Öcal Uluç

Gerçeği konuşalım; “Beşiktaş, ‘kaçırılan fırsatlar’ bakımından, maçı ‘konsantre olabilse’ berabere bitirebilirdi… 


“Oyundan, oyucularımdan, mücadeleden, tempodan çok memnunum” diyen bir Hoca, biraz detaya girince, “Taçtan gol yedik, bu seviyede bu ayrıntılar olmaz. Yediğimiz gol hayal kırıklığıydı. Devreye 2-0 girince başka bir şey oldu. Oyunun gelişimi bizi oyuna konsantre olmakta çok zorladı” ifadesiyle, “memnun olmaması gereken ‘acı ve asıl’ gerçeği” söyleyiveriyor!..
Evet, “taçtan gol yemek” eleştirilecek bir zaaf ama “Beşiktaş, ‘taçtan gol yiyen’ ilk takım” değil ki, Real Madrid’den, Başakşehir’e, Barcelona’dan, Galatasaray’a, Fenerbahçe’ye kadar her takım “kim bilir kaçar defa taçtan gol yemiştir” ama… İşte ondan sonrası önemlidir; “Tepki gösterebilmek ve de ‘taçtan yenilen golü’ telafi edebilmek; yani, “oyuna konsantre olabilmek!..”
Beşiktaş “öyle bir takım kurdu” ki, “taçtan gol yenilince konsantre olamamak, bu gol ‘ikinci gol’ olsa” da, mağlubiyete “mazeret olmamalıydı”; ancak “bahane” olabilirdi!..
Eğer “taçtan yenilen golden sonra ‘o kalitede olan bir takım, bu seviyede bir grupta’, hem de ‘kendi sahasında ve coşkulu seyircisi önünde’ konsantre olamıyorsa”, bundan sorumlu olanlar “futbolcular” değildir; sorumlu “doğrudan” o takımın hocasıdır!..
Gerçeği konuşalım; “Beşiktaş, ‘kaçırılan fırsatlar’ bakımından, maçı ‘konsantre olabilse’ berabere bitirebilirdi” ama…
Beşiktaş, “maçı grupta gelecek maçı onun sahasında oynayacağı Ajax’ın, ‘hem de Portekiz’de Sporting’i 5-1 ile hezimete uğrattığı maçtaki skor gibi’ ağır bir sonuç” ile de sahadan ayrılabilirdi… 
Alman ekibi “o kadar çok net pozisyondan” faydalanamadı ya da “genç” Ersin kurtardı ki; “onlar” ne oluyor, Sergen Hoca’m?..
Maçtan sonra Kenanlar, Montero’lar, Pjanic’ler “ayrı ayrı” kameralara diyorlar ki; “İyi direnç gösterdik!..”
Bu ne demek; “maça, Alman rakibi ‘yenmek için değil, yenilmemek için çıkıldığını’ gösteren” bir “söz birlikteliği” değil mi?..
İkinci yarıya başlayıştaki futbol da, “hedefin bir beraberliği yakalamak değil, üçüncü golü yememek olduğunu” göstermiyor mu?..
Maçtan sonra TV ekranlarında dinlediğim, dün sabah gazetelerde okuduğum yorumların “büyük bölümü” yukardan beri yazdıklarımla uyuşmuyor; Sergen Hoca’nın, Kenan’arın, Montero’ların, Pjanic’lerin söylediklerine destek veriyor… “Beşiktaş’ın görevini yaptığını” söyleyenler ve yazanlar bile var!..
Görüşlerine “Efendim, Türkiye’de oynanan futbolun kalitesi ve gücü ortada” diyerek başlayanlar için, “Çarşamba gecesi mağlubiyeti” normal!..
Ama ve mesela, Moldova şampiyonu Sheriff Tiraspol, “Devler Ligi’nde tarihindeki ilk galibiyetini” Şampiyonlar Ligi dâhil Avrupa kupalarının gediklisi Ukrayna Şampiyonu Shakhtar Donetsk’i 2-0 yenerek alabiliyor!..
“Direnmek” mi, “yenmek” mi; işte bütün mesele… 
“Direndik” diye memnuniyet ifade eden futbolcularla, “Bu gruptan çıkabilir miyiz” Sergen Hoca’m?..
Elbette “her takım mağlup olabilir”, Beşiktaş’ın da “Borussia Dortmund’a yenilmesi” sürpriz değildir… 
Ama “Seviye farkı” diyerek “mağlubiyeti, hem de ilk yenilen golden sonra kalan 74 dakika içinde tepki gösteremeyerek kabullenmek”, işte “karşı olduğum” tablo budur!..