Ünal Bolat

“Tanıdığımız yerler varken neden buradan meyve aldığımızı anlamaya çalışıyordum...”
 
 
Her zaman olduğu gibi vaktimi Numan Abi'nin nasihatleri ile kıymetlendirecek, akşam da birlikte Cağaloğlu’ndan sırasıyla tramvay, metrobüs ve otobüs kullanarak Beylikdüzü’ne dönecektik.
Ekseriyetle akşam namazını kılıp yola çıkardık. Ancak bu akşam öğrendiklerim çok enteresandı.
O gün bir değişiklik oldu. O gün bir komşumuz dönüşte bizi de arabasına alacaktı. Hazır araç varken Türk Dünyası’na gönderilecek kargoları teslim edecektik.
Namazlar kılındı ve arabayla Cağaloğlu’ndan Sultanahmet sonra Aksaray’ın dar sokaklarında ilerledik. Akşam saatiydi. Kimi iş yerleri kapanmıştı. Gelip geçenler geçtikçe azalıyordu... Aksaray sokaklarında ilerlerken o, aniden şoförün durmasını istedi... Ne olmuştu, anlayamadım. Şoföre bir miktar para uzattı:
“Kuzum, şuradan biraz meyve alır mısın?” dedi.
Neden durduğumuzu anlamaya başlamıştım. Yolun kenarında durmuş pazar arabasında meyve satan bir kimse vardı. Ama yoldan gelip geçen kimse yoktu. Zaten akşamın bu saatinde buralarda pek kimseler de bulunmazdı.
Hemen satıcının yanına gittim. Bir yandan tezgâhtaki meyvelerden alıyor bir yandan da evimize yakın çok kaliteli manavlar hatta bunlar içerisinde tanıdığımız kimseler varken neden buradan meyve aldığımızı düşünüyor, bunun sebebini anlamaya çalışıyordum...
Öyle ya o ezbere bir iş yapmazdı. Gördüğüm kadarıyla ya “eve bir şeyler götürme” veyahut “birine bir şey hediye etme” sünnetini yerine getirecekti. Çünkü bugüne kadar kendisi için bir şey istediğini hiç görmemiştim...
Meyveleri alıp arabaya döndüğümde, her zaman yaptığı gibi bu küçücük hizmetimden dolayı bile teşekkür ve dua ederek bizi taltif etti. Merakla bir şeyler söylemesini bekliyordum. Ve beklenen ders başlamıştı...
“Kuzum, bu soğuk kış akşamı kimsenin geçmediği kör bir sokakta rızkını aramak için bekleyen bu adamcağıza yardımcı olmak lazım. İhtiyacı olmasa bu saatte hele bu soğukta neden burada beklesin” dedi ve ekledi:
“Elbette markette, manavda daha kalitelisi olabilir. Hatta daha hesaplısı da bulunabilir. Lakin üçe beşe bakmamalı. Bu kimsenin evine rızık götürmesine vesile olmalı; Allahü teâlânın kullarını sevindirmek için fırsat kollamalı” demesiyle niçin durduğumuzu anlamış ve yine ciltlerce kitaba bedel bir nasihate kavuşmuştum.
Artık her satıcı gördüğümde bu hatıra aklıma gelir ve gereğini yapmaya çalışırım...
             Mehmet Ali Parlak