Ünal Bolat

Şoförün bu kabalığına rağmen, bayan soğukkanlılığını muhafaza etti...
 
Günlük hayatta iş ve işlemlerin toplumsal kurallara göre, medenice yürümesini gönülden arzu etmişimdir hep. Fakat bu dileğim, karşılaştığım nahoş durumlar yüzünden, çoğu zaman hayal kırıklığına dönmüştür ne yazık ki.
Bir ara halk otobüsüne binmiştim. Ön sıralara yakın tekli bir koltukta oturdum. Bir durağa geldiğimizde, mesai çıkışına rastlamasından ötürü olacak ki, durakta uzun kuyruklar vardı. Şoför kuyruğun ön tarafına yanaşacağına en arkada durdu.
Kapılar açıldığında, önden binmesi gerekenlerin yerine, arkada bekleyenler binmeye başladılar. Bağrışmaların arasında kısa zamanda otobüs doldu. Şoför aceleyle duraktan hareket etti. Oturan yolculardan bir bayan dayanamayıp atıldı:
“Şoför bey neden durağa girmediniz, ön sırada bekleyenlerin yerine hakkı olmayanlar bindi” dedi.
Şoför iğne batırılmış gibi irkildi. Beklemediği bu sorgulama kendisini rahatsız etmiş olacak ki öfkeyle bağırdı:
“Sana ne kardeşim, araç benim değil mi? İstediğim yerde durur, istediğim yolcuyu alırım. Fazla konuşursan kenara çeker seni de aşağıya atarım.”
Şoförün bu kabalığına rağmen, bayan soğukkanlılığını muhafaza ederek, kararlı ve nazik bir üslupla:
“Sana ne diyemezsiniz. Müşteriye, hele bir bayana böyle kaba davranamazsınız. Aşağıya atma lafını da haddini aşan bir söz olarak size iade ediyorum” dedi.
Bunları duyan şoför iyice sinirlenerek başını sallamaya, “ya sabır” diye söylenmeye başladı. Bayana, orta sıralardan birisi destek çıktı:
“Seni böyle konuşmaktan menederim şoför bey! Kolaysa, bir yolcuyu dışarıya at da görelim. Burası dağ başı değil.”
Sen misin bunu söyleyen, şoför hemen sağa yanaşarak el frenini çekti. Ön kapının açma düğmesine basarak yerinden fırladı. Bayana doğru gelirken o anda beklenmeyen bir refleksle bütün yolcular ayaklandık. Bazıları şoföre doğru hamle yaparak “şimdi sen mi yolcuyu atacaksın yoksa biz mi seni atalım” diye öfkeyle bağırmaya başladılar.
Şoför bu kadarını beklemiyordu sanırım. Yavaşça geri dönerek koltuğuna oturdu. Ben de yolculardan bu kadar seri duyarlılık beklemiyordum doğrusu. Bu destekten mutlu olmuştum.
Az sonra inmem gereken yere yaklaşmıştık. Durma düğmesine basarak ayağa kalktım kapıya doğru yürürken yolculara “hepinize teşekkür ediyorum” diyerek tebessüm ettim. Herkes yaptığından memnun gibi baş sallayıp karşılık verdi. Durakta indim...
         Seyfettin Karamızrak