Ünal Bolat

 “İki sene kadar önce bir grup arkadaşla Başkurdistan’ın başşehri Ufa’ya gittik...”
 
Türk Dünyası; Türklerin yaşadığı, tarihte muhteşem medeniyetler kurduğu büyük bir coğrafyanın adıdır. Ancak; üzülerek söyleyelim ki gençliğimizin bundan haberi yoktur. Çünkü okullarımızda öğretilmedi... Kırım-Kafkasya, İdil-Ural, Türkistan ve Hindistan’daki kültür ve medeniyetimizden hiç bahsedilmedi... Bugün Rusya topraklarında olan İdil-Ural bölgesi de Türk yurtlarındandır. İlk Müslüman Türk devleti olan Bulgar Hanlığı burada kuruldu. Hazar Denizi’ne dökülen İdil (Volga) Nehri ve Ural Dağları Türklerindi. Nitekim şair Osman Yüksel Serdengeçti, meşhur “Ağıt” şiirinde Türk yurtlarına hasretini şöyle dile getiriyordu: 
“Nerede benim Ural-Altay Dağlarım!/Akşam olur sabah olur ağlarım.”
İdil-Ural bölgesinde de İslam âlimleri ve Türk tarihçileri yetişti. Mesela İmâm-ı Rabbanî Hazretlerinin “Mektûbat”ını Farsçadan Arapçaya tercüme eden Muhammed Murad-ı Kazânî Hazretleri ve meşhur Türk tarihçisi Prof. Dr. Zeki Velidî Togan, başşehir Ufalıdır...
İki sene kadar önce bir grup arkadaşla Başkurdistan’ın başşehri Ufa’ya gittik. Şehri gezerken üzerinde “İHLAS” yazan bir cami gördük. Öğle namazı kılınmış, cemaat dağılmıştı. Biz de namazı eda ettikten sonra üst kattaki imam odasına çıktık. “Biz Türkiye'den, İhlas Vakfı’ndan geliyoruz” deyince, hoca aniden yerinden fırladı. Hasretle, muhabbetle bize sarıldı. Duvarda asılı duran Enver Abi'nin fotoğrafını alarak gözyaşıyla öptü, “Enver Abi'nin sevdikleri gelmiş” diyerek mutluluğunu ifade etti.
“Hocam, siz Enver Abi'yi nasıl tanıdınız?” deyince, “Adım Muhammed. Ben doktor idim. Sovyetler zamanında din adamı hiç yoktu. Kayseri’de İlahiyat Fakültesini bitirdim. Talebe iken, TGRT’nin ‘Huzura Doğru’ programlarını her gün takip ederek çok şey öğrendim.
İstanbul'a gittiğimde Enver Abi'yi ziyaret ettim... 'TGRT’nin bu programlarına bizim halkımızın çok ihtiyacı var. Ben bunları Tatarca’ya çevirsem, ülkemizde yayınlarız' deyince çok memnun oldular. Bana hemen kalacak yer ve stüdyo tahsis ettiler.
İstanbul’da birkaç ay kalarak, bütün 'Huzura Doğru' programlarını Tatarca’ya çevirdim. Daha sonra bunları ülkemizde yayınladık.''
Caminin adı niçin İhlas? deyince; “Bu bina, Sovyetler zamanında tiyatro binası idi. Müslüman halkımız satın alarak camiye çevirdi. Enver Abi bizlere maddî-manevî pek çok destek verdi. Bu bakımdan, onun hatırasını yaşatmak için bu ismi koyduk” dedi.
Şimdi camiye iki de minare yapıldı ve İhlas Camii, Ufa’nın sembolü oldu.
         Numan Aydoğan Ünal-Beylikdüzü