Ünal Bolat

 “Kunduraya pençe yapıp çivi çakarken bir taraftan da müşteriyle sohbet ediyordu.”
 
Babamın çok geniş bir çevresi vardı. Dükkânın önünden geçenler mutlaka babamı tanır, ona selam verir, hatırını sorarlardı. Yaşlılar “Selamün aleyküm Hacı” diye hitap ederken orta yaşlılar “Hacı Amca merhaba” derler, bıçkın delikanlılar “Merhaba Hacı Abi” deyip geçerdi...
Babam da herkesin selamını alırdı. Kendisinden yaşça büyüklerin selamlarına mukabele edince mutlaka hâl ve hatırlarını sorardı...
Babama yaz ayları boyunca hep gittim. Babamla baş başa kalınca dükkânın içindeki alçak ahşap sandalyeyi alır, babama yakın otururdum. Ve neler yaptığını, eşyalarını, insanlara davranışını gözlemlerdim.
Babam ilginç bir adamdı. Meselâ ayakkabıyı dikerken veya kunduraya pençe yapıp çivi çakarken bir taraftan da müşteriyle sohbet ediyordu. Ama işine hiç aksatmadan devam ediyordu. Özellikle yaz aylarında mutlaka dükkân dışına çıkardı. Sıcağa fazla tahammül edemez, çabuk bunalırdı. Klima nedir bilmezdi babam çok bunaldığında testiden bir tas su ister, onunla serinlemeye çalışır, sonra da büyük bir tevekkülle çalışmaya devam ederdi.
Babamın yanında müşteri yokken samimiyetim artar türlü sorular sorar, hepsine de cevap alırdım. Yüksünmezdi, “çok oldun, yeter” demezdi. Hepsine bıkmadan usanmadan tatlı bir şekilde cevap verirdi.
Çalışırken önünde büyük bir örs, sağ tarafında büyük bir teneke olurdu. Örsü bilirdim de tenekedeki su ne işe yarıyordu? Bazen elindeki ayakkabıları, içi bulanık su dolu bu tenekeye daldırır, ters çevirir, kurutur ondan sonra örse takar ve işlemeye başlardı.
“Baba, ayakkabıyı niçin suda yüzdürdün?” deyince tebessüm ederdi:
“Biraz yumuşasın ki rahat çalışabileyim, yoksa ayakkabının deri yüzü ve altı sert olur.”
Sonra tenekenin yanında küçücük bir kutu daha gördüm. İçinde irili ufaklı lastik parçaları merakımı çekti:
“Bunlar ne baba? Çöpe atsana!”
“Olur mu oğlum, kış aylarında akşamları sobayı bu lâstiklerle tutuşturuyoruz ya...”
Sahi ya annem kilere yakın bir yerde bu küçük lastikleri saklar, ihtiyaç olduğunda bir miktar alıp odaya getirir, sobayı onlarla tutuştururdu.
Babamın dükkânı seyirlikti… O küçücük dükkân çocuk dünyama ne kadar büyük bir yerdi. DEVAMI YARIN