Prof. Dr. Kemal İnat

 
Pazar günü Avrupa Birliği ve özellikle de Almanya ile ilişkilerimizi ciddi şekilde olumsuz etkileyen bir skandal yaşandı.
Libya’ya boya ve insani yardım malzemesi taşıyan Roselina-A isimli Türk bayraklı ticaret gemisi Operasyon Irini misyonu çerçevesinde görev yapan Hamburg isimli Alman fırkateyni tarafından durduruldu, Türkiye’nin izni alınmadan fırkateynde görevli askerler gemiye helikopterle indiler ve zorla arama yaptılar.
AB tarafından bu yılın başında Libya’ya yönelik silah ambargosunu denetlemek çerçevesinde oluşturulan Operation Irini harekât merkezinden yapılan açıklamada, 2292 ve 2526 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararları çerçevesinde Türk bayraklı Roselina-A isimli ticaret gemisine çıkılıp arandığı, bayrak devletinden izin konusunda cevap gelmediği hâlde, Bingazi Limanı’ndan yaklaşık 160 mil kuzeyde uluslararası sularda seyreden gemiye çıkıldığı, gemi kaptanı ve mürettebatının kooperatif davrandığı ve bayrak devletinin (Türkiye) geminin aranmasına karşı çıktığının anlaşılmasıyla birlikte operasyonun durdurulup gemiden ayrılıp rotasında ilerlemesine izin verildiği ifade edildi. Ayrıca arama sırasında geminin herhangi bir illegal yük taşımadığının anlaşıldığı da açıklamada yer aldı.
Bir sürü hukuksuzluk bir arada.
Kooperatif davranan gemi kaptanı ve mürettebatına suçlu muamelesi yapıldığı medyaya yansıyan görüntülerde açıkça görülüyor.
En önemlisi ise, bayrak devleti olan Türkiye’nin izni olmadığı anlaşılınca aramanın durdurulup geminin serbest bırakıldığı ifade edilmiş. Bu ifade zaten bayrak devletinin izni olmadan geminin aranamayacağının açık göstergesi.
Kaldı ki, söz konusu zorbalığı gerçekleştiren geminin ait olduğu Alman Savunma Bakanlığının internet sayfasında Operasyon Irini tanıtılırken, operasyon kapsamında bir gemiye yönelik eylemler “hailing, friendly approach, unopposed boarding, non-cooperativ boarding ve opposed boarding” şeklinde sıralanmış. Roma’daki Irini harekât merkezinden yapılan açıklamada Roselina-A ticaret gemisine yapılan müdahalenin “unopposed boarding” yani “karşı konulmadan gemiye çıkış” olduğu anlaşılıyor. Zira gemi kaptanı ve mürettebatın gemiye çıkan askerlere zorluk çıkarmadığı resmî açıklamada yazıyor.
Aynı internet sayfasında “unopposed boarding” açıklanırken “Bunun için hem gemi kaptanının hem de bayrak devletinin izni gereklidir. Gemi mürettebatı kooperatif davranır ve karşı koyma söz konusu değildir” ifadeleri yer alıyor.
Öyle anlaşılıyor ki Alman savaş gemisi Hamburg’un mürettebatı, bağlı olduğu Alman Savunma Bakanlığının web sayfasında sıralanan kuralları da hiçe sayarak Türk bayraklı Roselina-A isimli ticaret gemisine yönelik hukuksuz bir müdahale gerçekleştirmiş.
Bayrak devletinin izni yok, gemi kaptanının izni alınmamış, korsan gibi gemiye çıkıp hukuksuz bir arama gerçekleştirmişler ve sonunda da “Türkiye’nin izni olmadığı için aramayı sonlandırıp gemiden ayrıldık” diye garip bir açıklama yapmışlar.
Bir başka gariplik ise Alman medyasında bu haberin “Türkiye, şüpheli gemide Alman ordusunun arama yapmasına engel oldu” başlığıyla verilmesi.
Söz konusu müdahalede Alman gemisinin kendi kurallarını bile ihlal etmesini bir tarafa bırakırsak, Türkiye “amacı ve faydası tartışmaya açık” ve “taraflı” bir girişim olarak nitelendirdiği Operasyon Irini çerçevesinde kendisine karşı yaptırım uygulanmasına şiddetle karşı çıkıyor. Zira bu girişimin arkasındaki devletlerin başında yer alan Fransa’nın Libya’ya yönelik silah ambargosunu en fazla ihlal eden ve bu ülkedeki meşru hükûmeti devirmeye çalışan aktörlerin başında olduğu herkes tarafından biliniyor.
BM Güvenlik Konseyinin Libya’ya yönelik silah ambargosu kararları bahane edilerek oluşturulan Operasyon Irini, Fransa gibi AB ülkelerinin kendi çıkarları doğrultusunda dizayn ettiği Doğu Akdeniz politikasının bir aracına dönüşürken Almanya’nın buna destek vermesi, gerek Berlin gerekse Brüksel için önemli olumsuz sonuçları olacak bir gelişmedir.
1 Mayıs 2004’te yanlış bir şekilde GKRY’ni AB üyesi yaparken Doğu Akdeniz sorunlarının bir parçası hâline gelen AB’nin şimdi de Libya konusunda aynı yanlışı sürdürmeye yönelik bir davranış içerisinde olduğu görülüyor.