Nebi Miş

Bundan önceki iki yazıda siyasi partilerin yerel vizyonunu İstanbul üzerinden tarihsel olarak göstermeye çalıştım.
Bu yazıda Erdoğan belediyeciliğinin temelini oluşturan 1994 İstanbul seçimlerine odaklanacağım.
AK Parti belediyeciliğinin temelini, Erdoğan’ın 1994 seçimlerini kazanmasının ardından İstanbul’da oluşturduğu yönetim anlayışı ve siyaset tarzı oluşturur.  Erdoğan’ın İstanbul’da seçimleri kazanması Türkiye siyasi tarihinde bir kırılmayı ifade eder.
1994 seçimlerine gidildiği günlerde, dönemin hâkim medyası ve yazarları söz konusu seçimlerin bir milat olacağının farkında oldukları için şu tip analizleri sıkça yapmışlardır: “10 milyonluk megapol sadece kendine bir belediye başkanı seçmeyecek, aynı zamanda, Türkiye’nin başbakandan sonra en etkili siyasetçisini de seçecek.”
Aslında bu minvaldeki yorumların amacı seçmene, “bu kadar önemli bir şehre Refah Partili birini başkan yapmayın” çağrısıdır.
Erdoğan, 1994 seçimlerine giderken sadece İstanbul’un sorunlarına yönelik geliştireceği proje vaatleri ile öne çıkmaz. Aynı zamanda seçimlerde uyguladığı strateji ve iletişim tarzıyla da öne çıkar.
15 Şubat 1994 tarihinde Milliyet gazetesinde yer alan haberin başlığı, “Tayyip Erdoğan’ın 75 Bin Kişilik Seçim Ordusu” şeklindedir. Bir gün sonra Hürriyet gazetesi aynı konuda “gönüllüler ordusu” ifadesini kullanacaktır.
Erdoğan, kampanyada “yüz yüze iletişimi” merkeze koyar. Partisine ve kendisine yönelik oluşturulan direnci ve karalayıcı kampanyayı bu iletişim tarzıyla kırmaya çalışır. Böylece kimsenin nüfuz edemediği ve siyasetçilerin göz ardı ettiği kesimlere ulaşmayı öncelikleri arasına alır. Sadece partisinin oy alabileceği yerlere gitmek yerine kendi dünya görüşüne uzak olan kesimlerle de iyi iletişim kurar.
Erdoğan’ın seçim çalışmalarında ilk defa İstanbul’da uygulanan ve sonradan AK Parti’nin teşkilatlanmasında da farklı bir yapıya sahip olan “kadın kolları” çalışmaları özel bir avantaj oluşturur. Kadın kollarının seçim çalışmaları ev ev gezerek seçmene ulaşması seçimlerin sonucuna önemli oranda etki edecektir.
1994 yerel seçimlerine 13 parti katılır. İstanbul’da Erdoğan’ın rakipleri arasında, ANAP’tan İlhan Kesici, DYP’den Bedrettin Dalan, SHP’den Zülfü Livaneli ve DSP’den ise Necdet Özkan yer almaktadır.
Erdoğan, “önce içme suyu” diyerek seçim kampanyasına başlar. Su sorunu hallolduğunda diğer sorunları çözmenin kolaylaşacağını düşünür. Bu konuda kısa vadeli projesi, Ömerli Barajı’nın kullanılamayan 120 milyon metreküplük rezervini mühendislik müdahalesiyle kullanıma almaktır. Uzun vadede ise, Melen suyunu İstanbul’a getirmeyi vadeder.
Su sorunu çözülünceye kadar, geçici olarak, “Mağduriyet semtleri”ne “hızır su taşıma filosu” kuracağını söyler.
Erdoğan ulaşım sorununu, entegre planlarla çözeceğini vadeder. Boğaz'ın altına bir tüp geçidin yapılması gerektiğini vurgular. Metro hatlarını genişleteceğini ve ulaşım alternatifi için deniz yollarını etkin hâle getireceği sözünü verir.
Erdoğan’a göre, gecekondu ve konut yetersizliği sorunu; belediyelerin konut üretmesi ve ihtiyaç sahiplerinin alabileceği fiyatlarla bunu satması ile çözülecektir. Çöp sorunu ise vahşi depolamaya son verilmesi ile sonlanacaktır.
1994 seçimlerinde rakipleri ve dönemin medyası, Erdoğan’ı önce görmezden gelirler. Kamuoyu yoklamalarında kazanma ihtimalinin yükseldiği görülünce, medya üzerinden “irtica” üst başlığında, “yaşam tarzına ve devlete tehdit” içerikli manipülasyona başvururlar.
Erdoğan’ın partisi RP, “marjinal parti” olarak gösterilir. DYP, RP dışındaki tüm partileri, Taksim’de düzenledikleri Ata’ya saygı mitingi”ne davet eder.
Erdoğan dönemine kadar yapılan bütün yerel seçimlerde su, çamur, çöp, gecekondu ve konut yetersizliği ve trafik sorunu İstanbul’un birikerek yığılan sorun alanlarıdır. Her seçim döneminde belediye başkan adayları, kazanmaları durumunda bu sorunları çözecekleri vaadini vermelerine rağmen başarılı olamamıştır.
Erdoğan ise proje belediyeciliği ve yeni bir yönetim anlayışı ile bu sorunların büyük kısmını çözmüş; trafik sorunu gibi bazılarında ise önemli aşamalar kaydetmiştir...
Sonuç olarak, Erdoğan’ın İstanbul’da gösterdiği yönetim anlayışı ve siyaset tarzı, AK Parti siyasetinin kurucu dinamiğini oluşturacaktır. Yerel seçimlere gidilirken, 1994 ruhunun tekrar hatırlatılmasını bu bağlamda değerlendirmek gerekir.