Meryem Aybike Sinan

TRT gerçekten güzel şeyler yapıyor.
Son gelen müjdeli haber “Mavera” dizisiyle ilgiliydi. Türk bilgeliğinin ve irfanının en büyük isimlerinden Hoca Ahmet Yesevi’nin hayatının anlatıldığı dizi, ramazan ayında TRT ekranlarına geliyor.
“Uyanış Büyük Selçuklu” dizisi devam ederken şimdi “Mavera” dizisinin başlayacak olması sevindirici ve heyecan verici bir gelişme. Bu dizinin Konya’da çekildiğini öğrenince açıkçası şaşırdım. Konya, bu dizi için elbette en yegâne şehirlerden birisi ancak neden Türkistan şehri değil?
Bu dizi madem çekilecekti, keşke Kazakistan Cumhuriyeti ile Yesevi Ata’nın doğduğu şehir Türkistan şehrinde bu güzel proje hayata geçirilseymiş diye aklımdan geçirmedim değil!
Geçen hafta “Türk Konseyi Zirvesi” yapıldı. Bu Zirve’nin ana teması ise zaten Türkistan idi ve bu buluşmada Türkistan, Türk dünyasının manevi başkenti ilan edildi. Bu zirvede özellikle Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev, ortak kültürümüzün, edebiyatımızın, sanatımızın daha çok konuşulması ve ortak projelerin hayata geçirilmesinden söz etti.
Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev de yine eğitim, kültür ve bilim konusunda ortak çalışmalardan bahsederek “Sesimiz güçlü ve net çıksın” çağrısında bulundu. 
TRT tecrübesi, birikimi ve altyapısıyla bu ülke devlet televizyonlarına belki de önayak olması gereken güçlü ve başarılı bir kurum. TRT Avaz ile gerçekten de büyük bir boşluğu doldurmaya çalışıyor. Yürütülen çalışmalar elbette fevkalade güzel ve başarılı çalışmalar lakin asla yeterli değil.
31 Mart’ta yapılan Türk Konseyi Zirvesi’ni bütün boyutlarıyla seyredemedik. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmasını canlı yayınlayan ulusal kanallar diğer liderlerin konuşmasını vermedi. Bu zirveyi naklen yayınlaması gereken kanal tabii ki TRT Avaz idi. Ancak bu canlı yayın şeklinde gerçekleşmedi ve bunun sebebini hâlâ merak ediyorum...  
TRT’nin özellikle tarihimiz ve medeniyetimiz üzerine çektiği diziler, büyük bir boşluğu dolduruyor. Diriliş Ertuğrul, Abdülhamid Han dizileri gerçekten de büyük beğeni toplamıştı. Şimdi en derin köklerimize kadar inen “Mavera” gibi dizileri başka çalışmalar da takip etmeli.
Özellikle beklentimiz Ahmet Yesevi hazretlerinden sonra, İmam-ı Matüridi hazretleri, Ebu Hanife hazretleri gibi bütün Türk dünyasını yakından ilgilendiren büyük zatların hayatlarını da ekranlara getirip gençlerimizin ve çocuklarımızın istifadesine sunmak olmalıdır. Esasında bu kabilden dizileri Türk Konseyi Üyesi ülkeleriyle istişarede bulunarak yapmak ve aynı anda bütün ülke televizyonlarında ekrana getirmek en büyük hizmet olacaktır.
Artık kültürde, irfanda ve sanatta da büyük düşünmek mecburiyetindeyiz. Bizlere büyük hayalleri kurduracak muhteşem bir tarihimiz vardır zira!
Uyanış Büyük Selçuklu'dan sonra daha gerilere gidip, Timur Devleti'ni, Karahanlılar, Babür Şah Devleti'ni ve Büyük Türk Kağanlığı’nı kardeş ülkelerle birlikte sinemaya aktarmalıyız.
Tarih bütün kardeş ülkelere altın bir fırsat sunmuştur. Bu altın fırsatı en ince detaylarına kadar düşünüp gelecekteki Büyük Türk Birliğinin temellerini atmak da mümkün, bu altın fırsatı bozdurup bozdurup çarçur etmek de! Bunun için liyakat ve ehliyet sahibi insanlara imkân verip desteklemek gerek. 2009 yılında Elbası Nur Sultan Nazarbayev’in “Hadi başlayalım” teklifiyle yola çıkılan Türk Konseyi, Uluslararası dev bir örgüt olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.
Demek ki neymiş? Uzakları görmek, her alanda büyük hazırlıklar yapmak, büyük düşünmek ve inanmak!
 Büyük Türk Milleti 21. asrın mimarı olacak inşallah...