Söz Market

Ömer Söztutan

(…TEVE2 / Kelime Oyunu)
İHSAN VAROL: “Çikolata renkli” şarkıcılar için kullanılan tabir?..
YARIŞMACI: Saydam…
∆∆∆
İHSAN VAROL: Eskiden görücüye gidenlerin ön keşif mekânı, hijyenik kamusal mekân?
YARIŞMACI: Hamam…
∆∆∆
İHSAN VAROL: Alt anlamı “Yüksek sesle ve öfkeyle bağırmak” olan kelime?..
YARIŞMACI: Anırmak…

Temel’in yeri...
Temel böcek ilacı tanıtımı yapıyormuş...
İlacı alanlardan biri, “Bunu nasıl kullanacağım” diye sormuş...
Temel gayet ciddi bir şekilde anlatmış;
“-Bak kardeşim; bu şişenin kapağını bir sağa, bir sola çevirerek açacaksın... Sonra parmaklarının ucuyla bir tutam ilaç alıp, yakaladığın böceğin gözüne dökeceksin...”
Adam itiraz etmiş;
-Abi ben böceği yakaladıktan sonra kendim de öldürürüm...
“Daha iyi ya kardeşim” demiş Temel;
“-Aldığın ilaç yanına kâr kalır...”

Krampon...
FİKRET Orman “Verim alamadığımız futbolcuların kolunu bacağını kesip Beşiktaş Meydanı’nda dilendireceğiz…”
∆∆∆
SABAH erken makyajsız selfie çeken genç kızın hesabı Instagram tarafından kapatıldı...
∆∆∆
YASİN Öztekin “Kazanınca Ronaldo, kaybedince kazma diyorlar…

itirafım var...
(...isim filiz ...şehir: istanbul
...yaş: on dokuz)
İstanbul’a yağmur düştü ve ben arkadaşımla buluşacağım kafeye doğru seyir hâlindeyim...
Elimde şemsiye ile oldukça büyük olan kafenin kapısını açıp, oturacağım yere doğru yürümeye başladım...
Nedense o çiçekli şemsiyeyi kapatmak hiç aklıma gelmiyor...
Üstelik bu sırada birkaç kişinin gözünü çıkarmayı kıl payı kaçırıp, tavandaki abajurlara dokunuyorum...
Rezil bir durumdu benim için...
Bir keresinde de oldukça zayıf gördüğüm bir tanıdığa “Ne kadar güzel olmuşsun, formunu nasıl koruyorsun” diye sormuştum...
Kötü bir hastalığa yakalanmış meğer... Bu da rezil ötesiydi...
(omer.soztutan@tg.com.tr
 itiraf edin, rezil edelim…)

Öğrendim ki;
“-Kendini sevmiyorsan, yalnızlıktan bunaltıyor…”

Masal
“-Giysi bizimle hiçlik arasına girer.
Vücudunuza bir aynada bakın:
Ölümlü olduğunuzu anlayacaksınız...
Parmaklarınızı kaburga kemiklerinizin üzerinde bir mandoline dokunur gibi gezdirin:
Mezara ne kadar yakın olduğunuzu göreceksiniz.
Giyimli olduğumuz içindir ki ‘ölümsüz’lükle böbürleniriz:
Bir kravat takıldığında nasıl ölünebilir?
Giyinip süslenen ceset kendini iyi tanımamaktadır ve ebediyeti hayal ederek bunun yanılsamasını sahiplenmektedir…
Et iskeleti örter, giysi eti örter:
Tabiatın ve insanın ince kaçamakları, içgüdüsel ve itibarî aldatmacalar:
Bir beyefendi çamurdan ve tozdan yoğrulmuş olamazdı…
İtibar, saygıdeğerlik, kibarlık-çaresizlik karşısında bir sürü kaçış yolu.
Bir şapka taktığınızda, ana karnında günler geçirdiğiniz ya da solucanların yağlarınızı tıka basa yiyecekleri kimin aklına gelir?..”
(…Emil Michel Cioran)

Ayaküstü...
Geçenlerde, bir seyahatimizde; İsviçre Alpleri manzaralı, kartal yuvasını andıran, orman kaplı dağların tepelerinde yamaçlarda dubleks, tripleks villa mı dersiniz, köşk mü dersiniz binaların sırayla dizili olduğu bir vadiden geçtik. Oranın halkıyla kısa bir sohbetimiz oldu.
-Bu konakları nasıl böyle dağların tepelerine yamaçlarına yapabildiler? Yol yok, iz yok, altyapı hizmeti muhtemelen yoktur.
“-Geçim sıkıntısı abi. Bunların çoğunun şehirde daireleri var. Geçim sıkıntısından şehirde duramıyorlar. Hepsi buralara kaçtı.”
-Nasıl çıkar, iner bunlar?
“-Geçim sıkıntısı ne yapsınlar. Hepsi son model dörtçeker aldı.”
-Yeme içme, mutfak işleri?
“-Geçim sıkıntısı. Mutfaklarını kullanamıyorlar. Aşağıda, sahilde lokantalarda yer içerler.”
-Bu havai fişekleri nedir?
“- Geçim sıkıntısı, memleketimin fakirleri efkâr dağıtıyor!..”

Darısı başımıza. Allah, herkese böyle geçim sıkıntısı versin!..
(…İsmail Semizoğlu’ndan)