Hakem Odası

Ömer Faruk Ünal

Kulüplerimiz para basıyor, hepsi birer futbolcu fabrikası!
Her sene Avrupa’da en az bir yarı finalimiz var!
Millî takım derseniz, turnuvaların gediklisi!
Her sene bonservis bedeli 50 milyon avronun üzerinde en az üç futbolcuyu piyasaya sürüyoruz!
Ama hakemlerimiz maalesef çok kötü!

Bir sorum olacak!

Lütfen söyler misiniz? Türkiye’de hakemlerin iyi olmasını isteyen ve buna destek olan bir tane kurum, camia ya da şahıs var mı?
- Eski hakemler, hakemlerin başarılı olmasını istiyorlar mı?
- Medyanın hakemlerin iyi olmaları için pozitif bir katkısı var mı?
- Hakem Derneğini, hakemlerin arkasında hiç gördünüz mü?
- PFDK ya da Tahkim, hakemi cesaretlendirecek kararlar veriyor mu?
- Kulüpler Birliği, hakemleri destekleyecek bir iş yapar mı?
- Eski MHK Başkanları, hakemlerin başarılı olmasını ister mi?
- Şahıs olarak Ali Koç, Mustafa Cengiz, Fatih Terim, Göksel Gümüşdağ, Abdullah Avcıların... Hakemlerin işlerini kolaylaştıracak hiçbir tutum ve davranışına rastladınız mı?

Kitaba hiç uymadı!

Ali Koç, Fatih Terim için ne demişti?
“Futbolculuk ve hocalık döneminde onun kadar ceza alan birisi yok. Sicili nasıl bu kadar bozuk olabilir?”
Ali Koç devam etti, Fatih Terim’in “Türkiye’de maçlar masada, Şampiyonlar Ligi’nde ise sahada kazanılıyor” cümlesi için ise “Bu durum onların fıtratında var” dedi.
TFF Hukuk Müşavirliği, 38. Madde’den (sportmenliğe aykırı açıklamadan) PFDK’ya sevk etti.
Sevk edilen 38. madde (b) fıkrası çok açık; “45 ila 120 gün hak mahrumiyeti” diyor.
Ceza açıklandı; 30 gün!
Bakın, “ceza tayinine gerek yok” deseydiniz; bu çok daha kabul görürdü.
Merakım da şu; 45 gün ceza almak için ne demek lazım?
Acaba ‘sicil’den 15 gün, ‘fıtrat’tan da 15 gün toplam 30’a mı bağladınız? Ama işte o da kitaba uymadı!

Kadro genişliyor!

Geçen sezon ilk alt hafta yok sayılan hakemler, bu sezon FIFA hakemleri kadar şans bulmaya başladı.
Yine geçen sezon 1. Lig kadrosundaki Bülent Birincioğlu ve Atilla Karaoğlan birer defa maç aldı.

Teknik alan ihlalleri!

Son dört-beş sezondur, teknik adamların “teknik alan ihlalleri” neredeyse bir “hak” hâlini almıştı.
Sebebi de çok açık ve net!  MHK’lar, yaptıkları tayinlerle âdeta “görmeyin” diyorlardı.
Defalarca yazdım, bir daha hatırlatayım.
Hakan Ceylan, dördüncü hakem olduğu bir Antalya-G.Saray maçında kural ve talimatlar gereği Igor Tudor’u tribüne göndermişti.
Hakan Ceylan, sezonu kapatmış kadar olmuştu. İki ay sonra eline düdük alabilmişti.
Bu, hakemlere açıkça “Karışmayın” mesajıydı.
Kulübeler herkesin istediği gibi hareket etme alanı olmuştu.
Şimdi MHK, bunun önüne geçmek istiyor. Bu konuda hiç tavizleri yok.

VAR’ın gölgesinde kaldık

Son iki sezondur, hakemler ve kamuoyu VAR ile yatıyor, VAR ile kalkıyor.
Hâliyle eğitim de tamamen VAR üzerine.
Ve hakemler, “hakemliği” ıskalamaya başladı.
Bazı hakem hatalarının, bundan kaynaklandığını düşünüyorum.
Hakemlik VAR’dan ibaret değil.
VAR’dan önceki hakem eğitimi göz ardı edilmemeli.
Hayat; “VAR şuna karışır, buna karışmaz” olmamalı.

Çok geç kaldın!

Fedadan sonra üst üste iki şampiyonluk gelmiş!
Yapamaz dedikleri, stadı yapmışsın.
Kaçmayı aslında yılbaşında kafaya koymuştun!
Federasyon Başkanlığı için Ankara’yı yokladın, olmadı.
Beşiktaş Belediye Başkanlığı için CHP’yi yokladın, olmadı.