Uluç Market

Öcal Uluç

Birkaç hafta önce "Antik hocalar" yazısını yazdığımda, epey sert eleştirilerle beraber "olumlu" epey dönüş de gelmişti, mail kutuma…
"Antik" kelimesinin sözlüklerdeki karşılığı şöyle; "İlk çağların büyük uygarlıklarıyla ilgili olan…"
Bu "anlam", nasıl da "çok parlak" geçmişlerine karşılık, "yaşadığımız çağın futbolundan ne kadar uzak kaldıklarını göstermek için yarışan" hocalarımızı hatırlatıyor!..
Galatasaray'ın 2-0'dan 2-2 berabere kaldığı Kasımpaşa maçı ile 2-0 galipken 2- 2 berabere kaldığımız Karadağ millî maçını seyredin art arda, "ne demek istediğimi" dakika dakika göreceksiniz… Sahaya çıkardıkları takımla, o takıma oynattıkları futbolla, maça müdahalelerde "neler yaptıkları" ile ne kadar da benzeşiyorlar Fatih Terim ile Şenol Güneş…
Altay-Fenerbahçe maçını seyretmedim, sevgili kardeşim Hıncal Uluç'un yazdığına göre, Mustafa Denizli Hoca'm da "Fatih Hoca'ma özenmiş"; şaşırmadım.
"Geçmiş zaman olur ki, hayali cihan değer" sözünü sık sık hatırlamaya başladık, görülüyor ki, "hatırlamaya" devam da edeceğiz, 'antik hocalarımız' sayesinde!..

Epözdemir'e bir soru!..
"Oğulcan olayı" konusunu, "eski yönetime iliklemeye kalkışan" Galatasaray Başkan Yardımcısı Rezan Epözdemir'e bir sorum olacak…
Bilmem ki, Galatasaraylılar, "Galatasaray'a 6,5 milyon avro getirecek olan Mustafa Muhammed olayını yüzünüze gözünüze bulaştırdığınız için" hakkınızda ne düşünmeli?

Futbol her yerde, ya voleybol?..
Bir milyarlar ve milyarlar harcadığımız futbolumuza, A Millî Futbol Takımı’mıza bakın, bir de voleybolumuza ve "kadınlı/ erkekli" voleybol millî takımlarımıza…
Çıkalım bir caddeye yüzlerce kişiye soralım, kaç tanesi acaba Federasyon Başkanı'mızın adını biliyor, kaç tanesi kadın-erkek millî takımlarımızdan üçer oyuncunun adını biliyor, hatta kaç tanesi "voleybol millî takımlarımızın kaptanlarının adını" biliyor?..
Yüzümüz kızarmıyor mu, ey TRT başta, anlı şanlı TV'lerimiz, anlı ve de şanlı gazetelerimiz, onları "üst üste gelen büyük başarılar geldiğinde mi hatırlayacak, ekranlarımıza getirecek, sayfalarımıza koyacağız?
Altmış yıl önce spor servislerimizde "voleybol muhabirleri, voleybol yorumcuları vardı ve Voleybol Federasyonu başkanlarını "sporla ilgilenen, okuyan, seyreden" herkes tanır, yolda selam verirlerdi.
Şimdi, “bıraktım herkesi”, spor yazan, spor servislerimizde 9-17, 17-24 çalışan spor yazarlarımızdan kaçı tanıyor, yolda görürse "Nasılsınız Başkan'ım" diyerek selam verecek durumda?..

Biraz insaf, biraz vicdan!
Galatasaray eski başkanı Mustafa Cengiz perşembe günü hastaneye "yoğun bakıma" kaldırıldı.
Temennimiz, beklentimiz, dualarımız Cengiz Başkan'ın gene "sağlığına kavuşarak" evine dönmesi üzerinedir.
Ama görüyorum ve okuyorum ki, hâlâ acımasız "kana kan intikam" ateşi içinde yananlar var… Cengiz ve arkadaşları için istenen "kesin ihraç talebini reddeden" Disiplin Kurulunun tavsiye ve Yönetim Kurulunun onaylama kararına ateş püsküren, kurulları, yönetimi yerden yere vuranlar ve hatta "Galatasaray Tüzüğünün 'paspas edildiğini' yazarken, Tüzüğe de hakaret edenler var…
Hiç mi insanlık yok, insaf yok, izan yok, vicdan yok; yazıklar olsun…Yazıklar!..

Yazıklar olsun!..
Galatasaray'da saha, salon, pist, havuz, ring, manej, su, deniz sporları tarihinin "en çirkin skandalının kahramanı (!)" Marcao'ya "göstermelik bir 150 bin avro ceza ile" dosyayı kapatmak isteyen Burak Elmas ve yönetimini bu karara mecbur eden" mi var acaba?..
Bu "acaba'nın cevabı" Fatih Terim olmasın?..
Zira "Hoca'mız, kendisinin kesmediği cezayı, ceza kabul etmez"; millî takımda da böyleydi, Galatasaray'da da...
O "çirkin" adama talipler var, "onunla aynı takımda oynamaya mahkûm edilen" Kerem'i "kaybetme pahasına" verilen "çok makul bonservis bedellerine rağmen" öneriler kabul edilmiyor, neden? Neden belli…
Neymiş, "stoper yokmuş"; her tarafa onca transfer yapıldı, "istense bulunup", alınabilirdi!..
Ve de… O "çirkin olayın başaktörü" Marcao, o "şanlı formayı giymeye" devam edecek…
Hadi canım, siz de!..

İyi niyet nerede?..
Futbol Federasyonu, arada "onu yönetenlerin sponsor şirketleri olmasa" pekala Oğulcan'ın hiç olmazsa "Avrupa kupalarında oynamasını" sağlayabilirdi, yapmadı.
Oğulcan'ın lisansını verir, ama "Süper Lig'de ve Türkiye Kupası'nda 'Galatasaray ile Rizespor arasındaki anlaşmazlık giderilene kadar' lisansa tedbir koyabilirdi"; böyle "özel" kararlar, mesela "Süper Lig'de saha kenarına çıkmaları için gerekli belgeyi alamamış" bazı hocalar için verilmiyor muydu?..
Böylece Galatasaray AİHM'e gitmez, Federasyon "AİHM cezaları ile" karşı karşıya kalmazdı!..

Şaka!..
Alın efendinler alın, bu transfer iştihası sizin,

Gelen cep doldurur, yer, içer gider; gelsin yeniler!
Federasyon seyreder, "talimatı var" ama kim dinler?
Bir yol bulunur nasılsa, zira kasa yamyamlığı sizin!..