Öcal Uluç

Hezimeti ‘kendi uydurduğu’, bugüne kadar tek söz etmediği ‘Şeytani düzen’ dediği hayali bir düşmana bağlayan Şenol Hoca ile Hollanda maçı biter bitmez yollar ayrılmalıydı… 

-----

Üzülerek yazıyorum, ama Federasyon Başkanı Nihat Özdemir’den, A Millî Takımımızın hocası Şenol Güneş’e kadar “yetkili ve ilgili kim varsa”, onlar “durumu iyice anlasınlar” diye “böyle yazmak” zorundayım; zira bugüne kadar “anlamadıklarını” görüyorum!..

Yazmak zorunda olduğum ‘iki cümle’ şu: “Cebelitarık önüne, ‘futbolcularına ‘ay yıldızlı forma giydirilerek’ Alanyaspor çıkarılsa, gene maçı ‘en az 3-0’ kazanırdık. Neden Alanyaspor’u seçtim; zira millî maçtan iki gün önce hocası Çağdaş Atan ile yollar ayrılmıştı ve “takımın hocası yoktu!..” 

Yooo Sevgili Şenol Hoca’m, kızmaca, gücenmece yok… Zira bu grupta oynadığımız Norveç ve Hollanda maçlarından sonra “Sen yoksun”; ne EURO 2020’de “0 puan, 1/8 = eksi 7 averajla grup sonuncusu olduğumuz maçlarda, ne millî takımımıza “küme düşürdüğün” Uluslar Ligi’nde!.. 

Bütün bunlara rağmen Nihat Özdemir ve yönetimi, “cesur bir adım atıp”, tabloyu tamamen değiştirecek bir kararı alamadı.

Sen de “istifa edemedin”; bilmem ki neden?.. Çoğuna inanmadığım şeyler söylendi; söyletmemeliydin!..

Bu satırları yazdığımda Hollanda maçına 12 saat var. Okuyucularım bu satırları okurken, maçın sonucu belli olmuş olacak; “Benim ümidim yok”, inşallah yanılır ve senden özür dilerim, hem de seve seve…
*** 
“Çarşamba yazım için” salı sabahı yazdığım “Dün geceden 12 saat önce…” başlıklı yazıya “yukardaki satırlar” ile başlamıştım. Sonra vazgeçtim, “Ne olduysa, olacaksa cuma yazımda yazarım” dedim ve gazetemde çıkan “Paralimpik'teki ‘parlak' başarı!..” başlıklı yazımı yazdım…

Maç oynandı, “Ortaya düşündüğüm gibi bir tablo çıktı”;  üstelik “süregelen bir ‘futboldan kopmuşluk zincirinin son halkası’ olan” böyle “acı bir tablo” ortadayken, dünyanın hiçbir yerinde “o takımın hocası” iş başında kalmaz, kalamaz.

Kalmaz; zira “istifa eder”, kalamaz; zira “hizmetlerine teşekkür mektubu” alır…

Kendine de, kariyer ve karizmasına da “yazık etti” Şenol Hoca… “Dost acı söyler” sözünün isabetine inanmadı, “gerçekleri ve ne yapması gerektiğini” söyleyen, yazan “gerçek dostlarına inanmadı” ve kendisini “Kara Salı gecesini yaşamaya” mahkûm etti.

Son iki yılda “gruptaki ilk Hollanda ve Norveç galibiyetleri dışında ‘hocasız görünen’ millî takımımız”, nihayet “yarım düzinelik” Hollanda maçında “kendini de yok etti!..”

Elbette, Hollanda basınına “Türkiye’yi kıymaya çevirdik” dedirten bu acı tablonun baş sorumluları… “Ben yalvarmadım, bana yalvardılar, göreve getirdiler” diyecek kadar pişkinleşen… “Hezimeti ‘kendi uydurduğu’, bugüne kadar tek söz etmediği ‘Şeytani düzen’ dediği hayali bir düşmana bağlarken…  “Kendilerini de işaret edecek kadar kendini kaybeden” bir Hoca’ya kaç defa “güle güle” deme zamanı geldiği hâlde, “demeyen, diyemeyen” Futbol Federasyonu Başkanı ve yöneticileridir!..

Hâlâ anlamadılar ki, ortada “ama herkesin ağzından düşmeyen” sebep vardır ve Hoca’mız “istifa etmez!..”

Haklı mıdır; elbette “hukuk ve kanun olarak” haklıdır ve “tazminat hakkı” vardır; ama acaba “milyonların vicdanı” de diyor; işte bütün mesele!.. 

Hiç vakit geçirilmeden, Şenol Güneş’e teşekkür edilmeli ve millî takımın başına “Okan Buruk” getirilmelidir. Ama Okan Hoca, yardımcılarını kendisi seçmelidir; “Yanında falanca da olsun” denmeden!..

“Falancayı istiyorsa” o almalıdır: “sorumluluk ve yetki” tepeden gelen istek ile paylaşılamaz!..