Meryem Aybike Sinan

Yine Mescid-i Aksa var derunumuzda... Çünkü Kudüs de Mescid-i Aksa da devası bulunmayan derdimiz, kadim sevdamızdır unutulmayası. Müslüman Türk milletinin tarih boyunca baş koyduğu, selam durduğu ve gönül verdiğidir Mescid-i Aksa.
Kudüs için, Filistin için, Mescid-i Aksa için en fazla bedel ödemiş ve sonsuza kadar de bedel ödemeyi göze almış tek Müslüman devlet Türkiye’dir hiç kuşkusuz. Kutsal mabetlerimiz içinde Kâbe’den sonra en önemli kutsalımızdır Mescid-i Aksa.
Kudüs, Hazreti Muhammed Mustafa’nın miracıdır... Kudüs, Hazreti İbrahim’in sevdası, Hazreti Musa’nın asası, Hazreti Davud’un sesi, Hazreti İsa’nın soylu nefesidir... Biz Kudüs’ü bu kutlu peygamberler hakkına çok sevdik...
Filistin de Kudüs de gönül coğrafyamızda bizim topraklarımızdır.
İsrail hiçbir zaman bizim gibi bakmadı Kudüs’e, bizim gibi anlamadı, bizim gibi sevmedi Kudüs’ü. Sevseydi şayet, her üç semavi dine ev sahipliği yapmış, sayısız Peygamberlerin doğup büyüdüğü bu kutsal toprakları kan gölüne çevirmez, buralarda terör estirmezdi.
İsrail Kudüs’ü sevmiş olsaydı, İlk kıblegâhımızın içinde Müslüman kanı dökmezdi. İsrail, bu topraklara kin ve nefret tohumu eken, kana da kine de doymayan bir ülkedir. Mabet kutsaldır. Hangi dine, hangi millete ait olursa olsun mabede dokunulmaz, el uzatılmaz! Lakin Orta Doğu’nun şımarık çocuğu İsrail, canı sıkıldıkça her ramazan yaptığını yapar, Mescid’i Aksa’da Müslüman kanı döker! Çünkü dünyanın susacağını iyi bilir…
İslam âlemi yazık ki bildiğimiz gibi.
Yine sesi gür çıkan tek devlet var: Türkiye… Arap ülkeleri meydanda kaçak güreşmeye devam ededursun sahnede sesi çıkan ve haykıran sadece Türkiye var! Buna yakın ve uzak tarihimiz şahittir.
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan basirette ve cesarette günümüzün Sultan Abdülhamid Hanıdır lakin meydan er meydanı değil, kir meydanıdır yazık ki! Ortalık, kaçak güreşen sahte devlet adamlarıyla doludur. Hele demokraside, insan haklarında mangalda kül bırakmayan Avrupa devletleri her zamanki ikircikli söylemlerine kendileri bile inanmamaktadır.
ABD, bu sorunun baş müsebbibidir. Trump’ın giderayak İsrail lehine aldığı kararlar günbegün meyvesini vermeye devam ediyor! ABD Orta Doğu’ya ayak bastığından beri, bu coğrafyaya huzur gelmedi yazık ki. "Büyük İsrail" için bu coğrafyayı kan gölüne çeviren bu ülke, bölge insanına sadece acı, keder ve zulüm getirdi. Geçmişte Fransa ve İngiltere’nin ektiği kirli tohumları büyüttü, besledi asker eyledi!
Yarım asırdan fazladır Filistin sabahları pusludur bu yüzden.
Bu coğrafyada bırakınız dinî mabetleri, bırakınız insanlığı, zeytin ve narenciye bahçeleri, dağ çiçekleri bile tutsaktır. Düşünce tutsaktır, din tutsaktır, hürriyet tutsaktır, yaşamak tutsaktır. Acı bile tutsaktır Filistin’de. Çeşitli ülkelerde yaşayanlarla birlikte dünyada toplam 12 milyon Filistinli var! Ancak bunların üçte ikisi mülteci durumundadır…
1948 yılında İsrail’in kurulmasıyla Filistin’in yıkılma ve yok olma süreci başlar. Mülteci kamplarında büyüyen Filistinli yazar Susan Abulhawa’nın yazmış olduğu “Filistin Sabahları” adında bir roman var. Herkese okumalarını tavsiye ederim. Romanın özeti kısaca şöyledir:
“Cenin Mülteci kampında doğup büyüyen Amal adındaki genç kız, hiç görmediği, gidemediği ancak hayalini kurduğu Ayn Hod köyünü, zeytin ve incir bahçelerini hep aile büyüklerinden duyar. Bahçe bahçe, köy köy, kasaba kasaba, ilçe ilçe, şehir şehir elden çıkan, yitik Filistin hasretiyle yanıp tutuşur… Artık o eski özgür Filistin yoktur. Ayn Hod köyü yoktur!”
Hasılı Mescid-i Aksa namusumuzdur. Kalbimiz de ruhumuzda oradadır!