Öcal Uluç

Geçen yıl 10 Ekim’de, Ümit Millî Takımı ile Florya’da oynanan “hazırlık” maçında Marcao’nun Dervişoğlu’na “tokat atmaya teşebbüs etmesinin ve maçtan sonra ‘Olur böyle vakalar’ denilmesine rağmen maçın 70’inci dakikada bitirilmesinin” üstü örtülürse bu sezon Süper Lig’e Giresun deplasmanındaki giriş karşılaşmasında, “o adama” Aktürkoğlu’nu stattaki binler, TV başındaki yüz binler önünde kafa, tokat, yumruk dövmesinin “yolu açılmış” olabilir mi?..

Bu sorunun cevabını, Galatasaray Başkanı Burak Elmas ile takımın hocası Fatih Terim iyi düşünmeli!..

Terim “bu konuda” diyor ki; "Yaptırımı yapacaksak biz yapacağız. Bu kimseyi ilgilendirmez.”

Ne demektir bu söz; “o iğrenç, o çirkin, o kabul edilemez, o insanlık, o ahlak, o spor dışı hareketi yapan” adamı, “korumaya, kollamaya almaya başlanmasının” ifadesi değil midir, bu söz?..

Bak Hoca’m, “Aktürkoğlu’na yapılan saldırı”, sadece “sizi”, yani Başkan’ı, Hoca’yı ve yönetimi değil, “Türk’üm” diyen herkesi (Bu ırkçılık değildir), bütün spor camiamızı, bütün Galatasaraylıları ilgilendirir… Ve de elbette “biz, gazetecileri, spor yazanları!..”

Türk Millî Takımı’nın “gencecik” hücumcusuna “ta kendi yarı sahasının ortasından, rakip yarı sahasının ortasına kadar gelip kafa – yumruk – tokat atmak, kimsenin, ama kimsenin haddi olmamalı, o adam “Marcao” değil, Hagi de olsa, Messi de olsa, Ronaldo da olsa!.. Hatta “hocası” Fatih Terim olsa bile…

Anlaşılıyor ki, “o adam, herkesten, başta Kerem olmak üzere özür dileyecek, ‘para cezası ile’ iş geçiştirilecek” ve de “Randers maçında” sahaya çıkarılacak; “sizin çözüm formülünüz” bu!..

Ya, Kerem’in “bütün bir ömür unutmayacağı bu çirkin meydan dayağının bilinçaltında iz bırakacak olan travması” ne olacak?..

Tabloya bakın; geçen yıl “2 gollük averajla şampiyonluk kaybetmiş” bir takım… 2-0 galip ve de rakip 10 kişi kalmış… TV başındaki yüz binlerce Galatasaraylı, kenarda Fatih Hoca, yardımcıları, takım arkadaşları, tribünde Başkan ve yöneticileri… Herkes “bol averajlı bir skor” bekliyor… İlk haftanın liderliğini bekliyor… O da ne; “şımartılmış” bir zorba çıkıyor ve “gencecik” takım arkadaşına, Türk Millî Takımı’nın yeni gözdesine meydan dayağı atıp, oyundan atılıyor… Maçın kalanı, Galatasaray takımı ve taraftarları için “endişe dolu” Giresunspor baskısı ile geçiyor, “çok şükür” mırıltıları içinde bitiyor!..

Bu tablo ortada iken, öncelikle, “Yaptırım kimseyi ilgilendirmez” sözünün gerçek hayatta “ne kadar geçerli (!) olduğunu” ortaya koyan Futbol Federasyonu Disiplin Kurulu Talimatını nasıl unutur Fatih Terim, anlamam mümkün değil!..

Bu talimat diyor ki; 

“MADDE 44 – SALDIRI (1) Saldırının, futbolculara, yöneticilere, görevlilere veya diğer kişilere yönelik olması hâlinde; (a) Futbolculara 5 ila 10 müsabakadan men cezası…”

Sevgili Hoca’m, Sayın Başkan ile beraber, “bu, sadece futbol sahalarında değil, salonlarda, pistlerde, ‘ringler hariç’ spor yapılan bütün mekânlarda yıllardır bir benzerini görülmemiş” çirkinlikteki olayın, dünya gazetelerinin sayfalarındaki, TV ekranlarındaki görüntülerinin de “ülkemiz ve Galatasaray için” neler ifade ettiğini de düşünün. Bilesiniz ki, “Galatasaraylıyım” diyen herkesin yüreği yanıyor!..

“Galatasaray’a yakışacak, Aktürkoğlu’nun ve ailesinin travmasını biraz hafifletecek ve de alkışlayacağımız bir yaptırım” beklemek hakkımız!..