Meryem Aybike Sinan

Millet olarak Azerbaycan Ermenistan savaşına kilitlenmiş durumdayız.
Toplumun Azerbaycan’ı haklı davasının yanında yalnız bırakmaması gerçekten hem büyük bir şans hem büyük bir lütuf ve zenginlik. Hâl böyle olsa da bazı konularda zamanında tepki koymada ve yeteri miktarda ilgi göstermede gecikiyor olmamız hâlâ en büyük handikabımız.
Televizyon kanallarımızın çoğunluğu Azerbaycan savaşı nedeniyle iyi bir sınav veriyor. Ancak görsel medyada da yazılı medyada da insan kaynakları noktasında çok ciddi problemler var. Öyle ki insan kaynağı eksikliği nedeniyle kamuoyu araştırmacıları Türk dünyası meselesine de el attılar. Ama ne el atma? Kocaman kocaman lakırdılar ve dev tutarsızlıklar! 
Dolayısıyla televizyonların çakılı yorumcuları Azerbaycan konusunda doktoralarını tamamladılar! İki haftada tezlerini de yazdılar! Sırada hangi ülkeler var? KKTC, Kırgızistan, Türkmenistan, Kazakistan ve Özbekistan?
KKTC’de Allah’a şükür korktuğumuz badire atlatıldı. Ancak, yavru vatanın içinde bulunduğu sosyo-kültürel ve psikolojik durumu mutlaka tartışmalı ortaya çıkan ve bizleri korkutan gerçeği bütün boyutlarıyla değerlendirip ne gerekiyorsa yapılmalıdır…
Bizim aslında üzerinde uzun uzadıya konuşmamız gereken kardeş ülke Kırgızistan’dır. 4 Ekim’de yapılan seçimlerin ardında 16 partiden sadece 4’ü parlamentoya girmiş, seçim sonuçlarını kabul etmeyen grupların başlattığı eylemler ve darbe diyebileceğimiz olaylar neticesinde, Rusya Devlet Başkanı Putin’in özel danışmanının ülkeye gitmesinin ardından Kırgız Cumhurbaşkanı Sooranbay Ceenbekov, “kan dökülmesini istemiyorum” diyerek istifa etmek durumunda kalmıştı.
Göstericiler tarafından cezaevinden alınıp serbest bırakılan eski Cumhurbaşkanı Almazbek Atambayev ise geçmişteki yolsuzluk suçlamaları nedeniyle Kırgızistan Başsavcılığı tarafından yeniden tutuklanmıştı.
Kırgızistan’ın içinde bulunduğu şartlar, farklı ülkelerin özellikle Rusya ve Çin başta olmak üzere, FETÖ ve Rus mafyasının ülke içindeki varlığı devleti sarsmaya yetmiştir. Kırgızistan, iki haftada telafisi zor büyük bir yara almıştır. Ülkenin Çin’e ciddi anlamda bağımlı ve borçlu hâle getirildiği, yaklaşık olarak 400 civarındaki maden ve altın işletmesinin Çin tarafından işletildiğini ve buna paralel olarak ülkede çok ciddi bir Çin nüfusu varlığının bulunduğunu söylemeliyiz. Çin, birçok bağlamda kardeş ülkelerin kanına iliğine girip tutunurken bu güç savaşında Rusya da elinden geleni yapmaktadır elbette. Arka bahçesi olarak gördüğü Kırgızistan’a derinden sirayet eden Çin gibi bir süper güce karşı Rusya diğer kartlarını açarak kendi varlığını pekiştirmektedir.
Peki biz ne yapmaktayız?
Uzaktan, çok uzaktan bakmaktayız! Hatta bu ülkeyi neden Azerbaycan’a destek olmuyor diye suçlamaktayız! Daha önceki yazılarımdan birinde de bahsetmiştim. Kaş yapayım derken göz çıkartmamamız gerektiğinin altını çizmiştim.
Kırgızistan içten içe yabancı güçlerin tesirine girerken bir tek televizyon kanalında o çok bilmiş uzmanlar(!) ve o çok başarılı sunucular(!) merak edip bu kardeş ülkede ne oluyor diye bir tek program yapıp tartıştılar mı? Hayır!
Kırgızistan sadece uzak bir ülke gibi, hiç tanımadığımız bir diyar gibi kısa haberlerle geçiştirildi! Bu bizim ayıbımızdır! Burada kolayına kaçıp yine Türk Konseyi’ni suçlayanlar olabilir. Ancak ortada sağlıklı bir devlet, yasama, yürütme ve yargı yoksa siz kiminle iş tutacaksınız? Türk Konseyi’nin seçim için bu ülkeye en azından bir gözlemci gönderdiğini biliyorum.
Bunun dışında bu ülke için ne yapıldı?         
Açıkçası ben de bilmiyorum!