İMZA

Rahim Er

Gündem, esası, ana varlığı gölgelememeli; gündem, gaflete düşürmemeli. Gün içinde akıp giden sel ve çekişmeler, hak etmediği kadar vaktimizi ve zihnimizi meşgul ederken asıl gündem olması gereken çok mesele, gözden ırağa düşmektedir…
 
Bunlardan biri de Türkçedir. Şimdilerde Türkçe, dilimiz; lisanımız, âdeta işgale uğramış vaziyettedir ve bu işgal, her gün biraz daha artarak devam ediyor. Türk aydının; diplomalı vatandaşın dili daha bir kirlenmiş vaziyette. Okur-yazarlarımızın konuşmalarında kelimelerin 5’te 3’ü Yunanca, Latince, Fransızca, İngilizcedir. Bu hâl, böylece sürüp giderse vatanımızın birkaç asır sonraki sakinleri, bizim bugün Hititler, Lidyalılar… gibi kavimlerden söz etmemiz gibi çağımıza atıfla "bu topraklarda bir zamanlar Türkler yaşarmış!" diye konuşacaklarından korkarız. Sözlerimiz, asla mübalağa, abartı olarak görülmemeli. Türkçe, dört bir yandan taarruz altındadır. Teknoloji, dile darbeler indirmekte, sosyal medya felaket çapta tahribat yapmakta, aydın, Türkçeden yana gamsız ve dertsiz olarak özenti bir dil, üslup ve taklitçilikle konuşmaktadır. Öyle ânlar oluyor ki değişik kesimlerden aydınımız konuşurken bir cümle içinde nadiren Türkçe kelimeler geçmektedir. "Türkçe kelime"den kastımız kök olarak, asliyet ve aidiyet olarak tarihin derinlikleriyle Yunus’tan bu yana gelen Türkçe kelimeler ve Arapça, Farsça, Rumca, Ermenice gibi imparatorluk beraberliğimizden miras kalanlardır. Keza bir asırdan bu yana kullandığımız telefon gibi, radyo gibi kelimeler de artık insanlığın ortak dilidir. Kastımız dil ırkçılığına varan ve bir dönem maalesef acı ile yaşadığımız "arı Türkçecilik", "öz Türkçecilik" ve buradan hareketle masa başında imal edilmiş kelimeler değildir. Saf dil yoktur ve olamaz. Bizim kastımız, yaşayan Türkçedir. Bu Türkçe, analarımızın ninnilerinden, yiğitlerimizin destanına, Ulu Kur’ânımıza kadar zengin medeniyet kaynaklarımızdan beslenmiştir. Besleyici bir diğer unsur da çok kültürlülüğümüzdür. Bin yıl boyunca kaç düzine milletle aynı topraklarda, aynı gök kubbe altında hayat sürdük. Hayatın diğer unsurları gibi dil alışverişleri de en tabiî şekilde cereyan etti.
Bugünkü yanlış konuşmalardan bazıları ise "tercüme Türkçe"dir. Bunu ehli bilir. Bir başka felâket, tabela ve bina adlarıdır. Hukuk Türkçesi çok kötü yara almıştır. Tıp dili sömürgeleşmiştir. Tehlikenin farkında olmalı. Türkçe, günbegün emperyalizmin vesayeti altına girmekte, azınlık diline dönüşmekte.
 
BioNTech kurucu ortağı Sn. Uğur Şahin, geçen gün İstanbul’daki bir özel üniversitenin mezuniyet törenine görüntülü olarak katıldı. Gençlere mütevazı olmak gibi faziletleri hatırlattığı konuşmasını İngilizce yaptı. Muhteva güzeldi ama İngilizce olmasını çok yadırgadık. Bir Türk bilim insanının Türk gençlerine üçüncü bir memleketin lisanı ile hitap etmesinin kabul görür bir tarafı olamaz.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı, 9-11 Temmuz 2021 tarihleri arasında Yenikapı etkinlik alanında bir "Çocuk Karnavalı" tertiplemiş. Bize gelen telefon haberi aynen böyle. Lügat, sözlük, "karnaval" kelimesini şöyle açıklamaktadır: "Hıristiyanların, Büyük Perhiz öncesinde türlü kıyafetler giyerek yaptıkları eğlence."
 
İBB güçlü ihtimalle Müslüman Türk çocukları için böyle bir faaliyet yapıyordur. Öyle ise karnaval değil, "şenlik" veya "eğlence" denmeliydi. Ne var ki bu yabancı istilası o kadar benimsenmiş vaziyette ki hata fark bile edilemiyor.
Sel’li, sal’lı tedarik edilmiş kelimeleri saymıyoruz. Dediğimiz gibi Türkçe dört bir yandan saldırı altındadır. Mesele büyüktür ve bir devlet, eğitim, ilim, irfan meselesidir. Teşvik ve yerine göre müeyyide olmak üzere her türlü tedbir alınmalıdır…
Bahis uzundur. Kitaplık hacimdedir. Ne var ki kiminle, nerede ne zaman ve hangi dille konuşmalı? Yapılacak toplantılar bile "şûra" adını taşımayacak, onlara "panel", "seminer", "sempozyum"dan biri faaliyet ismi olarak seçilecektir…
Bir milletin, dini, dili, harfi, kelimesi, ilmi ve irfanıyla oynanırsa o milletin istikbali tehlikede demektir. Fenle teknolojiyle kalkınma gerçekleşir fakat millet ve devlet varlığının devamı bu saydığımız değerlerle mümkün olur.
Dil, giderse, vatan düşer!..