İMZA

Rahim Er

Afganistan tarihine bakıldığında 1800’lerin başına kadar iç kargaşa yaşandığı görülür. Bu “bir kavmin, diğer kavme üstünlüğü’’ çatışmasıdır. Ülkede birliği ilk olarak 1828’de Dost Muhammed kurdu. Fakat 1839’da İngiliz işgali yaşandı. 1839-1842 arasında Afgan-İngiliz muharebesi oldu. Birlik dağıldı. Dost Muhammed Han, 1863’te birliği tekrar tesis etti. 1878’de vefat etmesinden sonra Abdurrahman Han işbaşına geldi. Bu yıl ikinci kere İngiliz işgali oldu. 1919’a gelindiğinde Afganistan, İngiliz işgaline son vererek istiklalini kazandı. Batı yanlısı idari dönem başladı.
Görüldüğü gibi 19. asrın ortasından 20. asrın ilk çeyreğine kadar Afganistan’a karşı İngiliz işgal, savaş ve tasallutu vardır. 1979’da ise SSCB-Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği işgali oldu. 2001’de ise ABD-Amerika Birleşik Devletleri işgali başladı. Afganistan, 160 yıl içinde ikisi İngilizlerin olmak üzere Rusya ve Amerika tarafından 4 defa işgale uğramıştır. İngiltere ilk işgal tarihlerinden 1945’e kadar dünyanın süper gücüydü. 1945-1990 arası SSCB, ABD ile birlikte süper güçtür. 1990’dan günümüze dek ise ABD tek süper güçtür. Afganistan, 160 yıl içinde 4 defa süper güçlerinin tasallutu altında kalmış, çok yüksek insan kayıpları vermiştir.
Afganlar, sözünü ettiğimiz işgallerde korkmadılar, yılmadılar ve kaçmadılar. Şerefleriyle muazzam kayıplar verdiler ama İngilizlere de büyük kayıplar verdirdiler. Birleşik Krallık, 20. asrın ortasında Cihan Devleti imtiyazını kaybettiyse bunda Afgan darbelerinin büyük payı vardır. SSCB’nin 1989’da çökmesi ise bizatihi Afgan mücahidinin kahramanlığının eseridir. Nihayet 10 yıllık bir işgalden sonra  Cihan Devleti ABD de daha fazla zayiat vermeyi göze alamayarak düşmanı Taliban’la anlaşmaya varıp çekilme sürecini işletmeye başladı.
-Afganlar, hiçbir işgalde vatanlarından kaçmazken; bir işgal ordusu, işgale son verip çekilirken neden onunla beraber gitmeye can atmakta, onun ardı sıra koşmakta, onun uçaklarına doluşup topraklarını terk etmek istemekteler?
Bir önceki makalemizin başlığı “Ağlayan Ülke’’ idi. O yazımızı “İran ne kadar İslâm devleti, Suudi Arabistan ne kadar şeriat ülkesi ise Afganistan da o kadar İslâm emîrliği olur’’ demiştik. Ne İran ve ne de Suudi Arabistan, İslâm dinini ve bütünüyle Müslümanları temsil ederler. Adı geçen devlet için “Afgan Emîrliği’’ ismi de yeni değildir. Bölgede “Buhara Emîrliği’’ misali başka devletler de kurulmuştur. Suudlar gibi, Farslar gibi, Taliban da Asr-ı Saadetten bu yana 15 asırdır inandığımız İslâm akaidi ve İslâm ameliyle değil kendilerine mahsus yorumlarla itikadî şekillenme ve hayat içindedirler. Ayrıca Suudlar ve İranlılar gibi Taliban’ın da geleneğe dayalı kıyafetleri vardır. Böylesi mahallî sakal, entari, sarık vs Sih, Hind, Pakistan, İsrail, Yemen ve Afrika’da da mevcuttur.
Yukarıdaki sorunun cevabı bütün bu gerçeklerin toplamındadır:
İşgal sona erip Afganistan terk edilirken bu memlekette korkunç bir algı operasyonu yapıldığı anlaşılıyor. Sarıklı, sakallı, entarili adamlar sanki fezadan gelip burayı işgal etmiştir ve bu yüzden işgalci devlet ve yardımcıları kendisine ajanlık ve hizmetkârlık yapanları da yanına alarak olabildiğince sür’atli bir şekilde gitmektedir. Kendisi gittiği gibi canını seven de elini çabuk tutup kaçsın havası estirilmiştir. Zira bu manzaradaki adamlar, kadınlar başta olmak üzere beğenmediklerini asıp-kesecek ve hiç merhamet etmeyeceklerdir. Gerçi bu propaganda da ilk dönem Taliban iktidarının tasvibi asla mümkün olmayan uygulamalarının payı vardır ama o zaman bile bu kaçışlar yaşanmamıştı. Üstelik Taliban şimdi insan haklarına riayete dair taahhütlerde bulunmaktadır. Buna rağmen Taliban, niye bizdeki bir zamanların karikatürlerindeki “fırça sakal-kazma diş’’ intibaı ve şeriat lakırdılarıyla böyle gösteriliyor, Afgan halkı, bu algı zehirlemesine neden tabi tutuluyor?
Cevabı şudur?
İslâmiyet’i karalamak için!.. Müslümanları kan dökücü göstermek için!.. Bu, Hilal-Haç mücadelesinin yeni zamanlar tezahürüdür. DEAŞ, tek kurşun atmadan Musul’u işgal etmiş ve güya Hilafet devleti kurmuştu. Bunu ilândan sonra da ortada insanların boğazlandığı bir takım videolar dolaşmıştı. Bu defa da Taliban gelirken 20 yıldır eğitilen ve elinde en ileri Amerikan silahları olan 300 bin kişilik Afgan ordusu tek kurşun atmadan teslim oldu. Afgan ordusundan sonra nasıl bir tesadüfse Afgan Hükûmeti de çöktü. Ardından da “Kaçın, Taliban geliyor; bu tuhaf kılıklı adamlar, yine sizi asıp-kesecekler!!!’’ Çığlıkları koptu. Ardından o utandırıcı kaçış sahneleri ve ayıplar yaşandı.
Hâlbuki ABD’de “Amiş’’ denen Hıristiyanlar vardır. Bunlar, kendi şeriatlarını yaşarlar. Erkekler 5’e kadar kadın alır. Elektrik, elektronik, makine kullanmazlar. Keza İsrail, Yahudi şeriatını, tatbik eder. Yunanistan ve Ortodoks âlemi Fener’e, Katolik dünya Vatikan’a bağlıdır.
Son söz:
3 asırdır iç harp ve işgallerle boğuşan ve milyonlarca kayıp veren Afganlar, çok ama çok yorgundur. Şimdi de psikolojik savaşa tabi tutulmuş olan bu insanlardan makul davranış beklenemez. Vah sahipsiz İslâm âlemi!