Ragıp Karadayı

 
Efendim malumunuz, bir ecdat sözümüz der ki; “Göl yerinden su eksik olmaz…”
 
Abdullah Bey'le Nuri Bey "dil sohbeti"ne dalmışlardı:
- Men, Azerbaycan Türkçesinde “ben” demek.  
- O mahallî söyleyişle bu kelimenin alakası yok. Hani filmler vardı; “Süpermen yani Süper Adam, Watchman yani Bekleyen Adam, Iron Man Türkçesi; Demir Adam, Batman Yarasa Adam, Ant Man ise Karınca Adam…
- Yani “öğretmen” de öğreten adam oluyor.
- Manası doğru da, hikâyesi yanlış. Birileri, ecdada olan düşmanlığından dolayı herkesin anladığı; okutup, eğiten, onu ilimle donatan “HOCA” kelimesini “öcü” olarak göstermiş, yarısı bizden olmayan kelimeye âşık etmiş yeni nesli. Ne kadar belge, delil önüne koyarsan koy, yine sana bana inanmazlar. “Dilimizi yabancı tasallutundan kurtarıyoruz” der, başka bir şey demezler.
- Ama Batı kaynaklı kelimelere laf yok. Paşa kelimesinin yerine “general” gelip oturdu. Paşa Türkçe değildi, general Türkçe öyle mi?
- İçinden çıkılması zor mesele hocam. Bu ruh hâli nasıl anlatılır bilmem? Deveye sormuşlar; “boynun niçin eğri” o da demiş; “nerem doğru ki?” Mevzu büyük ve derin boş ver sen şu yeni çocuktan bahset.
Dilim, seni dilim dilim dileyim,
Başıma geleni senden bileyim.
                               ***
           HİÇ DÜŞÜNMEMİŞTİM BUNU
Güngörmüş tecrübeli Abdullah öğretmen, belini doğrulttu, kırış kırış alnı gerildi, yorgun gözleri eski bir ışıkla parıldadı, derin derin soludu, içten bir “ah” çekti, sanki ciğerleri sökülecek gibi olmuştu. Badana ve boyası yeni yapılmış betonarme duvara sırtını iyice verip kuvvet aldı. Neden sonra başını kaldırdı, nemli gözlerle:
- O iyi kalpli, güler yüzlü, hoşsohbet, vatanperver, misafirperver insanlar, nerede? Ara ki bulasın. Onlar çoktan güzelim doru taylara, yağız atlara bindi, çekip gittiler…
- İyi ki o güzel insanları gördük de "adam görmüşler" zümresinde olduk Abdullah Hocam. 
- Efendim malumunuz, bir ecdat sözümüz der ki; “Göl yerinden su eksik olmaz…” Yani sular herhangi bir sebepten dolayı çekilse, göl kurusa da yine de dipte, köşede su bulunur veya su gelecekse ilkin oraya gelir. Temeli ona göredir çünkü. Diğer bir ifadeyle ise “Bir şeyin bol olduğu yerde o şeyin sıkıntısı çekilmez. İyilerden iyilik, kötülerden de kötülük gelir. Zenginin evinde bolluk, fakirin evinde yokluk vardır.
- İşte ben de onu demek istiyorum; bu milletin vicdanıyla, onu yükselten kıymetleriyle çok uğraştılar. “Tamam, her şeyi bitirdik” dediklerinde bile fakir bir aileden kalpleri heyecanlandıran yavrular çıkıyor. Ne nimet…
- İşte aklımızın durduğu anlar ve hadiselerden biri. Ders zili çalana kadar anlatayım Nuri Bey.
- Olur kıymetli abim. İnsanımız çok değişti çook! Beyin kuruması veya sulanması mı, akıl fukaralığı veya akıl tutulması mı dedikleri şey bu olsa gerek?
- Bu millet hakikaten erdemli bir millet. Bakın yaşadığım bir hadise aynen şöyle oldu: Kızımın çizmesinde ufak bir sökük vardı. Diktirmek için bir ayakkabı tamircisine uğradık. Yaşlı, güngörmüş, tecrübeli, aynı zamanda okumuş, âlim bir amcaydı tamirci… DEVAMI YARIN