Söz Market

Ömer Söztutan

JOSEF - Topal tartışması sebebiyle Yozgat Sorgun'da bir kıraathanede çıkan kavgada iki kişi birbirini yaraladı…
(…Krampon)
∆∆∆
ÇİN Futbol Federasyonunun Cüneyt Çakır’a yaptığı teklife 3 büyük kulüpten itiraz geldi…
(…Ömer_Ce)
∆∆∆
RUSYA ile yapılan S-400 savunma sistemi görüşmelerine, bütün savunma oyuncularından büyük paralar kazanan Beşiktaş katılacak…
(…Zlatan)
∆∆∆
KURUMSALLAŞMA yolunda önemli adımlar atan Fenerbahçe yönetimi, tesislerdeki tellaklarla yollarını ayırdı...

Ana Kumanda
(…A SPOR / Canlı)

MUHABİR: Forma satışı için yıldız alınması gerekiyor. Yıldız alacak mısınız?
FİKRET ORMAN: Evet Yıldız Tilbe bizim için şarkı söyleyecek.
∆∆∆
(…ATV / Tatlı Sert)

STÜDYODAKİ KADIN: Beni ölümle tehdit ediyor Müge Hanım...
STÜDYODAKİ ADAM: Sorar mısın, ben onu hiç öldürmüş müyüm bugüne kadar?...

Bizim pano
(...Haftanın yalansız ve abartısız olayları...)
SERDAR: Telefonu toplantı masasında unutup “Kayboldu” diye telaşa düşmesi ve toplantı masasının üzerindeki kendi telefonu ile kendi telefonunu çaldırmaya çalışması...
∆∆∆
YUNUS: Dâhilîden çaycıyı araması, “Bana bir sigara, bir de büyük çay getir” demesi, telefona o sırada çay alan babasının çıkmış olması...
∆∆∆
MURAT: En komik Türk filmlerinden konuşurken “Aaa... Siz Yılmaz Erdoğan'ın Organik İşler filmini seyrettiniz mi” diye sorması...

Öğrendim ki;
“-Elvedaya; giden kadar, izin veren de ortakmış…”

Kadıncıklar!
-Pazardan süt alıp yoğurt yapmıyorsan, o marketlerden aldığın katkısının ne olduğu belli olmayan, yoğurt kılığındaki ürünü yiyeceksin.
Sevgili tembelciğim!
...
-'Salça yap' demiyorum ama memleketinde elleri öpülesi kadınlarımızın yaptığı salçalardan satın almıyorsan, kanserojen içeren katkılı salçaları hem yiyecek hem de yedireceksin;
Mutfak güzeli(!)
...
-'Erişte yap' demiyorum ama en azından marketten makarna alacağına köy pazarından erişte satın al be kadın(!) Erişte ne mi? Annene sor, kayınvalidene sor, mahallendeki yaşlı ebeye sor;
Sorgusuzum...
...
-Pazardan kese yoğurdu alıp, ayran yapmışlığın yok, bir dene daha önce ayran diye içtiklerinin ne olduğunu gör bari;
Meraksızım...
...
-Yaz aylarında 5-10 kiloluk biber alıp, kurutup sofralık biber yapmazsan, Avrupa kapılarından dönen alfoksinli kiremit tozlu ve boya katkılı toz biberleri ziftleneceksin;
Tembelim, uyuşuğum...
...
-Limon şeker ve suyu karıştırıp limonata yapmıyorsan kolon kanseri yaptığı kesinleşen mısır şekeriyle hazırlanan boyalı suları içeceksin, 'Dondurmam Kaymak' filmindeki yurdum dondurmacısı yalan mı söylüyor? Gıda boyası, şeker su karışımı.. Afiyet olsun;
Beslenme özürlüm...
...
-Sabahları zeytinli peynirli, ballı, yumurtalı, kahvaltı yerine kedi çanağında süt ile karıştırdığın Amerikan mısır gevreği mama ile kendini kandırmaya devam edersen hastalık için çok beklemeyeceksin;
Tembel tenekem...
...
-Babanın annenin gençliklerinde bir günde yürüdükleri mesafeyi sen bir ayda yürümüyorsan -utanmadan- deniz kenarında bile arabayla geziyorsan, bakkala gitmek yerine telefonla sipariş veriyorsan, “Kolesterolüm var, belim kalınlaştı, gıdığım sarktı, damarlarım elektrik kablosu gibi sertleşti, karaciğerim yağlandı” diye ağlamayacaksın;
Hareket özürlüm...
...
-Uykundan feragat edip, okula giden ufacık çocuğuna kahvaltı yaptırmayıp beslenme çantasına tost yapıp, meyve suyu ya da süt koymazsan, vicdanını rahatlatmak için verdiğin para ile çocuğun sabahın erken saatinde o soğuk havada kola ile soğuk sandviç yediğini bilmiyor musun?..
Adı 'anne' olan kadıncık!

-'Bizim zamanımızda' diye başlayan ak elli, bal dilli, nur yüzlü büyüklerin sözünü kesip ''Geçti sizin zamanınız, şimdi her şeyin hazırı ve kolayı var" dersen, hazır ve kolayın sana hazırladığı sonuçlara katlanırsın...
Çok bilmişim!..

Temel’in yeri...
Temel kendini çok iyi yetiştirmiş İngilizceyi ve Fransızcayı ana dili gibi konuşuyor, yurt dışında yaşıyor...
“-Hatunlarla Fransızca, iş görüşmelerinde İngilizce konuşuyorum...”
-Ya ana dilini...
“-Onu da trafikte, maçta, berberde falan kullanıyorum...”

itirafım var...
(...isim: neslihan p. ...şehir: ankara ... yaş: yirmi dört)
İlk görev yeri olarak Zonguldak iline atandım...
Köşe bucak ev arıyorum...
Baktığım her evde ev sahibinin sorduğu ilk soru “Evli misin, bekâr mısın” oluyor...
Bekârım deyince de "Bekâra ev veremem" cevabını alıyorum...
Neredeyse kafayı sıyıracağım!..
Bir umut bir eve daha bakarken o meşhur soru geliyor...
Ve ardından ev sahibi ile aramızda geçen konuşma:
EV SAHİBİ: Evli misin?..
BEN: Hayır bekârım...
E.S: Nişanlı mısın?..
B: Yok değilim...
E.S: Sözlün var mı?..
B: Hayır o da yok...
E.S: Kız arkadaşın var mı peki?..
B: Maalesef o da yok...
E.S: O zaman sana bu evi veremem...
B: Neden peki?..
E.S: Ben evimi bekâra vermem...
B: (Kafada şarteller attığından) O hâlde varsa benim yaşlarda bir kızın, ver onu... Hem ben evlenmiş olurum, hem sen evini kiraya vermiş olursun... Dedim, demez olaydım...
Çünkü en son adamın sopayla beni kovaladığını hatırlıyorum...
(omer.soztutan@tg.com.tr - itiraf edin, rezil edelim…)