İMZA

Rahim Er

Türkiye’de şu ân "Cumhur İttifakı" ve "Millet İttifakı" diye iki siyâsî yapılanma var. Buna "fiilen iki partili hayata gitmiş durumdayız" denebilir mi?

Denemez. İttifaklardan ilki olan Cumhur İttifakı, ahenkle işlerken Millet İttifakı, rahat değil. Bu tarafta ihtilaflar, sataşmalar, sonu gözdağına çıkan sözler eksik olmuyor.

Niçin?

Zira;

Millet İttifakı, zoraki bir beraberliktir. Hatırlanacağı gibi AK Parti ve MHP arasında Cumhur İttifakı kurulacağı zaman CHP ve bugün bu ittifakta yer alan diğer partiler, ittifak fikrine şiddetle muhalefet ettiler. En güçlü gerekçeleri ittifakın koalisyon olduğuna dair tezleriydi. Aylar süren bu direnme, seyri değiştirmeyeceği anlaşılınca bu defa kendi aralarında "Millet İttifakı"nı kurup seçime katıldılar. Bu ittifakta hangi partilerin yer aldığı bugün olsun net bir biçimde beyan edilmiş değildir. CHP-HDP-İYİ Parti-SP’den müteşekkil dörtlü ittifakta HDP diğer ortaklar tarafından saklanıyor, gözden ırak tutuluyordu. Bu duruma HDP temsilcileri, zaman zaman sert şekilde karşı çıktılar. Ne var ki diğer ortaklar vaziyeti yuvarlak ifadelerle geçiştirdiler.

Hadise şuydu:

Türkiye siyasetinde bir kesim, ittifakını kurmuş yola devam ederken diğer taraf kerhen, ittifak etmişti. Bunu kamuoyu ile açıkça paylaşmıyorlardı. Zorla kurulan Millet İttifakı, mütecanis, homojen değildi. Dağılma, ihtimali daima mevcuttu.

Dağılma ihtimalini iki söylemle ırak tutup yola devam etmeyi esas aldılar:

Bunlardan birincisi "güçlendirilmiş parlamenter sistem" diğeri de "erken seçim"di. Güçlendirilmiş parlamenter sistem, iddiasını cumhurbaşkanlığı sistemine karşı getiriyorlardı. Hâlbuki vatandaşın gündeminde bunlar yoktu. Anayasa değiştirilmiş, değiştirilen anayasa halka götürülmüş ve millî tasvible sistem yürürlüğe girmişti. Bu yeni sistemin ortadan kalkması için aynı mekanizmanın geriye doğru tekrar işlemesi gerekirdi ki böyle bir şey fiilen mümkün değildi. Gerçek bu iken "güçlendirilmiş parlamenter sistem" sözü tekrar edilip duruldu. Daha sonra Deva ve Gelecek Partilerinin de bu konuda CHP ve İYİ Partiye ve tabiatıyla HDP’ye destek vermeleri de durgun suyu dalgalandırmadı.

Bir taraftan GPS konuşulurken diğer taraftan ve çok yakın zamanlara kadar bir başka çağrıyla siyaset ateşi alevlendirilmeye çalışıldı. Bilhassa CHP ve İYİ Parti sürekli olarak "erken seçim" diyorlardı. Onlar "erken seçim" dedikçe AK Parti ve MHP, her defasında Haziran 2023’ü hatırlattı. "Erken baskın seçim" iddiası da durumu değiştirmedi.

Bugünlere bu merhalelerden geçilerek gelindi.

-Muhalefet partileri, gönülsüz de olsa Millet İttifakı’nı kurmuşlardı. Zoraki doğan bu ittifak, hiçbir zaman ağız dalaşından kurtulamadı.

-Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem vaadi, taban bulamadı.

-Erken seçim haberleri, baskın seçim ibareleri asılsız çıktı.

Bu manzaradaki Millet İttifakı, gayrı mütecanis, heterojen varlığını korumaktadır. Bugün olmuş, HDP’nin Millet İttifakı içindeki yeri gösterilememiştir. Bu parti, tek taraflı beyanlarla ittifakta olduğunu, görmezden gelinemeyeceğini, önemsenmezse bedelinin pahalı olacağını iddia etmektedir. Ayrıca ortaklar arasında CB adaylığı için münferit beyanlar eleştiri sebebi yapılmaktadır. Sn. Kılıçdaroğlu’nun CB adaylığı, böyle bir sisli iklimde konuşulmaktadır.

CHP Genel Başkanı 2023’te hakikaten CB adayı olacak mı, buna açık ve gizli diğer Mİ ortakları ne diyecekler? CHP ortaklarını hangi vaadlerle râzı edecektir?

Kemal Kılıçdaroğlu’nun bir çelişki yaşadığı ortadadır. Zoraki Millet İttifakı’ndan sonra şimdi de zoraki Cumhurbaşkanlığı adaylığı mevzubahistir. Sn. Kılıçdaroğlu, adaylığını ilân ederse o zaman CHP de Millet İttifakı da GPS iddiasından vazgeçmiş olacaklardır. Kabul edelim ki bir belediye başkanı veya bir başka partili kazan kaldırmadı ve Kemal Kılıçdaroğlu, seçime girdi ve kazandı. O zaman ne olacak?

-GPS’ye nasıl dönülecek?

 -"Saray" dedikleri Külliye ne olacak?

-Kılıçdaroğlu, hangi "Anadol" marka uçağa binecek?

-Suriye’ye kimin müsaadesiyle ve hangi kaynakla konutlar, fabrikalar, yollar yapıp sığınmacıları davul-zurnayla uğurlayacak?

Manzara onu gösteriyor ki 2023’e varmadan hem Millet İttifakı ve hem de CHP’de yarılmalar olması yüksek ihtimaldir. Vaziyete bakmalı ki CHP, saklı ortağı HDP’nin hapisteki eski eş başkanının ithamlarına bile cevap vermekte zorlanıyor.

Kemal Bey de Meral Hanım da ellerindeki barutu tüketmişlerdir. 

Teklif ve fikir üretemediler.

İktidarı sürekli kötülemek, topuzu kaçmış kantarlarla mübalağalı iltifatlar tartmak muhalefet yapmak değildir.