Prof. Dr. Kemal İnat

CHP’de yaşanan istifalarla birlikte parti içerisindeki kimlik krizi iyice gün yüzüne çıkmaya başladı. Ulusalcı kanadın tasfiye olduğu ve “HDP çizgisinin” giderek ağırlık kazandığı konuşuluyor.
CHP’nin HDP’ye bu düzeyde yakınlaşması her iki partinin siyasi ajandalarının karşılaştırılmasını gerekli kılıyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Oğuzhan Asiltürk ile görüşerek yaptığı Saadet Partisi’ne yönelik açılımı sonrasında AK Parti ile Saadet Partisi’nin dış politika açısından uyum içerisinde çalışıp çalışamayacaklarını ele alan iki yazı yazmıştım.
Şimdi HDP’ye bu kadar yaklaşan CHP’nin dış politika açısından bu partiyle ne kadar uyumlu olduğunu ele alalım.
Ama önce CHP’de HDP çizgisinin öne çıkmasının ne anlama geldiğine dair bazı tespitler yapmak yerinde olacak.
Yüzde 10 civarında bir oy tabanına sahip olan HDP ile iş birliği yapmak CHP açısından rasyonel bir siyasi tavır gibi değerlendirilebilir. Şimdi ayrıca ABD’de YPG/PKK’ya sempati ile bakan bir ekibin işbaşına gelmiş olması CHP açısından bu tercihi daha rasyonel kılan bir durum gibi algılanabilir.
Bu, CHP’nin uzun zamandır izlediği “her ne pahasına olursa olsun Tayyip Erdoğan’ı devirmek” politikasıyla da uyumlu görünüyor. HDP çizgisine yakın bir CHP, Amerikan yönetiminin sempatisine de mazhar olacaktır.
Ancak bu ilk bakışta rasyonel görünen denklemde ciddi bir sorun var.
HDP’nin PKK ile ilişkisi ve Türkiye’de, CHP seçmeni de dâhil olmak üzere, PKK karşıtlığı konusunda söz konusu olan konsensüs.
Yani, PKK ile arasına mesafe koymayan ve koyması da mümkün olmayan HDP ile iş birliği yapmanın bir maliyeti var.
Bu maliyeti iki türlü düşünmek gerekir.
Birinci olarak, PKK’nın siyasi ayağı görüntüsü veren HDP ile ittifak yaparak seçime gitmek CHP’ye belki HDP seçmeninin desteğini getirir ama kendi tabanından ne kadar oy götüreceğinin hesabı iyi yapıldı mı? Sadece Tayyip Erdoğan karşıtlığı HDP ile ittifaktan rahatsız olacak kitleleri CHP’de tutmak için yeterli olacak mı?
Partide şimdi yaşanan sancı bunun kolay olmayacağını gösteriyor.
İkinci olarak ise, dış politika vizyonları bu iki partinin birlikte hareket etmesine ne kadar izin veriyor?
Farklı bloklarda yer alan Saadet Partisi ile AK Parti’nin dış politika yaklaşımlarını karşılaştıran yukarıda bahsettiğim yazılarda, bu iki partinin genel olarak dış politika konularında uyumlu oldukları sonucu ortaya çıkmıştı. Aynı şeyi CHP ve HDP için söylemek mümkün mü?
Suriye’nin kuzeyinde, hemen Türkiye sınırında bir YPG/PKK devleti kurulması konusunda CHP ne düşünüyor? HDP’nin bu konuda PKK gibi düşündüğüne kuşku yok.
Genel Başkan Sayın Kılıçdaroğlu’nun YPG konusundaki çelişkili ifadelerine rağmen CHP’nin Suriye’de bir YPG/PKK devletine karşı çıkacak olması onu HDP ile karşı karşıya getirecektir. Zira “YPG ayrı bir devlet kuruyor. ABD ve Rusya yanlarında ama Erdoğan’ın buna hiç sesi çıkmıyor” ifadeleri de Kılıçdaroğlu’na ait.
Kılıçdaroğlu’nun bu sözlerinin arkasında durup, YPG’nin ayrı bir devlet kurmasını engellemek için Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı Harekâtlarının emrini veren Erdoğan gibi hareket etmesi CHP’yi HDP ile karşı karşıya getirecektir.
Suriye’de bir YPG/PKK devleti kurulması hedefine destek veren ABD ile ilişkiler konusunda CHP, HDP gibi mi düşünüyor?
Sincar’daki PKK varlığı konusunda CHP, HDP gibi düşünebilir mi?
Irak’ın kuzeyinden PKK’nın sökülüp atılması konusunda Türkiye, Irak ve IKBY ortak bir kanaate varmışken CHP bu konuda HDP gibi düşünebilir mi?
Türk dış politikasının temel alanlarından biri olan Doğu Akdeniz sorunları konusunda CHP ile HDP ortak bir politikada buluşabilir mi? HDP’nin, Doğu Akdeniz’deki tutumu nedeniyle Türkiye’ye karşı AB tarafından alınan yaptırım kararlarına karşı TBMM’de grubu bulunan partiler tarafından imzalanan bildirilere katılmadığı biliniyor.
Azerbaycan, Kıbrıs ve Ege sorunlarında da CHP’nin HDP ile ortak bir çizgide olması zor görünüyor.
İlk bakışta en fazla uyum içinde olacakları zannedilen AB ile ilişkiler konusunda da CHP ile HDP arasında sorun çıkması kuvvetle muhtemeldir. Zira AB’nin geleneksel olarak Türkiye’yi arka bahçesi olarak gören müdahaleci politikaları HDP’yi memnun ederken iktidar olması durumunda CHP’yi rahatsız edecektir.
İki parti arasında bu kadar uyumsuzluk varken CHP’nin HDP’ye yakınlaşmasını nasıl yorumlamak gerekir?