Ünal Bolat

“Şimdi radyoda TV’de ne zaman bir kan aranıyor anonsu duysam annem aklıma gelir...”
 
Hayâlimden hiç silinmeyen o dehşetli günü, daha dün gibi hatırlıyorum... Biz kendi hâlinde mutlu bir aile idik… Ne olduysa o senenin yazında oldu. Sevgili annem, birdenbire hastalanmıştı. Önceden de ufak tefek rahatsızlıkları olurdu ama bu defa başkaydı. Doktorlar, mutlaka Ankara’ya, büyük hastanelerden birine götürmemiz gerektiğini söylediler. Babam, annemle beraber gidince biz de hâliyle teyzemlerde kalmak durumundaydık.
Anneciğim birkaç güne kadar dönecek sanıyordum. Babam, her akşam bizi telefonla arıyor, annemin sağlık durumu hakkında bilgi veriyordu. Her defasında biraz rahatlıyorduk ama ertesi günün akşamına kadar, o bitmek bilmeyen vesvese içimizi bir kurt gibi kemiriyordu. Rüyalarımda her gece annemi görüyor, büyük bir istekle ona koşuyor, koşuyor bir türlü kavuşamıyordum. Kan ter içinde uyanıp, hıçkırarak ağlıyordum. Babamın son telefonu bizi iyiden iyiye üzmüştü. Annem kesinlikle ameliyat olacaktı...
Sabahı zor ettim. Ankara’ya bizi de götürdüler. Annemi, ameliyattan yarım saat önce gördüm. Bana, “üzerini niçin kalın giymedin yavrum, üşürsün” dediğinde, gözlerim dolu dolu oldu. O anda bile beni düşünen annem için ağlamak istiyordum ama gözlerime biriken yaşları, o ameliyata girene kadar sakladım. Ameliyat zamanı bizler için bir stresin zirvesiydi. Geçmek bilmeyen saatler sonunda ameliyattan çıkan annemi yoğun bakıma aldılar. Yüzü ne kadar da solmuştu. Sanki bir ceset gibiydi. Babam, bir yandan istenen serumu alıp getiriyor, bir yandan kan arıyordu. Bütün aramalara rağmen ancak beş şişe kan bulabilmiştik. Hayatiyetinin devam edebilmesi için iki şişe daha kana ihtiyaç vardı. O yıllarda bütün aramalara, radyoda anons verilmesine rağmen, (0) grubu, Rh (-) kanın geri kalanını bulamıyorduk...
Ankara’ da bulunan hemşehrilerimizin canla başla kan aramasını hiç unutamıyorum. Doktor, babama, “Eşiniz her an ölebilir, dinî hazırlıklarınızı yapın!” dediğinde ben de oradaydım. Dünya başıma yıkılmıştı. Allah’tan ümit kesilmezdi ama bizde bekleyecek mecal kalmamıştı...
Derken bir de baktık koridorun ucundan İhsan Amca, elindeki şişelerle bize doğru koşuyordu. Nefes nefese, doktorun yanına çıktık. Buna doktor da sevinmişti. Hüzünlü hava birdenbire dağılmıştı...
Bir hafta sonra annem yoğun bakımdan çıktı. Şükür Rabbim annemi bize bağışlamıştı. Allah cümle hastalara acil şifalar versin.
         Ş. Gül Efe