Ragıp Karadayı

"Vah vah! Ta Erzurum’dan kalk gel sınıfın birincisi ol. Elbette kıskananlar olacaktı..."
 
Uzakta top oynayanların dışında, tam kendi duvarlarının dibinde birkaç çocuk daha vardı... Ağaç dallarından, akşam alacasından yüzlerini pek seçemiyordu. Galiba komşulardı; sesleri yabancı gelmiyordu ama isimlerini tam çıkaramamıştı Ali. Boş maşrapayı pencerenin bir köşesine bıraktı usulca. Geri dönmeye başlamıştı ki ailesinin ve kendi isminin geçtiğini duydu. “Herhâlde bizden bahsediyorlar” dedi, kulak kabarttı gayriihtiyari. Bu arada hoşuna gitmeyen, sevmediği lakırdılara üzüldü, derken bir sual, ona verilen bir cevap, acayip laflar birbirini takip etti. Masum ailesi hakkında akıl almaz sözlerden dolayı yığılıp kaldı pencerenin önüne. Camlar ardına kadar açık olduğundan sesler oldukça netti ve rahat anlaşılıyordu.
- Duydun mu şu köylülerin oğlu Simitçi Ali’yi dövmüşler!
- Aaa! “Rahmet” denilen çocuk mu?
- Evet.
- Sus! O da nereden çıktı?
- O ooo sen uyu!
- Nasıl olmuş, kim yapmış de hele çatlatma?
- Duymayan mı kaldı! Herkes onu konuşuyor!
- Acıdım inan! Ah zavallı çocuk! Nazar değdi desene!
- Nazar mı, göz mü bilmem ama ne olduysa Ali’ye oldu!
- Vah vah! O da çokbilmişti zaten, o kadar becerikli olmasaydı. Ta Erzurum’dan kalk gel sınıfın birincisi ol. Elbette kıskananlar olacaktı. “İlla Rahmet olacağım, herkese iyilik yapacağım" dedi durdu! Al sana Rahmet!
- Öyle deme! Ali de şehirlilerden geri kalacak biri değil. Zeki, ahlaklı, çalışkan daha üstün vasıfları olan bir civan! Çocuk haklıydı. Haklıydı da biraz daha sabretselerdi, iyice anlayıp dinleselerdi etrafta olup bitenleri.
- Susalım çocuklar! Aman biri bizi duyar da rezil oluruz! Bak yukarı mahallenin çocukları da bu tarafa doğru geliyor!
- Hani, nerede?
- Bak kör müsün?
- Amaan sen de! Nesi varmış, işte eskisi gibi yürüyorlar! Gelmelerinden bir mana çıkarma! İşin, gücün beni korkutmak!
- Ne bileyim, bizim de ruhi durumumuz iyi değil! Deli, divane olduk salakların yüzünden! O Yılmaz denilen şirret, çekememezlik illetine yakalanmış.
- Belki de biri kışkırtıyordur! Ya da başka bir şey var biz bilmiyoruz.
- O Yılmaz oğlan çıldırmış! Ali’ye kafayı takmış, her şey yapabilirmiş! Çocuğun ne suçu var Allah aşkına söyleyin?
- Amaan bize ne sus! Hadi eve…
- Ocaklardan uzak olsunlar da!
- !!!
Ali, duyduklarına pek üzülse de kendinden emindi; şimdiye kadar herhangi bir terslik yapmamış, utanacağı suç işlememiş, bir yanlışlığa alet olmamıştı. “Hasetlik! Ah kıskançlık” dedi, yine de bütün evi kontrol etti, pencereleri, yatak altlarını, dip köşeleri… Anlaşılan Yılmaz’ın gireceği açık bir yer yoktu.
DEVAMI YARIN