Ünal Bolat

“Yuvalar yıkan gece hayatı, alkol ve kumar… Bir haftadan sonra evde kalmaz olmuştu kocam...”
 
 
Hatıralarımı, gazetemle paylaşmaya devam ediyorum... Annem beni yanına; Almanya’ya götürmüştü…
Çoğu genç kızın pembe hayallerini süsleyen o duygular benim de gönlümün başköşesini süslüyordu… Ne kadar tehlikeli ve dönüşü olmayan bir yol olduğunu bilmiyorum…
On yedi yaşıma bastığımda istediğime kavuşmuştum aklımca… Kendime göre yakışıklı prensimi bulmuştum…
Gurbet elin yalnızlığından kaçıp kurtulmak istercesine hiç tanımadığım bir genç ile nişanlandım. Yedi ay gibi bir süre sonra da evlendik.
Daha evliliğimin ilk günleri… Kocam ve ailesi hiç tereddüt etmeden sebebini söylemeden başımdaki örtüyü çıkarttırdılar. O zaman bu hareketimin inancıma bir saldırı olduğunu düşünememiştim.  Eşimin ailesi modern hayat diyerek dinin emirlerine zıt ne varsa ona göre hareket etmeye çalışıyordu. Almanya’da onlar gibi olmaya özenen birileriydi aslında…
Eyvah… Evlendikten bir hafta sonra ikinci ve korkunç çehresi çıkmıştı ortaya… Yuvalar yıkan gece hayatı, alkol ve kumar… Bir haftadan sonra artık evde kalmaz olmuştu kocam… Sabaha karşı geldiğinde de körkütük sarhoş olurdu…
Hayatıma sarhoş kusmuğuyla yeni bir sayfa açılmıştı… Eşim ailesiyle bile geçinemeyen kavgacı bir tipti. Birbirlerine bağırıp çağırırlar sonuçta ceketini omuzuna atıp giderdi. Bu defa oğullarından alamadıkları öfkelerini kat kat fazlasıyla benden çıkarmaya çalışırlardı…
Bir robot gibi gece gündüz çalışmama rağmen hiçbir iş yapmıyormuşum gibi azar işitirdim. Onların sofrasını hazırlar, yemeğe başladıklarında da bir garson gibi hizmetlerinde bulunur daha sonra çaylarını demler, onlar "keyiflerine" başladıktan sonra mutfağa geçer bulaşıklarını yıkardım...
Cezaevi miydi burası bana? Kendi yaptığım hatanın cezasını çekeceğim yer miydi?
Gözyaşlarım bulaşık suyunun içine damlar sabunla ellerimle ovuştururdum ıslak kirpiklerimi…
Zannedersiniz ki sıkıntı gelin kaynana meselesi… Hayır… Kayınpederim de bir kaynanadan aşağı kalmayacak şekilde işlerime karışır, bağırır çağırır hatta öfkesini alamadığında insafsız gardiyanlar gibi şiddet uygulardı bana…
Kime gidecektim de derdimi anlatacaktım ki? Hayatta olmayan babama mı? Beni çoktan unutup Türkiye’ye dönmüş olan annemi mi? Nereye gidecektim ki?
Bana yapılan bunca eziyeti kocama tek kelimeyle olsun şikâyet edemedim. Gerçi o da biliyordu bunu ama pek umursamıyordu. DEVAMI YARIN