Gönül Pınarı

Osman Ünlü

Peygamber Efendimiz cömert oldukları gibi vefâ sahibi idiler...
 
Sual: Yapılan iyilikleri unutmayan kimselere vefâlı insan deniyor. Elbette bu güzel huy, Peygamberlerde daha fazladır. Bu huy, Peygamber efendimizde nasıldı?
Cevap: Peygamber Efendimizde bütün güzel huyların hepsi toplanmıştı. Resulullah Efendimiz cömert idi. Cömertlikten de birçok güzel huylar meydana gelmektedir. Bunlardan birisi de Vefâdır. Vefâ, tanıdıklara, yakınlara, arkadaşlara geçim işlerinde yardımcı olmaktır. Peygamber Efendimiz cömert oldukları gibi vefâ sahibi idiler. Yakınlarını, tanıdıklarını gözetir, onlara verdikleri sözü yerine getirirdi.
Peygamber Efendimizin sözleri, yaşayışları, Onun yakınlarına, tanıdıklarına velhasıl herkese karşı nasıl vefâ sahibi olduğunu açıkça göstermekte ve İslam âlimlerinin kitapları, bu vefâ örnekleri ile doludur. Onun, her güzel hâli gibi, vefâkârlığı da, ümmetine ve bütün insanlığa örnek olmuştur. Bu hususta Enes bin Malik hazretleri şöyle anlatmaktadır:
“Resulullaha bir yerden herhangi bir hediye geldiği zaman mutlaka hazret-i Hatice'yi hatırlar ve;
(O hediyeyi falan kadına götürüp verin. Çünkü o, Hatice'nin arkadaşıydı. Onunla iyi görüşür ve onu çok severdi) buyurarak, sevgili hanımı hazret-i Hatice'nin hatırını gözetirdi. İşte bu sebepledir ki, hazret-i Aişe validemiz, zaman zaman;
"Hazret-i Hatice'ye gıbta ettiğim gibi hiçbir kadına gıbta etmedim. Çünkü  Resulullah ondan çok bahsederdi. Ne zaman bir koyun kesilse etinden mutlaka onun yakınlarına da gönderir, onun hatırını gözetirdi” buyurmuştur.
Bir gün Habeşistan meliki Necâşiden, mübarek huzuruna bir grup elçi gelmişti. Onları çok iyi karşılayıp iltifatlarlarda bulundular. Yer gösterip oturttuktan sonra o elçilere bizzat kendisi hizmet ederek ikramlarda bulundu. Peygamber Efendimizin bu hâlini gören Eshab-ı kiramdan bazıları;
-Ya Resulallah; lütfen siz oturun, biz hizmet ederiz dedilerse de, Sevgili Peygamberimiz onlara cevaben;
-Vaktiyle onlar benim eshabıma Habeşistan'da çok iyi hizmet ettiler. Zira o zamanlar eshabım yurtlarından hicret etmiş, onların ülkesine sığınmışlardı. O günlerde onlar benim eshabıma sahip çıkıp çok iyi ev sahipliği yaptılar. İşte o hizmetlerinin karşılığı olarak ben de şimdi onlara hizmet ediyor ve bu hizmetimden büyük zevk duyuyorum, buyurdular.