü üzere YKS yerine de YSK demiş! Türkçe bilgisi yok düzeyde ve ilginçtir kendisi Türkçe sorusunda yer alıyor... Bekri Mustafa fıkrası gibi diyeceğim lakin bu Bekri Mustafa’ya haksızlık olur! Daha Türkçeyi doğru dürüst kullanmayı bilmeyen bu kimse, Türkçe dersinin konusu olmuş! Tam iki buçuk milyon gencimize uzun uzun, usul usul ve ciddi ciddi bu şarkıcının sanatı sorulmuş.
Sanırsınız ki ülkede gerçek sanata ve sanatçıya kıran girmiş.
Hakikaten insan hayrete düşüyor.
Bu şahıs edebiyatımız, tarihimiz ve millî kültürümüz hakkında ne gibi faydalı çalışmalar yapmış açıkçası çok merak ediyorum. Bu soruları hazırlayanlara esefle diyorum ki:
Yazıklar olsun size! Binlerce kez yazıklar olsun!
İktidar olup da muktedir olamamak işte tam olarak böyle bir şey… Gizlice veya alenen ellerini gezdirdikleri her şeyi zehirleyen, ekonomik, siyasi, sosyolojik ve kültürel hegemonyalarını sürdürmek için gözlerini karartan bu insanların tek derdi var.
Bundan sonraki gençlere "edebiyat çalışmayın, tarihe bakmayın popüler kültürden soru soruyoruz" algısını yerleştirmek! Ki bu yıl itibarıyla bu algıyı yerleştirmeyi de başardılar!
Bu Mabel Matiz kimdir ne iş yapar ne çalar ne söyler hakikaten etraflıca bilmiyorum. Kendisiyle bir derdim de yok. Benim derdim, gençlerimizin aklını karıştırıp gelecekle ilgili telakkilerini, beklentilerini ve zihinlerini bulandırmak isteyenlerle!
 
Çin yalanı!
 
Çin, yalana doymuyor. Çin Büyükelçiliği, önceki gün İstanbul’da Çırağan Sarayı'nda bir resepsiyon vermiş ve bu resepsiyonda anlı şanlı misafirlere dağıttığı ve üzerinde “Terörizm ve Aşırılıkla Mücadele ve Xinjiang’da İnsan Haklarının Korunması” yazısı olan mini kitapçıkta da şu skandal ifadelere yer verilmiş:
“Uygur etnik grubu, uzun bir göç ve etnik bütünleşme süreci sonunda oluşmuştur. Türklerin torunları değildir. Uygurların asıl ataları Sui ve Tang Hanedanları sırasında Moğol Yaylasında yaşayan Ouigour halkıdır!”
Uygur Türklerini “terörist” olarak gören, bölgeye ısrarla “Şincan” diyerek her türlü zorbalığı yapan bu ülke, Türk milletinin ana vatanında bu yalanlarını yaymaya çalışıyor, tıpkı mikroplarını dünyaya yaydığı gibi... 
Çin sadece kendini kandırıyor. Çin yalanına kanan malum tipler dışında bu ülkede kim bu yalana inanır ki? Biz merhum Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’nun “Reddiye” şiiriyle cevap veriyoruz:
“Yurdumun dört bir yanı bağdır; bostandır
Üç bin yıllık tarihim şanlı destandır
Vatanımın adı Doğu Türkistan'dır
Şincan Emes!"
(Emes=Değil)