Ünal Bolat

 “Anlaşılan bu işlerden anlıyor” diye aklımdan geçiyordu ki düşüncem kursağımda kaldı.”
 
 
Yıllar önce öğretmen olarak atandığım kasabada şahit olduğum inanılmaz günlerimi anlatmaya bugün de devam ediyorum.
Kasabaya birlikte gittiğimiz öğretmenlerin dönüş yolunda ana yoldan ayrılıp nereye gittiklerine çok şaşırdım. Ana yol dediğim Ankara Aksaray Hatay yolu. Kimseden itiraz gelmeyince ben de sustum. Az sonra çeşme başına geldik. Bir baktım, piknik yapılacak gibi topluca bir hazırlık içine girildi. “Ne yapıyoruz” diye sordum. “Önemli değil biraz takılacağız” dediler. Baktım bagajdan bir şeyler çıkarıyorlar. Sonra bir örtü, çay bardağı, peynir ekmek taşımaya başladılar. Meğer orada içeceklermiş. Ona göre hazırlık yapmışlar. Olayın gizli tutulduğuna hayli bozulmuştum. Ciddi bir şekilde “Arkadaşlar deseydiniz ben kasabanın dolmuşu ile dönerdim, bu yaptığınız mertlik değil, dürüstlüğe sığmaz” diye tepkide bulundum. “Ben biraz etrafı gezeceğim” diyerek uzaklaştım.
Bu nahoş konaklamadan sonra taksiyi süren müdür yardımcısı aracı sağa sola savuruyor, karşıdan gelen araçlar acı acı korna çalarak bizi uyarıyordu. Sıkıntının rezilliğin bini bir para… Hayır, eğitimli bir insanın hele de bir öğretmenin bunu yapması akıl alacak gibi değildi…
Akşam eve geldiğimde hayli üzgün ve endişeliydim. Bir de eşim demez mi “Odanın büyük pencere camını çocuklar kırdılar.” Buna da üzüldüm, çünkü kasabada camcı yok, ilçeden getirtilmesi gerekiyor. Ev sahibimiz Ebe kadın tanıdık birisine sipariş vermiş, öğleden sonra getirdiler.
Cam da hayli büyüktü. “Kim takacak?” dedim ev sahibimize. “Bizim damada haber göndereyim o gelir takar” dedi. Neyse yarım saat sonra damadı geldi. İsteksizdi. Ne konuştuğu anlaşılmıyordu. Ne bileyim alkolik olduğunu. “Galiba bu işlerden anlıyor” diye aklımdan geçiyordu ki düşüncem kursağımda kaldı. Çekici çiviye derken cama indirince kocaman cam bir anda tuz buz oldu.
Onu izleyen “ebe” damadına bağırıp çağırmaya başladı. Ortalıkta bir gürültü şamata... Damat da çekici atarak çekti gitti.
Anladım ki benim burada zaman kaybetmemin anlamı yok. Kimsenin hayatı beni ilgilendirmezdi ama ben de bu hayata göre biri değildim. Ne yapıp ettim tayinimi Ankara Sağırlar Okuluna yaptırdım. O kasabadan sessiz sedasız ayrıldık. O zaman aldığım maaşın yarıdan fazlasını kiraya verdim ama yine de mutluyduk. Pedagoji bölümünü bitirmek böyle bir kararlılığın sonucuydu…

Emekli bir öğretmen