Ünal Bolat

“Hâlâ cenazelerinizi almak istiyor musunuz? Gördünüz işte... Bırakalım kalsınlar burada.”
 
Müfettiş arkadaşın anlattığı hatırasını paylaşmaya bugün de devam ediyoruz:
Köylünün bir kısmı erkeğin kabrine bir kısmı kadının kabrine geldi. Herkes gözüme bakıyor, “Kazmaya başlayabilirsiniz” diye işaret ettim. Bu işaretimle birlikte kazmaya başladılar.  Ben de olay mahallinde yapılan çalışmaya nezaret ediyorum...
Zaten yumuşak toprak… Cenazeleri de dün gömmüşüz. Kürekle toprağı çabuk çabuk atıyor köylüler… Kadının kabri açılıyor. Mezarın başında bizimle birlikte cenaze sahipleri de var… Kabrin içine konulan sapma adı verilen tahtalar var ya, işte tahtalara gelene kadar kürek kürek attılar toprağı. Sıra gelmişti kabrin içine dizilen tahtaların kaldırılmasına…
Herkeste bir heyecan, cenaze sahiplerinde buruk bir merak… Ve efendim köylünün biri eğilip tahtalardan birini kaldırır kaldırmaz yerinden öyle bir fırladı ki ürperdik hepimiz. Adamcağız kendini zor atmıştı geriye.
Mezardan kendini dışarıya atan köylüyle birlikte ortalığa öyle pis bir koku yayılmıştı ki, ne ben tarif edebilirim ne siz anlayabilirsiniz. Bu yaşıma geldim, öyle pis koku hissetmedim... Burnumuzun kemikleri sızladı. Durup bekleyebilene aşkolsun! Cenaze sahipleri bile öğürerek kenara çekildiler. Beş on metre ötede herkes burnunu tutuyor, gözlerini yumuyordu pis kokudan... Erkeğin kabri de açılmıştı. Aynen o kabirden de öyle pis koku yayılıverdi etrafa... Kokudan duramaz olduk. Kimse eğilip de kabre bakmaya tahammül edemiyordu. Düşüp bayılacağız neredeyse... Dedim ki cenaze sahiplerine:
- Hâlâ cenazelerinizi istiyor musunuz? Gördünüz işte... Bırakalım kalsınlar burada...
Hepsi boynunu büküp, mahcup vaziyette cevap verdiler:
-Böyle olacağını bilsek kabri açtırmazdık. Hemen örtelim kabirleri. Burnumuzu sızlatan koku, kabirlerin üzeri alelacele örtüldükten sonra kaybolmuştu... İki aile de, geldiklerine pişman hâlde, şaşırmış olarak ayrıldılar köyden... Bu hadiseyi epey konuştuk. Herkes kendine göre yorumlarda bulundu. Ama zamanla unutuldu tabii ki. Aradan altı ay mı ne geçmişti... Yine bir trafik kazası... Bir kamyon, önündeki kağnıyı kurtarayım derken, şarampole yuvarlanıyor... Gidip baktık ki içeride sadece genç bir şoför var... Zavallı olay yerinde Hakk’ın rahmetine kavuşmuş... Fakat çok enteresan, gencin ne bedeninde ne başında ne bir yerinde en ufak darbe izi, sıyrık ezilme falan yok... DEVAMI YARIN