Ünal Bolat

“Ben yıllar önce benzini bitip de yolda kaldığını söyleyen birisine benzin parası verdim...”
 
Hava biraz yağmurluydu. Fatih’te bir caminin son cemaat kısmında öğle namazımı kıldım. Dışarı çıktığımda bir amca yaklaştı yanıma.
-Bir şey diyebilir miyim, dedi.
Baktım biraz ötede aynı yaşlarda bir teyze duruyor. Bu arada amcayı dinlemeye başladım.
-Buyur amca?
-Allah kabul etsin, biz hanımla buraya bir hastaneye ziyaret için gelmiştik. Nasıl olduysa yol paramız kalmadı. Bize memlekete dönüş için bir yol parası yardım etme imkânın olur mu?
Bir tuhaf oldum. Çıkartıp yol parası vermeye kalkışsam üzerimde o kadar param yoktu.
Ben de pandemi sebebiyle ne zamandan beri açılmayan bir lokantada garsonluk yapan biriydim. Daha yeni başlamıştı işlerimiz. Haftalığı bile almamıştım.
Bu iki yaşlı insana yardım edememenin acısı yüreğimi dağladı. Saniyeler içinde düşündüm. “Ne yapabilirim, nasıl yardım edebilirim” derken hatırıma geldi.
-Amca kusuruma bakma, size verecek param inan ki yok. Ama teyzemin oğlu otogarda çalışıyor. Onu arayıp sizin gideceğiniz yere göndermesi için bir yardım isteyebilirim.
Elime telefonu aldım. Teyzemin oğlunun numarasını ararken amca dedi ki:
-Şey biz beyaz masaya da müracaat ettik. Oradan bir sonuç bekliyoruz. Sağ ol zahmet etme.
Caminin avlusundan çıkarken üzüntüm biraz hafifledi. Yol boyu giderken kendi kendime de kahrediyordum. Keşke param olsaydı da şu iki ihtiyara yardım etseydim.
Lokantaya gittiğimde durumu anlattığımda ustam dedi ki:
-Senin otogara göndermek istemene niçin sıcak bakmadılar bilir misin?
-Niçin ustam?
-Çünkü onlar öyle bir yolculuk yapacak kimse değillerdi.
-Ama nasıl olur?
Ben yıllar önce benzini bitip de yolda kaldığını söyleyen birisine benzin parası verdim bir dinlenme tesisinde. Adam çok dua etti. Ben de memleketime devam ettim. Üç gün sonra tekrar dönerken o dinlenme tesisine yine uğradım. Mola bitip hareket edecekken bir de ne göreyim. Aynı adam yine aracın başında insanlardan yakıt parası dileniyordu. Anladın mı evlat, haydi Allah kabul etsin namazını geç işinin başına.
Ustam bunu söylediğinde daha da üzüldüm. İnsanlar başkalarının merhametini niye kötüye kullanıyorlar? Diyorum ki merhamet duygularımızı öldürmeyin kardeşim!..
       Mehmet Çolak-İstanbul