Ünal Bolat

“O gece uyuyamamıştım. Bir sağa bir sola derken sabah olmuş işe de yarı uykulu gitmiştim.”
 
Epeydir görünmemişti Gülsün Teyze... Merak ediyorduk doğrusu, “sağlığı da bugünlerde pek iyi değil” diye duymuştum ortanca kızından… “Şermin Abla gitti gideli keyfi yok” demişti komşularından birisi. Önceleri beraber geldikleri Şermin Abla ile gelmez olmuşlardı artık. Belki de günler, aylar, yıllar oldu… O artık yalnız geliyordu.
İşletmemizin kati kurallarındandı: Gülsün Teyze ne zaman gelirse gelsin ne isterse yapacağız, hayır duasını almayı ihmal etmeyeceğiz. Çoğu zaman fısıldayan sesiyle ‘çok kötüyüm, tansiyonumu bir ölçer misiniz?’ diyerek tansiyonu ölçtürmek ister bazen ‘ekmekleri buradan mı aldım, parayı buraya mı vereceğim?’ diye sorduğu olurdu… O artık yalnız geliyordu.
Şermin Abla’nın hastalığı iyice ilerlemişti. Onun hastalığını ‘kişinin düşüncesini, hareketlerini, duygularını ifade şeklini bozan iletişim yanlışlarına sebep olabilen ciddi bir beyinsel rahatsızlık’ olarak tanımlamıştı doktorları. Gülsün Teyze’nin yaşı da ilerlediği için beraber yaşamaları artık çok zorlaşmıştı. Kimi zaman bize dert yanar ağlamaklı hâliyle anlatır da anlatırdı… Şermin Abla ile alakalı en son konuşmamızda ‘ne siz sorun ne ben anlatayım’ demişti ama bu kez anlatmamıştı. Her ne kadar zaman zaman dert yansa da belli ki ciddi bir sıkıntı var idi.
Şermin ablanın oğlu Orhan yakın bir şehirde devlet memuru idi. O gün öğleden sonra iş yerinden izin almış, ziyaretime gelmişti. Anneannesi ve annesinin durumlarını yüreğinden gelen titrek sesle uzunca anlatmıştı… “Anadır candır ağabey ama hastalık malum, tarifi zor.” “Haklısın Orhan, bana göre de en doğru kararı vermişsin” dedim.
“Allah muhafaza beraber aynı evde yaşamaya devam etseler çok farklı durumlar ortaya çıkabilir üzüntümüz daha fazla olabilir Ağabey” deyip müsaade istemişti…
 O gece uyuyamamıştım. Bir sağa bir sola derken sabah olmuş işe de yarı uykulu gitmiştim. Samet, Kız Meslek Lisesi’nde öğretmen Fatmagül Hoca’nın ilaçlarını verirken birden “Buyur Gülsün Teyzeee” diye seslendi, hatta âdeta haykırdı. Belli ki o da çok özlemiş, merak etmişti “nerelerde” diye. Gülsün Teyze kapıdan girer girmez “şuna bir bakıverin gazı mı bitmiş, çayın altını da yakamadım zaten” dedi.
Çantamdaki çakmak ile getirdiği çakmağı değiştirmiştim. Çayı demleyip gelecekti ama gelmedi. Kızı mide kanaması geçirdiğini ve ameliyat olduğunu evden artık çıkamadığını söyledi...
        A. Bahadır Örs-Akşehir