Ünal Bolat

“Ressamımız her ay için bir sayfa ayırmış. Her sayfanın üçte ikisine de renkli bir resim koymuş...”
 
Toroslarda büyümüş bir köy çocuğu olarak topraktan sonra ikinci sadık yârimiz olan keçilerimizi anlatmaya bugün de devam ediyorum… Elli, altmış yıl önce, yaklaşık 2 bin keçisi olan köyümde, büyüteçle arasanız 2 keçi bulamazsınız şimdi derken üzüntümü tarif edemiyorum…
Geçen ay, bir paket geldi postadan. Açıp baktım; bir takvim… Duvar takvimi… Ama bildiğiniz takvimlerden değil bu. Bir sanat takvimi… Tam adıyla söyleyeyim: “Mehmet Kapçak 2021 Yılı İkinci Sanat Takvimi”
Mehmet Kapçak, tanıdığım bir ressam… Hem de 1961’de Dicle Öğretmen Okulu’ndaki öğrenciliğinden bu yana tanıdığım değerli bir eğitimci ressam...
Hayır, hayır, bizim memleketimiz olan Aksekili değil o, Mardin Mazıdağlı
“İyi güzel de keçi ile ne ilgisi var; bu takvimin, bu ressamın?” diye sorarsınız, öyle mi? Söyleyeyim:
Bir yılda 12 ay var, değil mi? Ressamımız da bu sanat takviminde her ay için bir sayfa ayırmış. Her sayfanın üçte ikisine de renkli bir resim koymuş. Eşim her resme uzun uzun dikkatle baktıktan sonra;
“Neden her resimde, bir ya da birçok keçi var?” diye sordu.
Kızım da memnun ve mutlu bir gülümsemeyle “Ne kadar güzel resimler bunlar böyle! Çok modern… Renkler harika! Babacık, sen ressam olsan, sanırım; ilk serginin teması aynen bu şekilde 'Keçiler' olurdu. Bu ressam ya Aksekili, ya İbradılı olmalı” dedi.
“Ressam Aksekili ve İbradılı olmadığı gibi Antalyalı da değil” dediğimde çok şaşırıp, “Peki nereli?” diye sordu merakla. Mardinli olduğunu öğrenince, “Tamam, şimdi oldu. Orada da boldur keçi” deyip en baştan bakmaya başladı resimlere. 
Mehmet Kapçak’a, “Ben ve Akseki’deki ailem, varlığımızı keçilere borçluyuz. Onlarla birlikte geçti çocukluğum. Sütü, yoğurdu, çökeleği, ayranı… Dahası ayağımdaki çarığa kadar… Sen niçin seviyorsun keçileri bu kadar?” diye sormuştum da;
“Yok birbirimizden farkımız hocam. Al benden de o kadar!” diye cevaplamıştı.
Bir keçi konusunu bu kadar uzun anlatmamın sebebini elbette anlamışsınızdır.
Kaybettiğimiz zenginliklerimizi elimizden gittiğinde anlıyoruz. Eti, sütü, yoğurdu vb. doğal beslenme, damak tadı ve kendi yerel ürünlerimizi temin ettiğimiz ülkemizin bu güzel zenginliklerini tekrar kazanmak dileğiyle bu konuda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.
           Hüseyin Erkan