Uluç Market

Öcal Uluç

Futbol Federasyonundan "haklı" bazı isteklerini belgeleyen, Kulüpler Birliğinin 19 üye imzasıyla gönderdiği ve "Maçlara çıkmayız" ifadesine sahip olduğundan "ültimatom" niteliği kazanan mektubu, ne yazık ki "beklenen" etkiyi ve tepkiyi oluşturamadı. Âdeta "sıradan bir açıklama gibi" geldi geçti. Basında beklenen karşılığı bulamadı, Federasyon'da "en ufak bir telaş ve sıkıntı oluşmadı", bu da basında çıkan birkaç yazı ve TV ekranlarındaki hafif birkaç söylem ile Federasyon'dan yapılan "sıradan açıklama" ile ortaya çıktı!..

Basın "Maçlara çıkmayız" sözünü "Laf ola beri gele" olarak kabul etmişti. Federasyon ise açık açık "Hadi canım siz de" dememişti ama "o anlama gelen" bir açıklama ile "Maçlara çıkmama" restini görmüştü.
Federasyon da, medya da haklıydı; "cevap için birkaç gün bekleyince" imza sahiplerinde "çözülme olacağını" biliyorlardı ve nitekim de oldu… Kulüplerden "Hık…  mıklar… İmza çekmeler… Kıvırmalar… Yalpalamalar…" art arda geldi…
Ve "ortada kalanlar" da kısa sürede ortaya çıktı; Habertürk TV'de ekrandaydılar; Beşiktaş / Galatasaray / Fenerbahçe / Trabzonspor…

Bakınız ne dedi, "4 Büyüklerden" Galatasaray Başkanı Burak Elmas; ""Biz kulüpler olarak Türk futbolunun sahibiyiz. Biz artık burada seyirci olmayacağız, kaptan olacağız!.." Burada duralım ve "hayal dünyasına" karşı, "gerçekleri yansıtacak" bazı soruları sormaya başlayalım:
Siz kulüpler olarak önce "kendi kulüplerinizin sahibi misiniz acaba" Sayın Burak Elmas?.. Mesela, 10 binden fazla üyesi olan bir kulüpte, "Genel kurula katılan üyelerin size verdiği kaç oyla, yani, yüzde kaç oranında aldığınız oy ile" başkan seçildiniz; bize bir anlatsanıza?..
Mesela, "Futbolun sahibiyiz" dedikten sonra, hemen "Fazla oldu galiba" diye düşünerek "Kaptan olacağız" diyecek kadar zekisiniz ama bir dönün bakın, önce "kaptanı olduğunuz" kendi kulüplerinize… Ne kadar borcunuz var, ne kadar geliriniz var, statlarınızı kim yapıyor, vergi-sigorta borçlarınızı yıllardan beri kim "yeniden… yeniden… yeniden…" yapılandırıyor, hatta bazen indiriyor, affediyor?.."
Bu nasıl sahiplik, bu nasıl kaptanlık?..

Dahası bitmedi; bu açıklamaların üzerinden bir gün geçmeden, "aranızdan" bir Sayın Başkan çıkıp da "Bizim talip olduğumuz futbolculara talip olmayın" ikazını kimlere yaptı; sakın bu uyarı size olmasın?.. Kaç yıldır bir başka Sayın Başkan, bir başka Başkan'ın kulübüne kafayı takıp, Kulüpler Birliğine bile "sahibi olmayan" talihsiz ve ağır bildiriyi yayınlatmadı mı?
Ve… O Sayın Başkan, kaç yıl "protokol olarak muhatabı olmadığı hâlde, o kulübün hocası için söylemediğini" bırakmadı mı?..
Üstelik "o kulüp" sizin kulübünüz ve "o Hoca" sizin hocanız değil mi sevgili Burak Başkan?..
Tablo çok açık ortada; Sayın Başkanlar, görülüyor ve anlaşılıyor ki, sizler ancak "maçlara değil, eğer hocalarınız 'Evet' derse, TV kameramanlarını da toplayarak takımlarınızı antrenmana çıkarmayabilirsiniz, 'Federasyon'u protesto jesti' olarak" işte o kadar!..

Türkiye'de "Olmaz" olmaz!..
İyi ki varsın, sevgili Ömer Faruk, iyi ki varsın!...
Sen olmasan, "Türk hakemliğinde nelerin olup bittiğini" nasıl öğreneceğiz, bilemiyorum.
Dünkü "Yeni 'MHK talimatı' tam bir hukuk skandalı!" başlıklı yazını gene hayranlıkla okudum.
Sadece hakemlikle değil, sporla, futbolla, hukukla ilgilenen herkesin okuması gereken bir yazı…
"Hakemliğimizin nasıl yönetildiğini" birçok yazısında öğrenip durduk, Ömer Faruk Ünal'ın ama "böylesi bir skandal"; inanılacak gibi değil!..
"Yürürlüğe girmesinden önce uygulanan bir talimat"; yooo, "Nasıl olur" demeyin, okursanız yazısını, anlarsınız; "Türkiye'de 'olmaz' olmaz!.."

Başkan ve hocası!..
Ben 86 yaşındayım, bazı şeyleri unutuyorum ya da "yanlış" hatırlıyorum herhâlde…  Seçimlerden önce özellikle "Mustafa Cengiz yönetiminde tümüyle karşı olanların Galatasaray başkan adayları" bol bol açıklamalar yaptılar; "Hocamız hazır (Fatih Terim), transfer listelerimiz hazır, paramız hazır… Göreve gelir gelmez, Hoca'mız işe başlayacak, Şampiyonlar Ligi eleme maçı için transferlerimiz yapılacak, antrenmanlara başlayacaklar, maçlara yetişecekler, kimse merak etmesin!.."
Şimdi durum ne; "ortada yabancı tek transfer yok, Cengiz yönetiminden devir alınan birkaç yerli transfer ve gençler var" o kadar. Fatih Terim, "sosyal medyada isyan eden" taraftara "sabır" tavsiye ediyor ve bakın ne diyor; "10 transfer de olsa, PSV maçları garanti değil!.."
Eeee… "Galatasaray Başkanı'na 'düşman' değil, 'dost' olan teknik direktör böyle olur" değil mi, Sevgili Fatih Hoca'm?..

Bir maç ki…
Ligin en enteresan transferlerini Adana Demirspor yapıyor; Mesela, Balotelli ve Belhanda  "futbolculukları kadar, 'başka özellikleri' ile de ünlü" iki futbolcu… Bakalım neler yapacaklar, Adana'nın bir  zamanlar 'efsane olan" Adana takımında?..
İlk maçları da çok enteresan olacak Adana'da; Fenerbahçe ile oynayacaklar.
"Haftanın değil", haftaların maçı olarak yazacak, yorumlayacak, konuşacağız bu maçı ve takımlarını!..
Balotelli ve Belhanda'ya karşı; Ali Koç ve hocası; bakalım kim gülecek?..

Şaka!..
Futbol Federasyonu, günler sonra Kulüpler Birliği'nin "ültimatom" nitelikli bildirisine cevap verdi; "Yabancı sınırı yeni bir konu yeni değil. 30 yaş üstü yabancıları doldurdunuz. Bu açıklamalar Türk futbolunun marka değerine zarar veriyor."
Allah… Allah… "Takımların 30 yaş üstü futbolcularla doldurulmasına" ben izin verdim, herhâlde. Vah… Vah… Çok yanlış yapmışım; öyle değil mi, Sayın Nihat Özdemir?