Ünal Bolat

“Söz kesip hemen düğün yapmak üzere zeytin tüccarı ile para düşkünü kadın anlaşıyor!..”
 
Emekli Cumhuriyet Savcısı Ali Rıza Cemeroğlu’nun yaşadığı hatırasına devam ediyoruz...
Zeynep’in ödü kopuyor. Uzaktan uzağa bakışıyorlar sadece. Komşunun küçük oğlu mektup taşıyor. Eline para sıkıştırıp kimseye söyleme diye tembihliyor delikanlı. Ama dedikodu kısa zamanda yayılıyor, bir annesinin haberi yok... Babasını daha yedi yaşındayken kaybetmiş, ana kız, otuz ağaç zeytinin ürünü ve komşulara zeytin toplayıp da aldıkları para ile kıt kanaat geçiniyorlar...
İşte o günlerde köye gelen Gemlikli zeytin tüccarı Zeynep’i görünce çok beğeniyor ve oğluna bile danışmadan annesinden kızı istiyor oğlu için.
Bu kadar zengin bir dünür reddedilir mi? Teklifi hemen kabul ediyor ve ertesi gün kızına sevinç içinde olayı açıklıyor. Ama Zeynep göklere çıkıyor “istemem” diye. Bu arada kızının Murat’a sevdalı olduğu kulağına fısıldanıyor anasının. Ayrıntıya gerek yok, büyük savaş çıkıyor aralarında. Sonucunda söz kesip hemen düğün yapmak üzere zeytin tüccarı ile para düşkünü kadın anlaşıyor... Bunu öğrenen iki genç o gece kaçıyorlar. Bir hafta dağlarda gezip teslim oluyorlar Gemlik Savcılığına...
Anne kıyameti koparıyor, köyün altını üstüne getiriyor, sanki her şeyi biliyormuş da saklıyorlar gibi tüm komşuları ile kavga ediyor, bu evliliğe asla razı olmuyor. Ama Zeynep 18 yaşını doldurmuş olduğundan serbest bırakıyorlar.
Bu olaydan sonra Zeynep’i gören zeytin tüccarının oğlu kıza vuruluyor, babası bu hâlde bile Zeynep’in gelini olmasına razı. Anne bunu öğrenince Zeynep’in dalına biniyor. İlle de “bu züğürt heriften boşanacaksın!” diye tutturuyor. Altı ay boyunca Zeynep’e gün göstermiyor. İki genci bir gün bile rahat bırakmıyor. Kızının kendi canına kıymak istemesi bile onu insafa getiremiyor.
Sonunda Zeynep yenilgiyi kabul edip merhametsiz annesine teslim oluyor ve boşanmayı kabul ediyor. Annesinin evine döndükten sonra hemen boşanma davası açılıyor. Murat’ın dünyası yıkılmış ama karısına kızgın hiç aramıyor onu. Ama bir türlü de kafasından atamıyor. Zamanla erkeklik gururunu bir tarafa bırakıyor, boşanma davasının her celsesinde önlerine çıkıp kayınvalidesine yalvarıyor, sanki Zeynep’i şimdi daha çok seviyor. Ama kadın asla en ufak bir taviz vermiyor. Zeynep ise korku içinde ve suskun…
Dördüncü celse, hâkim iki tarafa da son diyeceklerini hazırlamalarını, karar vereceğini söyleyerek davayı bu sebeple erteliyor. DEVAMI YARIN