Gönül Pınarı

Osman Ünlü

 
Resûlullah efendimiz, hükümdarlara mektuplar göndererek onları İslama davet etmiştir...
 
Sual: Peygamber efendimizi bildiği hâlde, iman etmeyen hükümdarlar da olmuş mudur?
Cevap: Menâkıb-ı Çihâr Yâr-i Güzîn kitabında şöyle neklediliyor:
“Resûlullah efendimiz, zamanının hükümdarlarına mektuplar göndererek onları İslama davet etti. Dıhye hazretlerini de Rum Kayserine gönderdi. Hazret-i Dıhye şöyle anlatır:
-Rum Kayseri, beni çağırdı mektubu kendisine sundum. Mektubu alıp, ayağa kalktı, başı üzerine koydu, gözlerine sürdü ve öptü. Sonra mektubu açtı, önüne koydu. Kavminin ileri gelenlerini topladı. Onlara yüksek sesle;
-Ey kavmim, Mekke-i mükerremede bir mert kişi risâlet davası eder. Bu mektubu bize göndermiştir. Bizi hak dinine davet etmiştir. Siz ne dersiniz, ne cevap verirsiniz, dedi. Kavmi birden feryad edip, bağırdılar ve;
-Sen Hıristiyanlıktan çıkıp başka bir dine girmek mi istersin, dediler. Kayser;
-Elem çekmeyiniz. Muradım sizi tecrübe etmek idi dedi.
Daha sonra Kayser beni çağırdı, yalnız idik. Elimi tutup, bir başka saraya götürdü. Bir odanın kapısını açtı. Çok insan suretleri o odada nakş edilmişti. Bana dedi ki;
-Ya Dıhye, bu üçyüzonüç nebinin suretleridir ki, İsa aleyhisselam bu duvarda nakşedilmiştir.
Ben o suretlere bakarken, birden, Resulullah efendimizin hilye-i şerifine gözüm takıldı. O resimler arasında, ondördüncü ay gibi parlıyor idi. Ben;
-Bu bizim Peygamberimiz Muhammed aleyhisselamın suretidir, dedim. Kayser;
-Doğru söylersin; ben de kitaplarımızda böyle buldum dedi.
Dıhye hazretleri der ki:
-Baktım o Serverin sağ yanında bir suret gördüm, Kayser;
-Bu kimdir dedi.
-Ebu Bekr-i Sıddık'ın suretidir dedim. Sol yanında oturmuş birini gördüm. Kayser;
-Bu kimdir dedi.
-Ömer bin Hattab'ın suretidir dedim. Birini dahi gördüm. Kayser;
-Bu kimdir dedi.
-Osman bin Affân'ın suretidir dedim. Sonra birini gördüm. Kayser;
-Bu kimdir dedi.
-Ali bin Ebi Talib'in suretidir dedim. Kayser dedi ki:
-Doğru söylersin. Bizim kitabımızda da böyledir.
Dıhye hazretleri der ki:
-Mekke-i mükerremeye döndüm. Resulullah efendimize Kayserin kıssasını haber verdim. Resulullah efendimiz buyurdular ki:
(Kayser doğru söylemiş. Kayser doğru söylemiş. Yâ Dıhye! Onlar beni ve benim Eshabımı bilirler. Amma, ezelî şekâvet bedbahtlık ki, onlara erişmiştir; zaruri olarak mahrum olup, Cehennemlik olurlar.)