İMZA

Rahim Er

Karadeniz’le Marmara’yı kucaklaştırma fikri, muhtemelen geçmiş devirlerde de tahayyül edilmiştir. Günümüzde ise ilk defa 2011 yılında Recep Tayyip Erdoğan tarafından telaffuz edildi. Sn. Erdoğan, Başbakan iken kamuoyu ile paylaştığı bu fikre "Çılgın Proje" adını vermişti. Çılgın projenin hayat bulacağı Kanal İstanbul’un iki yakasını birleştirecek 10 köprüden birincisinin temelini ise bugün, 26 Haziran 2021’de Cumhurbaşkanı olarak atmaktadır…
 
Başvekil Adnan Menderes’in Vatan Caddesi gibi, Başbakan Süleyman Demirel’in "Şehitler Köprüsü" gibi, Başbakan Turgut Özal’ın Fatih Sultan Mehmet Köprüsü gibi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Marmaray, Avrasya Tüneli, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İstanbul Havalimanı, Suriye, Libya, Karabağ hamleleri gibi Kanal İstanbul da ilk dile geldiğinden bu yana tartışılmaktadır.
 
Daha ziyade bugünkü muhalefetin baba ve büyük babaları nesiller olan Tek Parti Zihniyeti, bugün İstanbul’un Avrupa yakasının "Cadde-i Kebîr"i, "avenue"si, rahatlatma güzergâhı olan Vatan Caddesi için "bu kadar geniş caddeyi ne yapacaksınız, tayyare mi indireceksiniz?" diyordu. Bunu defalarca Başvekillik ve 12 sene de Reis-i Cumhurluk yapmış "İsmet Paşa" unvanlı İnönü söylüyordu. 15 Temmuz’dan sonra adı Şehitler Köprüsü olan birinci Boğaziçi Köprüsü’ne bu defa yalnızca İnönü değil CHP Genel Sekreteri Bülent Ecevit, bütün CHP’li, politikacı, sol, sosyalist, yazar, gazeteci, aydın, Avrupa kaldırımı çiğnemiş nerdeyse herkes karşı çıkmıştı. Köprüden "kompradorlar geçecek!!!" diye köpürüyorlardı. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü fazla tepki görmedi. Marmaray, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Avrasya Tüneli ve İstanbul Havalimanı’na ise tâ 2012 Gezi İsyanı’ndan başlayarak yine hemen bütün CHP’li, sol, sosyalist, yabancılaşmış aydın, uygar ve ilerici kim varsa şiddet patlamalarıyla karşı çıktılar. Şimdilerde öfke olanca yıkıcılığıyla Kanal İstanbul’a yönelmiş durumda. O kadar ki bu hamleye hizmet yerine "ihanet" diyenler bile var. Hiç şüphemiz yok ki bu millîlik ve yerlilik fukarası zihniyet, şu saydığımız ve saymadığımız daha nice yatırım gerçekleşip vatandaş rahat ettiği, ülke kazandığı, devlet, rakip devletlerle mesafeleri biraz daha kısalttığı zaman mahcup olduğu gibi yine mahcup olacaktır. Bugün köprülerden sadece zenginler değil herkes geçmekte. İstanbul Kanalı, devlete-millete büyük gelirler getirdiğinde ihanetten söz edenler, o gün acaba özür dileyecekler mi?
 
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Kanal İstanbul için 16 bin sayfalık bir rapor hazırlamış bulunuyor. Raporun tanziminde 56 kurum ve kuruluş, Belediyeler, Üniversiteler, 204 bilim insanı yer almış, bazı vatandaşlar da istişarî olarak katkı vermişler. Bu devâsâ hacmi ile dünyanın en büyük raporu olsa gerek. 34 ayrı başlık taşıyan rapor, kanalın 75 milyara mal olacağını haber veriyor. Kİ-Kanal İstanbul, vesilesiyle 70 bin insana iş verileceği gibi İB-İstanbul Boğazı yerine kanalı tercih edecek deniz taşıma şirketleri de zaman ve ekonomiden kazanacaklar.
Kanal İstanbul Raporundan öğrendiğimize göre yıllık ortalama 30 trilyon dolarlık dünya mali değerinin yüzde 60-70’i deniz yoluyla dönmektedir. Biz, yapılacak kanalla bu değerden pay almayı ve Karadeniz’i bir ticaret gölü yapmayı hedef almış bulunuyoruz.
 
Meselenin bir de İstanbul Boğazı ve İstanbul’un güvenliği tarafı vardır. İstanbul Boğazı’ndan 2019 yılında 41 bin 112, 2020 yılında ise 38 bin 404 gemi geçmiş. Düşüşün sebebi Covid salgınıdır. Ne var ki araştırmalara göre Kanal İstanbul devreye girmediği takdirde İstanbul Boğazı’ndan 2050 yılında 78 bin, 2070 yılında 86 bin gemi geçecektir. Bu seyr ü seferi İstanbul Boğazı’nın tek başına karşılaması ve bu trafiğin tehlikesizce gerçekleşmesi mümkün değildir. Zira diğer taraftan Boğaz’ın iki yakası boyunca 50 Şehir Hatları İskelesi ve dâhili gemi trafiği vardır. Günümüzde İstanbul Boğazı’nın yıllık emniyetli geçiş kapasitesi 25 bindir. Bu kapasite şimdiden hayli aşılmış vaziyette.
Raporda kurulacak şehirlerle kentsel dönüşümde zor durumda olan ilçelerin eritileceği haber veriliyor. Ayrıca kanal çevresinde yabancılara çokça arazi satıldığı iddiasına da cevap verilmekte. Yabancılara satışın toplamda yüzde 0,35 olduğu beyan edilmektedir.
Mevzu bahis kanal -bize göre- Trakya’ya da can suyu olacaktır.
 
Kanal İstanbul, Ayasofya’nın açılması, Taksim’e cami yapılması, Güneydoğu’da GAP gibi tarihî bir projedir. 2050 veya 2071 yılları bu tarihlere 5-10 sene kala düşünülemezdi. En az yarım asır sonrasını düşünmeyen devlet küçük kalır.
16 bin sayfanın okunması mümkün değildir. Kanala dair kulaktan dolma, afâkî söz ve mes’uliyetsiz tezviratlar önlenebilir. 16 bin sayfanın vatandaşa gerekli olan tarafı kısa cümleler hâlinde gazete ve ekranlardan anlatılmalıdır. Bu kanal bir ihanet olmadığı gibi aleyhte konuşan herkes de art niyetli değildir.
Bir çılgınlık sükûnetle izah edilmelidir.
Hayrlı olsun.
Allâh, tamamına erdirsin.