Ünal Bolat

“Ali Ağa’nın yüzü kıpkırmızı olur. Ter su içinde kalır. Gerçekten edep timsali bir insandır.”
 
 
Çaresi yoktur veremin o zamanlar… Ve yataklara düşüp de ölümü beklediği günlerden birinde ninemi çağırır yanına. Ona der ki:
“Benim günlerim artık sayılı. Sana iki vasiyetim olacak...”
Bu söz üzerine ninem dedemin baş ucuna oturup hıçkırarak ağlamaya başlar. Ama dedem onun ağlamasına aldırış etmeden vasiyetini açıklar:
“Bunlar sizin iyi günleriniz. Acı günler geride...”
“Niye öyle diyorsun efendi? Ağzından yel alsın.”
“Bak ben bir ağa çocuğu idim. Sen de biliyorsun. Cehalet, bilgisizlik ve göç beni ne hâllere düşürdü. Demek ki varlığa güven olmuyormuş. Onun için özellikle bu iki oğlumuzu ne yapıp edip okut. Kızımızı da iyi bir kısmeti çıktığında zengin fakir demeden, dinine diyanetine bağlı, merhamet sahibi helal süt emmiş bir insanla evlendir. Görüyorsun varlıklı iken de fakir duruma düşebiliyormuş insan."
Tabii bunları söylerken verem hastalığının rahmetli halama da sirayet ettiğini ne babaannem ne dedem bilmektedir. 
Dedem ikinci arzusunu söylerken dudakları titremektedir. Ama yine de söyler:
Bu vasiyet değil ama bu da seninle ilgili. Sen henüz ömrünün baharındasın. Gençsin. Hem kendi namusunu korumak hem çocuklarımızın istikbali için benden sonra evlenmelisin.
Babaannem bu sözü duyar duymaz çılgına döner.
“Hayır! Evleneceğime ardından ben de öleyim daha iyi” der.
Fakat öleyim demekle ölünmüyor. Ama işin en garibi dedem, kendisi vefat ettiğinde babaannemin kiminle evleneceğini de düşünmüştür.
“Beni senden ayrı koyan kadere bak!” Ninem hıçkırarak ağlamaktadır… Dedem de ölüm döşeğinde ağlar… Ama o yıllar acı ve yokluk yıllarıdır… Her şeye rağmen karı kocanın birbirine sadakat gösterdiği yıllardır.
Çevresinde tanıdığı hatırı sayılır, kırk yaşına geldiği hâlde evlenmemiş Ali Ağa adında bir komşusu vardır... Ali Ağayı davet eder dedem...
Ali Ağa ne için çağrıldığını bilmez tabii ki... Oturur dedemin baş ucuna... Babaannem yokken gözleri dolu dolu durumu anlatır.
Kendisinin ölüm döşeğinde olduğunu kendisinden sonra çocuklarına göz kulak olmasını ve çocuklarıyla eşinin selameti için onu nikâhına almasını rica eder.
Ali Ağa’nın yüzü kıpkırmızı olur. Ter su içinde kalır. Gerçekten kendisi edep timsali bir insandır.
Bir müddet öylece kalakalır...  Ama dedem gözleri dolu dolu kendisinden cevap beklemektedir. DEVAMI YARIN