Ünal Bolat

“Anneciğimin anlattığı bu hatırayı 27 Mart gününde yayınlarsanız çok makbule geçecek...”
 
Ben 27 Mart günü bir Berat gecesi dünyaya gelmişim. İnşallah bu 27 Mart’ta 62 yaşına gireceğim. Emekli öğretmenim ama 81 yaşındaki anneciğimin hem arkadaşı hem yardımcısı hem öğrencisiyim. Anneciğimin anlattığı bu hatırayı 27 Mart gününde yayınlarsanız çok sevineceğiz.
Anneciğim bu yaşına rağmen çok şükür hâlen kitap dağıtımı yapıyor, gençlere güzel dinimizi anlatıyor… Geçen sene bu yaşına rağmen 124 tane kitap dağıtmıştı. Kitapları bitince kitap hizmetinde çok emeği bulunan Hakan Bey 104 tane daha yeni kitap getirmişti.
Biz yine bu heyecanla kitap dağıtmak için bir belediye sosyal tesisine gitmiştik. Ben de anneciğimin yanında ona yardımcı oluyordum.
Günümüz şartlarında sosyal mesafe maske ve temizlik kurallarına da dikkat ederek bu hizmeti sürdürüyorduk. İlk hafta dört kitap hediye etmiştik. Ben yine kitapları çıkartıp “bugün de bunları hediye veririz” diye düşünürken annem bir masaya oturdu. Eski bir eğitimci ve ikna kabiliyeti çok yüksek iyi bir iletişimci olduğu için orada bir hanımefendi ile konuşmaya başladılar. Ben diğer masada oturup beklemeye başladım. Tahmin ettiğim gibi sohbet hayli uzadı. Yaklaşık kırk dakika kadar sonra annem bana döndü ve  “Kitapları getirir misin?” dedi.
Ben çoktan hazırlamıştım zaten. Sonra o hanımefendi biraz kendisinden bahsetti. Annesi doğum esnasında vefat etmiş. Doğarken yetim kalmış yani… Çok zor şartlarda, çok acılar çekerek büyümüş. Ama azim ve kararlılıkla okuyup avukat olmuş. İki çocuğu olan ve anneciğimin dediğine göre tam beş dil bilen bir hanımefendi… Pandemi sürecinde iş için birkaç yere müracaat etmiş…
Tabii anneciğim tatlı dili ve Osman Ünlü Hoca'dan dinlediği dinî bilgileri anlattıkça, hanımefendi çok duygulanmıştı. Kendisinin de inşallah namaza başlayacağını söylemişti... “Ertesi gün yine buluşalım, sizin konuşmanız beni çok rahatlattı” diyerek vedalaştılar...
Yine aynı yerde aynı saatte buluştuklarında namaza başladığını söyleyince biz de çok sevindik…
Kadıncağız yine annemden duyduklarını dinlemek istiyor “Siz ne güzel şeyler anlatıyorsunuz” diyordu…
Galiba iki veya üç gün sonraydı. Yine bir araya geldiler annemle… Çok sevinçliydi… “Yarın işe başlıyorum. Müracaat ettiğim yerlerden birisi iş başvurumu kabul etti” dedi.
Bir daha annemle böyle sık görüşme şansı olmayacaktı ama o hem aradığı dinî kaynaklara hem işine kavuşmuştu…
       Yaşar Çelikkol-Emekli Öğretmen