Süleyman Özışık

Sevgili Millet İttifakı'nın pek değerli temsilcileri. "Başkanlık Sistemi ülkeyi felakete götürdü. Biz bu sistemi ortadan kaldırıp yerine 'Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem'i getireceğiz" diye iflahımızı söktünüz. 
Üzerinden iki buçuk yıl geçti.
"Üç ay içinde açıklayacağız", "Önümüzdeki ay açıklayacağız", "Ay olmadı, haftaya açıklayacağız", "Eli kulağında bugün yarın açıklarız", "Ha açıkladık, ha açıklıyoruz..." diye diye ömrümüzü yediniz.
E, ne oldu?
Hayır ne oldu, niye açıklamıyorsunuz merak ettiğimden soruyorum!
Elinizi kolunuzu bağlayan olmadığına göre iki buçuk yılda kırk kere açıklamanız lazımdı.
Niye açıklamıyorsunuz?
Yoksa?
Yoksa kendi aranızda anlaşamıyor musunuz? 
Hayır bir tane şey yapmıştınız gizli kapılar ardında… Hani HDP ile yaptığınız gizli çalışmadan bahsediyorum! Sonra millet öğrenince "Tövbe, hâşâ" diyerek inkâr etmiştiniz.
Sahi hangi taleplerde bulunmuştu HDP?
Anayasa'nın ilk dört maddesinin değiştirilmesini mi? PKK'nın, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Hendekçi arkadaşları" olarak tanınmasını mı? Yoksa YPG'nin kendi ülkesini kurup Türkiye'den toprak sahibi olmasını mı?
E, malum!
Sayın Kılıçdaroğlu'na göre YPG terör örgütü değil, kendi vatanını korumak isteyen bir çeşit kahramanlardan oluşuyordu!
Hadi bunları istemedilerse başka ne istediler?
Abdullah Öcalan'a yönelik "Tecrit ortamının" kaldırılmasını ve aynı zamanda Selahattin Demirtaş'ın derhal serbest bırakılmasını mı?
Ay tamam, tamam kızmayın!
Tamam yahu, onlarla bu anlaşmaları yapmadınız, inandık!
Peki madem HDP ile bir anlaşma olmadan "Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem'i" getireceksiniz. 
Daha önce de sormuştum, tekrarlamakta yarar var.
"Güçlendirilmemiş" Parlamenter Sistem sayesinde 50 yılda iki darbe yaptınız.
O darbelerden birinde bir Başbakan ve iki Bakan astınız. İkinci darbede, yani Kenan Evren döneminde ise 5 bin insanı suçsuz günahsız yere ortadan kaldırdınız.
50 yılda 3 tane "e-Muhtıra" yayınladınız.
Merhum Necmettin Erbakan'ı "Gerekirse silah kullanırız" diye tehdit ederek Başbakanlık koltuğundan indirdiniz.
50 yılda ülkeye 5 büyük ekonomik kriz yaşattınız.
50 yıllık "Parlamenter Sistem" sayesinde yapmadığınız zulüm, etmediğiniz hakaret kalmadı.
Ülke insanının sırtında âdeta boza pişirdiniz. Milyonlarca öğrenciyi kılık kıyafetinden dolayı okullara sokmadınız. Milyonlarca kadını başörtüsü gerekçesiyle kamu kurum ve kuruluşlarına sokmadınız. Oğlunun şehadet beratını almaya giden şehit annesini garnizon kapısından içeri sokmadınız.
Üstelik bu zulümlerin "Bin yıl" süreceğini söylediniz.
Bak, bütün bunları "Güçlendirilmemiş normal Parlamenter Sistem" sayesinde yaptınız.
Affınıza sığınarak soruyorum:
Acaba "Güçlendirilmiş" olanıyla ne yapmayı düşünüyorsunuz?!.
Hadi tamam, bunları misliyle yapmayacağınıza da inandık. Bu sistem sayesinde ülkeye gerçek demokrasiyi ve özgürlüğü getireceğinize de inandık diyelim.
Yine affınıza sığınarak soruyorum:
Bu gerçek demokrasiyi ve gerçek özgürlüğü PKK'nın partisi HDP ile birlikte mi getireceksiniz?
Yani doğru anladık değil mi? 40 bin insanımızın katili olanlar bize hayalini kuramayacağımız bir güzellik yapacaklar, misler gibi bir hayat yaşamamızı sağlayacaklar.
Tamam, diyelim ki saf salak olduğumuz için buna da inandık!
Yahu...
Cumhurbaşkanlığı'na aday göstereceğiniz kişiye, "Ben Cumhurbaşkanlığını sembolik olarak yapacağım ve seçildiğimde ülkeyi Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem'e geçireceğim" diye sözleşme imzalatmak da neyin nesidir?
Hem de noter onaylı!
Pardon ama saf salak olduğumuz için anlamakta zorluk çekiyoruz.
Siz Cumhurbaşkanı yapacağınız adama mı güvenmiyorsunuz? Yani ülkeyi yönetmesini istediğiniz adamın size bir fırıldak çevirmesinden korkuyorsunuz ve ona noter onaylı bir sözleşme imzalatıyorsunuz!
Yoksa...
Yoksa bir önceki seçimde "Ya bir manyak gelirse" dediğiniz aday bu seçeceğiniz aday mı? Bir manyaklık yapmasından ve koltuğa kurulmasından ve bir daha kalkmamasından mı korkuyorsunuz?
Peki ama sizin güvenmediğiniz adama millet nasıl güvenecek o zaman? E, tabii, milletin aklı bu işlere ermez zaten değil mi?
Yutturursunuz gider nasılsa!
Bak şimdi bunu söyleyince aklıma bir soru daha çengelli iğne gibi takıldı.
Siz şimdi "Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem'e" geçince Cumhurbaşkanı'nın yetkilerini de sembolik hâle getireceksiniz. Bu da Cumhurbaşkanı'nın millet tarafından değil, tıpkı eskiden olduğu gibi Meclis tarafından seçilmesinin yolunu açacak.
Yani kısacası millete, "Sen adam gibi tercihte bulunamıyorsun. Bunun için sendeki seçme hakkını alıp, kendime veriyorum" diyeceksiniz. 
Millet de bu tercihin elinden alınmasına razı gelecek, "He tamam, böylesi daha güzel" diye onay verecek.
Sonra her şey daha da güzel olacak!
Tıpkı İstanbul'da olduğu gibi di mi?!.
Özür dileyerek bir şey diyeceğim:
Size bir hayli bileylenmiş birer bıçak ya da yağlı urgan verelim mi?
Ne bileyim, belki canınız sıkıldığında boğazımızı kesmek ya da darağacında sallandırmak falan istersiniz!
Ama vasiyetimizdir.
Bizi o noktada "İçeride yatan masumlar" dediğiniz FETÖ'cülere teslim etmeyin!
Olur mu?
İsterseniz bizi kayıp 978 at gibi sucuk yapın, razıyız ama onların eline bırakmayın.
Sanırım anlaştık!
Anlaştık!
De hayde gelsin o vakit “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem...”
Ama gelsin artık yani.
Bekleye bekleye ağaç olduk da!..