Öcal Uluç

Galatasaray, "bir spor kulübüdür" ve kurulan "AŞ" ile de, "halka açık" bir şirketin "üst kuruludur!.."
Böyle bir "dernek şirket" ikilisinde "üyelik" elbette "eşitlik" üzerinde oluşturulmalı, "imtiyazlı olma" gibi bir "üstünlük" kimseye, hiçbir gruba tanınmamalıdır!..
Dernekler Kanunu'nda; Medeni Kanunu'nun "derneklerle ilgili bölümünde" 'imtiyazlı üyelik' yoktur, 'üyeler arasında eşitlik' vardır!.."
Dahası, "Galatasaray Lisesi", artık "Tevfik Fikret'in, Ali Sami Yen'in ve arkadaşlarının lisesi" değildir.
"Sınavla ve puanla öğrenci alan" bir lisedir; lisede yüzlerce Fenerbahçeli, Beşiktaşlı, Trabzonsporlu okumakta, mezun olmaktadır!.. Dahası "Fenerbahçe Kulübü üyesi olan" ve de "Galatasaray'a karşı, Fenerbahçe'nin görüş, istek ve beklentilerini savunan kişilerin öğretmen ve hatta müdür olabildiği" bir lisedir!..
Dahası, ne yazık ki Galatasaray Kulübü, "böyle bir lisenin böyle bir müdürünün, Galatasaray Kulübü Yönetim Kuruluna 'doğal üye olarak' katılmasına dair hükümleri olan" bir tüzüğe sahiptir!..

"Üyelik kotaları imtiyazı", sadece "liseden mezun olan" babaya değil, ondan, aileye, çocuklara kadar uzanan" bir "vesayet ve kapitülasyon özentisi" gibi ortadadır.
Mesela, "Galatasaray Lisesi'nde okumayan" bir kişi, kulübe üye olarak alındığında", kulüp kasasına "giriş aidatı olarak" 20 bin lira vermektedir; "Galatasaray Lisesi mezunları" ve "onların kontenjanından girenler" ise sadece 1.200 lira ödemektedirler!.. Bitmedi; "Galatasaray Liseli" diye, "lise kontenjanından "az sıfırlı giriş aidatını ödeyip", sonra "Liseli olmadığı anlaşılınca, 'çok sıfırlı giriş aidatını ödeyip" yeniden üye olanlar bile vardır.

Dahası, "giriş beyannamesinde 'tek kişinin imzaladığı' ortaya çıkan 130 kadar kişinin 'Yeterli imzaların olduğu giriş beyannamesini getirin" diyerek yapılan sahteciliğin kabul edilemeyeceğini" söyleyen Sicil Kurulunu "düşman ilan edip",  yönetime karşı "Kana kan, intikam" kampanyası açacak kadar kendilerini "kulübün aslı sahibi" sanan "liseci takımındaki intikam histerisinin, 'yönetimin değişmesine rağmen' devam etmesi de, Galatasaray'ı nasıl bölmeye çalıştıklarını" açık açık ortaya koymaktadır!..
Bu zihniyete 21'inci yüzyılın ilk çeyreği biterken "imtiyaz verilmeye devam edilmesi", gerçekten Galatasaraylı olan ve kulübe her türlü desteği mali bakımdan da, tribün desteği bakımından da, sportif olarak da verecek yüzlerce, binlerce kişinin "üyelik haklarının gaspı" anlamına gelmektedir ve Tüzük değişikliğinde "bu çarpıklık düzeltilmezse" devam edecektir!..

Bugünün "Dünya gerçeklerinde" şu tablo çok açık olarak ortada durmaktadır; "Futbol başta spor olarak 'uluslararası basamaklarda başarılı olmayı hedefleyen' kulüpler, ayakta durabilmek için" tribün ve naklen yayın gelirleri dışında, "onları defalarca katlayacak" bir mali tabloyu yapılandırmak zorundadırlar; milyarlarca dolarlık, avroluk" bütçeler!..
Bu nasıl olur; sadece "AŞ'leri halka açmakla değil, kulüp üyeliğini yüzbinlere, milyonlara açmak" ile…
"Büyük düşünmek" ve "Büyük olmak" için, kulüpler "belli bir grubun vesayetinden imtiyaz zincirlerini de kırarak kurtulmak" zorundadırlar!..  
Rahmetli Tevfik Fikret sağ olsa idi; (Şiirini bugünün Türkçesine çevirerek) Galatasaray Kulübü için hedefi şöyle koyardı; yazıyorum:
"Kimseden bir fayda ummam ben, dilenmem kol kanat. / Kendi boşluk, kendi gök kubbemde kendim gezginim. / Bir eğik baş bir boyunduruktan ağırdır boynuma; / yönetimi vesayetsiz, üyesi imtiyazsız, kendisi hür bir kulübüm!.."