Ünal Bolat

“Hatırı sayılır yolcusu vardı. İnsanları kurallara son derece uyumlu seyahat ederlerdi.”
 
Gökçebey Zonguldak Öğretmenevi Lokali Müdürlüğüm sırasında ziyaret eden emekli kondüktörün anlattıklarını sizlerle paylaşmaya bugün de devam ediyorum.
“Bartın ve Karabük vilayet olmamıştı. Zonguldak, Türkiye’nin 8. büyük vilayetiydi. İş yerlerimize bakın! Aybaşları para kuyrukları oluşur, o zamanlar yeni basılan paralar, ilk defa ilimizin insanları tarafından kullanılırdı. Çok kez gördüm. Demir ve bakır paralar altın gibi parlardı.
Trende görev yaptığım yıllarda durak sayısı da oldukça fazla idi. Çünkü güzergâhta çok sayıda yerleşim yeri vardı. Çalıştığım istikamette araba yolu doğru dürüst yoktu. Üstüne üstlük insanlarda araba alma gücü de yoktu.
Yortan, belde özelliği taşıyan bir yerleşim yeri idi. Hatırı sayılır yolcusu vardı. İnsanları kurallara son derece uyumlu seyahat ederlerdi. Onlar; gürültü yapmazlar, temiz giyinirler, çevreye ve trenin camından çöp atmazlar, ikramı severler, argo kelime kullanmaktan kaçınırlar, kompartımanda büyüklere ve bayanlara oturma önceliği tanırlar ve yer verirler, trenden inerken iyi dilek, dua ve iyi temennileri dillerinden düşürmezlerdi. Bu insanların en büyük özelliği; kul hakkı dediğimiz insan haklarına ve devlet haklarına aşırı saygı göstermeleriydi. Bu insanlar, üzerlerinde hiçbir hakkın olmasını istemezlerdi.
Trenlerde bilet kesmeye yetişemezdik. Bunun sebebi, duraklar arası mesafe yakın ve yolcu aşırı kalabalıktı. Bazen koridorlarda seyahat eden çok sayıda yolcu olurdu. Biz, kalabalıktan ve verdikleri güvenden dolayı Yortan yolcusundan trende para almazdık. Onlar, Karabük ya da Zonguldak’ta indikleri zaman, gişe önünde sıraya girip istisnasız ücretlerini öderlerdi.
Zaman zaman kısa mesafede inenler de olurdu. Fiyatlar bilindiği için yakın mesafelerde inenler ücretlerini arkadaş, akraba ve diğer tanıdık kim varsa onlara bırakırlardı. Bırakılan paralar da gişeye ödenirdi. Onlar bize çok kolaylık sağladılar. Ödeme konusunda diyebiliriz ki hiç fire olmamıştır. Biz, birkaç defa onları takibe de aldık. Son duraklarda inenlerden asla fire veren ve unutan yoktu. Belki birbirlerine hatırlatıyorlar. O anda parası olmayanlara para veriliyor ki fire yoktu. Belki senin içinden “böylesini ilk kez duydum” diye bir duygu geçiyor.
-Gerçekten ben, böylesini ilk kez duyduğum gibi şahit olanı da tanıdım, dedim. DEVAMI YARIN