Söz Market

Ömer Söztutan

ALKIŞLADIĞI her futbolcuyu kaybeden Beşiktaş taraftarı; kamp yapılan tesislerde Mustafa Pektemek, Aras ve Negredo’ya sevgi gösterilerinde bulundu, “Hadi hayırlısı” dedi.
∆∆∆
“NEDEN numaradan yerde yatayım?.. Böyle bir şey olabilir mi” diye kendini savunan Neymar’ın konuşma metnini Hıncal Uluç’un yazdığı anlaşıldı.
∆∆∆
ATİBA’nın serbest kalması, Tosic ve Fabri’nin satılması, Vida ve Quaresma’nın gidecek olması üzerine malzemeci Süreyya kendini Nevzat Demir Tesislerinin tuvaletine kapattı.

Ana Kumanda
(...ATV / Esra Erol’la)
STÜDYODAKİ TEYZE: Aslan gibi kazanıp aslan gibi yiyeceksin.
STÜDYODAKİ AMCA: Ben eşek gibi çalışıp, at gibi yedim...
∆∆∆
(...ATV / Tatlı Sert)
STÜDYODAKİ ADAM: Ben bu kadın yüzünden 2 kere intihara kalkıştım, çenem kaydı...
STÜDYODAKİ KADIN: Yalana bak, çeneden intihar diye bir şey mi var?..
∆∆∆
(...ATV / Esra Erol’la)
STÜDYODAKİ TEYZE: Çok şey istemiyorum. Sonuçta bir sefer evleneceğim.
ESRA EROL: İyi de bu üçüncü olacak senin...

Bizim pano
Halı sahada maç yapacağız, süresini tartışıyoruz. Mehmet Abi noktayı koyuyor;
“- Yirmi beşer dakikadan yarım saat oynayalım işte...”
∆∆∆
Serdar denize girmiş, gözlerinin bozulduğundan şikâyet ediyor.
SERDAR: Şu karşıdaki adamı bulanık ve çift görüyorum...
MURAT: Telaşlanma abi... O gelenler ikiz kardeş..

Masal...
“-Tüm geçmişimizde o kadar gülünç şeyler, aldatmacalar, saflıklar keşfediyorduk ki; belki de genç olmayı bir anda durdurabilmeyi isterdik..
Gençliğin kopmasını beklemeyi, bizi geçerek çekip gitmesini beklemeyi, uzaklaşmasını izlemeyi, tüm o küstahlığına bakabilmeyi, bıraktığı boşluğa dokunabilmeyi…
…Derken yeniden kendi önümüzden son bir kez daha geçerken gittiğinden iyice emin olmayı ve o zaman da huzur içinde, kendi yolumuzdan, tamamen kendimiz olarak, usulca zamanın öte tarafına geçip insanların ve nesnelerin neye benzediklerine gerçekten bakabilmeyi…”
(…Louis-Ferdinand Céline)

Öğrendim ki;
“-Cesaretsiz zekâ, geriye
götürüyor...”

itirafım var...
(...isim: fırat tatlı ...şehir: istanbul ...yaş: yir­mi dört)
Aynı zamanda bir iş için gittiğim Karadeniz’de küçük bir otelde kaldım...
Odalara küçük broşürler koymuşlar...
Birinin altında şöyle bir not yazıyordu;
“-Pöcekler yereldir, pek zararı yoktur...”
(omer.soztutan@tg.com.tr - itiraf edin, rezil edelim…)

Temel’in yeri...
Temel iki haftalık tatilinden döndüğü gün patronuna gidip evleneceğini, bunun için de iki hafta daha izne ihtiyacı olduğunu söylemiş...
“Nee” diye bağırmış patron “Ne izni, veremem... Tatildeyken neden evlenmedin?..”
Temel; “Ben deli miyim?.. Tatilimi zehir mi edeydim?..”

Kadının evlilik anayasası...
-Akşam istenilen saatte yatılacak, sabah ise, mümkün olan en geç saatte kalkılacak.
...
-Sabah kahvaltısı asla hazırlanmayacak, öğle ve akşam yemekleri hazırlanmaması için bahaneler aranacak.
....
-Mümkün mertebe, kocanın akrabalarından uzakta bir ev tutulacak.
...
-Mümkünse, kayınvalidenin yatılı kalmaması için, türlü planlar hazırlanıp uygulanacak.
...
-Kayınvalide sürekli olumsuz yönleri ile eleştirilecek, değersizleştirilecek.
...
-Sürekli geçmişte yaşanan sıkıntılar ve olumsuzluklar anlatılacak.
...
-Ev temizliğinin dünyanın en zor ve ağır işi olduğu sürekli anlatılacak.
...
-Her gün en az iki saat telefon görüşmesi yapılacak.
...
-Stres atmak için, haftada en az bir kez, mutlaka alışverişe çıkılacak.
...
-Kendisi eleştiri konusu edilmeyecek, böyle bir durum olursa kavga çıkarılarak haklı duruma geçilecek.

Yıldız Abla Günlüğü
-Bu ara o kadar keyifsizim ki hayattan tek beklentim günün bitmesi…

-Kulaklığın son sesi yetmiyor, kafamdakileri susturmaya…

-Fotoğrafta çirkin çıkmışım… Normalde daha da çirkinim…

-Eğer birilerinden ibret alıp kendinize şükretmek istiyorsanız gelin sizi akrabalarımla tanıştırayım…

-Yarasalar da sanıyor ki geceleri bir tek onlar ayakta…

-Susmak zor, susmak zorunda olmak çok daha zor…

-Merhamet yüzüne tükürmen gerekeni yanı başında bulduruyor maalesef…

-Elinde siyah kalem “Sana gökkuşağı çizdim” diyorsun…