Ünal Bolat

 “O vakitler insanlar başörtüsü sebebiyle kazandığı üniversitelere gidemedi...”
 
 
 
28 Şubat döneminde öğrencilik yıllarımı anlatmaya devam ediyorum...
Beklemediğim soru karşısında şaşırdım: “Nasıl yani?” dedim.
“Siz bilmem ne ilinde okumuşsunuz oradan mezunsunuz oraya teslim edilecek bu evrak” dedi.
Adı geçen şehir ile bizim memleket ilçenin arası o vakitler 7-8 saat falan. Direkt araç da yoktu. İlden ile gelip oradan da ilçeye aktarma yapardım. “Yollar uzun” diye bayram zamanları hariç doğru dürüst gidip gelmemişimdir. Belki son sene o kadar yani… Şimdi şükür otobanlar var da yollar mesafeler kısaldı. Otobüsler hızlı trenler uçak vs. ile ulaşım kolaylaştı epey.
Neyse “kabul ederdin, etmezdin” derken gittim Resmî Gazete'yi buldum. Dedim ki:
“İlçedeki tek yetkili kurum sizsiniz. Burada il dışında okuyan veya sınava giriş yerine göre tercih formu 'alınır-alınmaz' diye bir ibare yok. Zaten süre kısıtlı sizin bu evrakı teslim almanız lazım."
Ben kararlı bir şekilde dik durunca evrakı aldı ama bende bir korku hâsıl oldu ki anlatamam. Adam belki art niyetli söylemedi ise ya gerçekten benim evrak başka yerden teslim edilmesi gerekiyorsa? İnatlaşmadan formu yatılı okulun olduğu yere mi teslim etseydim vs. aklımda bin türlü düşünce.
Hak iddiası sözü çoğu insana garip gelir “hak hukuk yok mu?” diye. O vakitler insanlar başörtüsü nedeniyle kazandığı üniversitelere gidemedi, derslere giremedi, devlet memuriyetini yapamadı, mesleklerini icra edecek yer bulamadı vs...
Bir tercih formunun arkasına kimse düşer, birileri beni arkalar mıydı? Evrakı vermeyip geciktirirse, ya tahrif ederse? İş yeter ki kin boyutuna gelsin neler yapılamazdı ki? O dönem birçok insan dinle alakalı her şeye düşmandı. Düşman olmayan da kendini belli edemezdi.
Şimdi adım başı her yerde mescit var. Af buyurun WC’de seccade serip namaz kılmış bir nesiliz.
Neyse evrak Rabbimin merhametiyle yerine vaktinde ulaşmış “kazandı” sonucum çıkmıştı. Yıllar geçti, ben o sınav sonucum gelene kadar yaşadığım korku ve endişeli bekleyişi yaşadığım stresi belki hiçbir ameliyatımda duymadım.
Hâlâ düşünürüm 16-17 yaşlarına kadar çalışıp emek verdiğiniz bir sınavın, meslek seçiminizin anahtarı olan bir kâğıt parçasını vermemek, bir insanın hayallerini yıkmak, Müslüman bir milletin evlatlarını birbirine kırdırmak nasıl bir zihniyetin yansımasıydı…
          Rumuz: “Doktor”