Ünal Bolat

“Mevsim yaz, cenazeler beklerse kokar. Sahipleri çıkmadığına göre köye defnedelim”
 
Yeni gelen arkadaşım laf lafı açınca Şereflikoçhisar’da dinlediği bir hatırayı paylaştı:
Şereflikoçhisar’da müdür olarak görevlendirildiğim seneydi. Okuluma alışıp öğretmen arkadaşlarla öğrencilerimle tanıştığım günlerdeydi.
Bir gün bir amca geldi ziyaretime:
-Benim torunum okulunuzda öğrencidir. Ben de asfaltın kenarındaki köyün imamıyım. Torunumu ziyarete gelmişken bir de size uğrayayım dedim.
Hoş geldin diyerek kendisini ağırladık. Çay ısmarladım kendisine. Sohbet ederken laf lafı açtı. Köyde imam olarak yaşadıkları hatıralardan söz etmeye başladı…
Öyle de hoş anlatıyor ki, sarmıştı sohbet beni:
“Bizim köy Adana - Ankara kara yolunun üzerindedir. Allah göstermesin, çok trafik kazasına şahit olmuşuzdur. Yıllar önce yine böyle bir trafik kazası haberi aldık. İki otobüs kafa kafaya çarpışmış... Ortalık savaş alanına dönmüş… Hemen köylü seferber olduk kaza yerine seğirttik... O kazada altı ölü, tam on beş yaralı vardı... Yaralıları alıp götürürken, ölüleri de yol kenarına dizip üzerlerine ne bulduysak örttük. O zaman daha ceset torbaları bile çıkmamıştı… Zaman geçip de, kazayı duyanlar birer ikişer damlamıştı hadise yerine... Polis de olay mahalline gelip kaza raporları filan tutulurken bir yandan da herkes cenazesini alıp gitti… Ne var ki biri kadın diğeri erkek iki cenazenin sahibi gelmemişti. O yıllarda küçük yerlerde şimdiki gibi sağlık hizmetleri ambulans hastane morgu filan nerede… Dedim ki:
-Aziz cemaat mevsim yaz. Bu cenazeler böyle beklerse kokar. Sahipleri de çıkmadığına göre köye defnedelim.
Köylü hatırımı sayar benim. Cenazeleri yıkayıp kefenledik. Belediyeye bilgi verip namazlarını kılarak defnettik... Aradan 24 saat geçmişti ki, cenazelerin sahibi olduklarını söyleyen iki değişik aile gözyaşları içinde geldiler. Dediler ki:
-Biz cenazelerimizi alıp memleketimize götüreceğiz.
-Efendiler, bakın cenazelerinizi yıkayıp kefenledik. Dinî vecibelerini yerine getirerek defnettik. İşte kadının kabri şu, erkeğin kabri de bu. Varsın burada kalsınlar.
 “Yok efendim, illa da biz cenazelerimizi isteriz.”
Her iki cenaze sahibi de ısrarla cenazelerini istiyor. Eh, ne yapalım. Cevap verdim:
-Madem öyle, siz bilirsiniz. Belediyeye o zamanın parasıyla ödenen cenaze masraflarını karşılayıp cenazelerin size ait olduğunu da beyan edip alın götürün cenazelerinizi. DEVAMI YARIN