Meryem Aybike Sinan

 
Geçtiğimiz gün bir televizyon habercisi arkadaşım bana, “Azerbaycan konusunda televizyona çıkıp konuşacak adam bulamıyoruz" dedi. Kendisine, “Çünkü herkes, hepimiz yıllardır 'Orta Doğu Uzmanı' olduk da ondandır” dedim...
O televizyoncu arkadaşın tespiti önemli bir siyasetçinin söylediği sözleri de hatırlattı bana. O siyasetçi de “Bazı mevkilere gerçekten de liyakat, ehliyet ve kabiliyet sahibi insan bulmakta zorlanıyoruz!” demişti...
Bu vahim bir tablodur aslında… Eskiler buna “Kaht-ı rical” demişler! Yani önemli adamların yokluğu…
Televizyoncu arkadaşın tespitini yaptığı husus, hakikaten hüzün verici. Bahsettiğimiz ülke adını sanını bilmediğimiz herhangi bir Afrika ülkesi değil, bizim kanımız, canımız… Biz bu ülkeyi bu kadar mı önemsiz bildik ki bir tek stratejist yetiştirmemişiz? Kazakistan’ı, Özbekistan’ı bilen var mı sanki? Peki ya Rusya Federasyonunda yaşayan soydaşlarımızdan haberi olan var mı? Bu aralar birçok haklarının ellerinden kayıp gittiğini duyan var mı?
Bu ayıp gerçekten de bize yeter de artar!
Daha ilk gençlik yıllarımızdan beri ülkemizde bir “Yurtdışı Türkler Bakanlığı” kurulması hayalimiz vardı. Bakanlık kurulmasa da çok şükür 90’lı yıllara göre dev adımlar, mesafeler katettik. Kendilerine ayrılan dev bütçelere rağmen, bazı kuruluşlarda bir türlü yolunda gitmeyen bir şeyler var.
Bu konu ehil ellerde değil! Türk Dünyası partizanlık kaldırmaz! Burada, samimiyet, gönül ve birikim, liyakat, ehliyete eşlik etmelidir. İnanmak lazımdır her şeyden önce! Meseleye aşkla sarılmak, bunu atalar yadigârı bir dava olarak görmek gerektir.
Yıllardır “Orta Doğu Uzmanı” olarak ekrana çıkanlar bir gecede “Kafkasya Uzmanı” oluverdiler! Ekranları doldurup sağdan soldan apardıkları yarım yamalak bilgilerle anı kurtardılar ama olan millete oldu zira söylemleri hem hatalı hem de problemliydi…
Bazıları da her nedense Rusya’yı aklamak ve paklamakla meşgul idi zira toz kondurmadılar! Öyle ya Rusya, Bay Putin hiç öyle şeyler yapar mıydı? Kıyar mıydı Azerbaycan’a? Zaten tam iki yüz sene Azerbaycan ve Türkistan’ı Amerika işgal edip sömürmüştü!
Hele hele Ermenistan ile ilgili yapılan değerlendirmeleri Nikol Paşinyan duysa hem güler hem sevinirdi. Utanmasalar, neredeyse bu gerilimin müsebbibi olarak Azerbaycan’ı ilan edeceklerdi. İnsan ar eder bilmediği konuda konuşmaya. Millet bunlara “her bişey...” derken haksız değildi elbette. Göz hekimliğinde saydım tam olarak altı farklı branş var. Artık bir göz doktoru bile gözün her şeyini bilmiyor ve bakmıyor.
Bu mesele bize gösterdi ki üniversitelerimiz de görevini iyi yapmıyor. Üniversitelerimizdeki Uluslararası İlişkiler Bölümlerinde Kafkasya, Azerbaycan konusu okutulmuyor mu? Neden yıldızlaşan isimler yok? Niçin bu kabil zamanlarda bu meseleleri bilimsel olarak konuşacak -ki varsa şayet- bilim insanları ekrana çıkarılmadı? Yoksa o bölümlerde de Nikaragua mı okutuluyor?
Maalesef, İngilizce yayın yapan televizyon kanallarımız dünyaya bu meseleyi analiz edecek, iyi İngilizce konuşan, meseleye hâkim, coğrafyayı iyi bilen stratejist, analist ve bilim adamı bulamadılar!
İlginç değil mi?
Ama sorsanız bizim çakılı televizyon yorumcuları ve stratejistlerimiz bütün dünyayı biliyorlar! Bu ülkede Türk dünyası ve soydaş topluluklarla ilgili birçok kuruluş var lakin bölgeyi tanıyan insan yok! Neden? Kendilerini önemli ve ciddi kuruluş olarak lanse eden tanınmış düşünce kuruluşlarında da her nedense bir “Türk Dünyası Departmanı” bulunmuyor!
Sahi! Yoksa biz sadece bir Orta Doğu ülkesi miyiz?