Ünal Bolat

“Müdür de boynunu bükünce, üzgün hayalleri yıkılmış şekilde bir camiye gider İlyas...”
 
 
O yıllar siyasi olayların en zor günleridir... İlyas, okulda namaz kılma sıkıntısı çeker. Doğalgaz olmadığı yıllardır. Kalorifer kazan dairesinde kömürlükte namaz kılar. O dönem kendisi ve ev arkadaşı için gerçekten çok zorlu geçer...
Okul bitince staj döneminden hemen sonra öğretmenlik için müracaat eder. Bir liseye tayini çıkan İlyas, öğretmenlik emeline kavuşmak üzeredir.
Tayin olduğu liseye gider ve müdürle tanışır. İlk dersini yapacağı sınıfın kapısında iri yarı bir öğrenci karşılar onu. Elleri cebinde, yakası bağrı açık bir şekilde İlyas’a bu sınıfa giremeyeceği tehdidinde bulunur. İlyas şoke olur, girme isteğinde bulununca beklemediği bir şekilde darp edilir.
Durumu anlatmak için koşarak müdür odasına gider. Birkaç öğrenci yine tehditle kendisini takip eder. Müdürün de çaresiz durumda olduğunu anlar ve okuldan çıkar... Son derece üzgün, hayalleri yıkılmış bir şekilde yakında gördüğü bir camiye gider. Şadırvanda abdest alır ve rahatlamak için minbere yakın bir yerde diz çöker bir müddet düşünür. Vakıf yurdunda dinlediği sohbetler ve okunan kitaplardan öğrendiklerini düşünür, sabreder. Namazını kılan İlyas o kıymetli büyüklerin çektiği sıkıntıları düşünür ve kendisini hamd etme, şükretme makamına teslim eder...
Öğretmenlikten vazgeçme durumunda hisseder kendisini. Yurt arkadaşıyla bu durumu paylaşır ve oturup aklıselim ile bir müddet düşünürler sonra, beraber ticaret yapmaya karar verirler... Arkadaşı da bu işe sıcak bakar. Bir toptan gıda firmasında üç yıl çalışırlar. Bu sürede işin inceliklerini öğrenip kendilerine ait bir iş yeri açarlar. Bu sektörde daha önce çalıştıkları firmadan kendilerini tanıyıp sevdikleri İlyas ve arkadaşına destek veren üretici firmalar, işlerini büyütmelerine vesile olurlar...
İlyas, artık zamanının çoğunu fakülteyi okuduğu şehirdeki Vakıf yurdunda geçirir. Yıllarca hasretini çektiği öğretmenliği Vakıf yurdunda yapmak düşüncesi yeniden alevlenir ve bu emeline kavuşur...
Lisede yaşadığı o darbedilmeden sonra camide yüzündeki şişlikleri hatırlar ve “her şerde bir hayır vardır” der. Allahü teâlâdan sabretmenin mükâfatını aldığını hisseder. Hatta kendisini darbedenlere ıslah olmaları için dua eder...
Büyüklerin “İyilik edene iyilik, kötülük edene de iyilik yap” hikmetine gark olur... Vakıf yurdunda Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiği ahlakı yaşayıp bu kıymetli kitapları insanlara ulaştırmaya devam eder...
          Muhip Arvas-İstanbul