Meryem Aybike Sinan

Milliyetçi muhafazakâr bir ailenin çocuğu olarak gözümüzü açtığımız gün ismini öğrendiğimiz ve bir daha hiç unutmadığımız dev bir isimdir o… Başbuğ Alparslan Türkeş...
O, Türk Cihan Hâkimiyeti mefkûresini formüle edip siyasi hayatına yön çizen ve Türk gençliğini yabancı akım ve ideolojilerden koruyan bir siyasi partinin lideri ve yetiştirdiği kadrolarla yıllar yılı bu ülkenin en zor zamanlarında hiçbir menfaat ve ön şart gözetmeden elini, gövdesini taşın altına koyan yüksek bir ruh, ahlak, ilim ve irfanın hemhâl olduğu ideolojinin Başbuğu idi hiç şüphesiz.
Türk ve İslam Ülküsünün temelinde var olan “Nizam-ı Âlem” ve “İ’layı Kelimetullah” gibi fikrî mefkûreleri genç kuşaklara aşılarken yarınlarımızı sağlam temeller üzerinde inşa ve ihya edecek, emanete sahip çıkacak, her biri bir sağlam kaleyi andıran, "Alp" ve "Eren" kişiliği bünyesinde barındıran, “Ülkücü” adını taşıyan bir neslin yetişmesine önayak olmuştur. Kendisi ülkücülüğü şöyle tarif eder:
“Ülküsüz insan, çamurdan farkı olmayan bir varlıktır. Ülkücüler, insanlık âlemi içinde ne uşak olmayı ne de başkalarını uşak olarak kullanmayı kabul etmeyen şerefli bir bayrağın taşıyıcısıdır. Hepiniz birer Türk bayrağısınız. Bayrağı lekelemeyin, kirletmeyin, yere düşürmeyin!"
Alparslan Türkeş “Başbuğ” unvanını alan tek siyasi olmanın yanında, gözü pek genç kuşakları peşinden sürükleyen, beş bin yıllık Türk tarihinin, ilminin, aklının ve irfanının hamisi olan bir siyasi parti teşekkülünün de kurucusu, lideri, fikir babası ve öncüsü olmuştur.
O, Türk gençliğine yüksek bir ahlakı, aklı, duruşu ve irfanı öğütlemiştir. Ülkücülük, kahramanlıktır aynı zamanda. Öyle ki şu birbirinden önemli veciz sözleri, her ülkücünün aklına ve ruhuna altın harflerle yazılmıştır:
“Kahramanlar bedel sırasında en önde; ödül sırasında en arkada durandır!”
“Ülkücülük, her türlü haksızlığa karşı, boyun eğmeyen bir başkaldırı hareketidir.”
“Allah Bir, Vatan Bir, Bayrak Bir, Millet Bir…”  “Milleti ve vatanı bölmek isteyenlerle kavgamız vardır!”, “Gençliğimizi büyük bir savaş beklemektedir. Bozgunculuk ve tembelliğe, ahlaksızlığa, cehalete ve yalancılığa karşı büyük bir savaş!”
Merhum Başbuğ’un belki de hiç unutulmayacak sözlerinden birisi şudur:
“Biz Tanrı Dağı kadar Türk, Hira Dağı kadar Müslümanız.”
Merhum Alparslan Türkeş’in milliyetçiliği ırkçı ve kafatasçı bir milliyetçilik değildir. Milliyetçilik fikrî, millî tarih şuuru, ortak manevi değerler, millî kültür, ortak medeniyet unsurları, birlik ve beraberlik ülküsü çerçevesinde olan bir milliyetçilik anlayışıdır. Milliyetçilik kendisi için olmazsa olmazlardan birisidir:
“Milliyetçilik milletimizi sevmektir, vatanımızı sevip vatanımıza ve devletimize sadakatle bağlı olmaktır. Milletimizin çıkarlarını birinci planda tutmaktır. Irkçılığı reddeden bir milliyetçilik anlayışımız vardır. Bizim milliyetçilik anlayışımız millî kültürü esas alan bir milliyetçilik anlayışıdır. Milliyetçiliğimizin temel kaynaklarının başta geleni İslam imanı, İslam ahlak ve faziletiyle, Türklük şuuru, Türk milletine karşı beslenen derin duygu ve sevgidir...”
Ve Rahmetli Alparslan Türkeş, milliyetçiliği reddedenlere şu tarihî sözleri söyler:
“Milliyetçiliği suç olarak kabul ediyorsunuz. Ölünceye kadar bu suçun faili olacağım!”
Evet… Tam 24 sene evvel kaybettiğimiz Türk milletinin bu büyük Başbuğ’unun görüş ve düşünceleri bugün dimdik ayakta ve onun izini sürmektedir. Tam 24 senedir her 4 Nisan geldiğinde ruhumuz üşüyor. “Başbuğlar Ölmez” dese de şair, onun yokluğuna alışamadık… Unutmuyoruz.
Ruhu şad mekânı cennet olsun inşallah.