İMZA

Rahim Er

Diyarbakır’dan İstanbul’a, Tunceli’den Bursa’ya, Muğla’dan Adana’ya… kadar 35 ilimizde ve 130 noktada yangın meydana geldi. Son açıklamada yalnızca 7 yerde yangının devam etmekte olduğu haber veriliyordu. Bu satırlar okunurken inşallah hepsi bitmiş olur…
Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, söndürme faaliyetlerinde 51 helikopter ve 16 uçak kullanıldığını söyledi.
En tafsilatlı açıklamayı ise OGM-Orman Genel Müdürlüğü yaptı. OGM’nin kamuoyu aydınlatmasına göre yangınla mücadelede 4 bin 800 personel görev almıştır. Adı geçen kurum, bu fedakâr insanlara, yangınlara sebebiyet veren ve kendilerine "ateşin çocukları" diyen hainlere gönderme yaparak "Ormanın Kahramanları" diyor. Orman Genel Müdürlüğü, çıkarılmış yangınlarla mücadelede OK’lar-Ormanın Kahramanları dışında 13 suatar, 3 idarî uçak, 9 İHA, 45 helikopter, 6 yönetim helikopteri, 1 insansız helikopter, 120 iş makinası, 708 arazöz ve su tankerinin hizmet yaptığını açıkladı…
Bilgilendirmeler bu şekilde iken bugün Türkiye’de Cumhur İttifakı’na muhalif olan bütün parti ve liderler, ekran ve sütun sahipleri, esas olarak iki hadiseye kilitlenmiş durumdadır: Biri THK’dır, diğeri de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın "geçmiş olsun" demek ve felâketi mahallinde incelemek için gittiği Marmaris’te vatandaşlara çay dağıtmasıdır…
THK-Türk Hava Kurumu Başkanı, ilk açıklamayı bir TV kanalına yaparken o akşam biz de o ekranda vardık. Söyledikleri derli-toplu olamadı. Ne tam anlatabildi ve ne de tam anlaşıldı. Bu yüzden THK hakkında esaslı bir çalışmayla millete doyurucu malumat verilmesi zaruret hâline gelmiştir. Buraya neden kayyım tayin edildiği, kurumun kaç uçağı olduğu, bu uçakların niçin tamir edilmediği, tamiri mümkün değilse neden satılmadığı, alacağı, borcu, faaliyetleri vs… gibi dile gelen bütün iddia ve itirazlar karşılanmalıdır.
Cumhurbaşkanı, Marmaris’te halka hitabı bittiğinde eline çay paketlerinin tutuşturulması ise yanlış olmuştur. Sn. Erdoğan, zaten, meskenler dâhil yapılacak yardımları kalem kalem açıklamıştı. Pekâlâ hânelere gidecek kolilere çay paketleri de konabilirdi…
Gözden kaçmasın ki neredeyse vilayet sayımızın yarısı kadar yerde çıkan bu elîm yangınlar, ülke orman varlığımızın yüzde 41’ine tekabül etmektedir. Bölücü terör örgütünün elebaşları yıllardır her fırsatta silahsız kaldıklarında yangın çıkarabileceklerini açıklaya gelmekteler. Bu son büyük yangınların da onların ihaneti eseri olduğu artık şüphe götürmez netliğe ulaşmıştır. Nitekim sahiplenmeye dair ikrarda bulunuyorlar.
Diğer taraftan; yaz yangınları sadece yurdumuzda yaşanmıyor. Avustralya’dan İspanya’ya, Sibirya’dan ABD’ye, oradan Brezilya’ya kadar yangın çıkmaktadır. Şimdilerde de çıktı. Yarın da olabilir. Yangınların topyekûn yok edilmesi belki mümkün değildir. Ama en aza indirmek için tedbirler alınması şarttır. Bir zelzele ülkesi olduğumuz gibi aynı zamanda yangın ülkesiyiz de. Bu sebeple önleyici her türlü tedbire sahip olmalıyız. İhtiyacın çok üstünde yangın söndürme uçaklarımız olmalıydı. Hiç olmazsa hem de yerli üretim olarak bundan sonra da olmalı. Bölücü örgüt geçmiş yıllarda da yangın çıkarmıştı. 6 günde 35 ilde 130 yangın çıkıyor ve örgütten şüphe ediliyorsa o zaman tedbirde ihmale ve istihbarat kaçaklarına da dikkat edilmesi gerekir.
Mevzubahis yangınlar, başımıza açılmış bir felakettir. Bir yandan Suriyeli sığınmacıların anlaşılmaz bir şekilde bayrama gidip-dönmeleri, diğer yandan başlayan Afgan göç tehlikesi konuşulurken onlarla çakışır biçimde "alev alev ihanet" başlatılmıştır. Çıkarılan yangınlar, vatanımıza ve bu memleketin her ferdine karşıdır. Hâl bu iken bunları, hele son örnek yangın ihanetini fırsat bilip bunu iktidara ve Cumhur İttifakı’na karşı bir taarruz vesilesi yapmak haksız menfaat devşirme gayreti olur. Zelzele, sel, yangın, çığ… gibi afetler de düşman işgali gibidir. Düşman, aidiyetleri önceleyerek işgal yapmaz. Hedef aldığı ülkeyi ele geçirmek için gelir. Bu itibarla kim ne diyorsa aklıselimle konuşmalı, yalnızca tenkit etmemeli, teklif de üretmeli, muhakkak ki iktidar da söylenenleri değerlendirmelidir.
Tekrar etmekte fayda görürüz:
Teröristler ihanet ederken, birileri de o ihanetin alevlerini fırsata çevirmeye tenezzül ve tevessül ederse sonuç, ortaklığa çıkar. Hata, eksik yanlış ve kusurlar söylenmeli fakat insafı ve vicdanı elden bırakmamalı. Bir milleti düşman da felaketler de birleştirmezse orada yangından bile büyük gerçekler var demektir.