Salim Köklü

Resulullah efendimiz bir hadis-i şerifte buyurdu ki: "İnsanların kıymetlerini bilmedikleri iki nimet vardır. Biri sağlık, biri de boş vakittir." 
 
İnsanın gafleti sebebiyle en çok içine düştüğü hatalardan biri de zaman israfıdır. Ahireti kazanma yeri dünya hayatıdır. Fafat bir nefes gibi, bir göz açıp kapamak gibi kısadır. İkinci bir defa kullanma hakkımız yoktur. Onun için bu kısa ömrü en önemli işlere sarfetmeliyiz. Lüzumsuz, faydasız ve boş şeylerle zayi etmemeliyiz.
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki;
"İnsanların kıymetlerini bilmedikleri iki nimet vardır. Biri sağlık, biri de boş vakittir." 
"Beş şey gelmeden önce beş şeyin kıymetini bilin: Ölüm gelmeden önce hayatın, hastalık gelmeden önce sağlığın, meşguliyet gelmeden önce boş vaktin, ihtiyarlık gelmeden önce gençliğin, fakirlik gelmeden önce zenginliğin. "
"İki gün aynı hâlde bulunan, her gün ilerlemeyen, yeni bir şey öğrenmeyen aldandı, ziyan etti." 
"Musibetlerin en büyüğü vakti faydasız şeylerle geçirmektir." 
"Allahü teâlânın, bir kuluna rahmet etmeyeceğine, ona gazap ve azap edeceğine alamet, dünyaya ve ahirete faydası olmayan şeylerle meşgul olması, zamanlarını lüzumsuz şeylerle öldürmesidir. Bir kimsenin ömründen bir saati, Allahü teâlânın beğenmediği bir şeyde geçerse, ne kadar çok pişman olsa, üzülse yeridir. Bir kimse kırk yaşını geçtiği hâlde onun hayırlı işleri, yani sevapları, kötü işlerinden, yâni günahlarından ziyade olmadı ise, cehenneme hazırlansın."
Hasan Basri (rahmetullahi aleyh) buyurur ki: "Sizin bugün parayı sarf ederken gösterdiğiniz hassasiyeti, Eshab-ı kiram (aleyhimürrıdvan),  zamanlarını kullanırken gösterirlerdi."
Sadi Şirazi (rahmetullahi aleyh) de "En zor üç şey: Sır saklamak, acıları unutmak, zamanı değerlendirmektir" buyurmaktadır.
İslam âlimleri tasavvufu çeşitli şekillerde tarif etmişlerdir. Bu tariflerden biri şöyledir: "Tasavvuf, vaktin kıymetini bilmektir." Diğer bir tarifi de şöyledir: "Tasavvuf, fuzuli, boş işleri terk etmektir."
İslam âlimlerinden bir zat bir yere gidip gelirken, kahvede oturanları görünce teessüfle, "Eğer parayla zaman satın almak mümkün olsaydı şu adamların zamanlarını alır, çalışırdım" buyururdu.
Yine bu büyük zat, "nasıl muvaffak oldunuz?" diye soranlara "Helekel müsevvifun yani 'Sonra yaparım diyenler helak oldu' hadis-i şerifine uyarak bugünün işini yarına bırakmadım ve kendi işimi kendim gördüm, yapamadığım işi bir başkasına havale ettiğim zaman neticesini takip ettim" cevabını verirdi.
Hülasa, bu kısa ömrümüzün kıymetini bilmeliyiz. Vakitlerimizi Allahü tealanın razı olduğu  beğendiği şeylerle geçirmeliyiz. Dünya ve ahiretimize faydası olmayan şeylerle meşgul olmamalıyız.