Ünal Bolat

“Ne aramalarıma cevap verdi, ne mesajlarıma cevap verdi; ne de geri dönüş yaptı...”
 
 
Aradığım arkadaşım “yarın en geç öğleye kadar sana döneceğim” demişti. Bu onun birkaç defadır söz verip de denkleştiremediği ödemesiyle ilgili sözüydü. O gün geldi. Öğle vakti oldu… Öğleden sonra oldu… İkindiye doğru “bir arayayım” dedim.
Aradığımda “yoldayım, sana döneceğim” diye mesaj çekti. Bir saat daha bekledim.
Bu defa “ben de alacağım kişiyi bekliyorum” diye mesaj attı. Ondan sonra da iletişimimiz kesildi. Ne ulaşabiliyordum ne o bana geri dönüyordu…
Siz olsanız öfkelenmez misiniz? Sözünde durmayan birisine karşı nasıl anlayış gösterebilirsiniz?
Elbette karşı tarafın aleyhine kendimi kurdukça kurdum. Gıyabında kendi kendime verdim veriştirdim… Yanımda olsa da şöyle bağırıp çağırsaydım dedim… Hırsımı alamayıp ardından kendi kendime ağzıma geleni sayıp rahatlamıştım.
Eh kul olarak Allaha olan ibadetimizi yerine getirmeliydik. Gidip abdest alıp ikindiyi de kıldım. Akşam oldu eve geldim. Namaz yemek derken dinlenmeye geçtim…
Ben tabii insan olarak mükemmel bir adamım ya… “Hatasız kul olmaz” diye başkalarına söylemişler ya… “Yenilmedik aş olmaz başa gelmedik iş olmaz” dememişler ya…
Derken gece vakti geç saatlerde telefon çaldı… Arayan o isimdi… Telefonda sesi titriyordu… Acilen memlekete gitmişti…
“Babam kalp krizi geçirmiş, acilen gittim. Hastanede koşuşturdum. Daha yeni çıktı ameliyattan. Şu an yoğun bakımda” dedi.
Dondum kaldım… Kendimden utandım. Telefonda suratımın kızardığını hissettim. Sahi biz ne biçim insanlar olmuştuk… Nerede kalmıştı hüsnüzan denilen o duygu? Bir insan olduğumuz, başımıza bir hâl gelebileceği niçin aklımıza hiç gelmiyordu artık.
Telefonda kahrolmuş bir şekilde “Kardeşim senden özür diliyorum. Yazdığım o zehir zemberek mesajları inşallah okumamışsındır. Ne olur hiçbirini okumadan sil! Allah acil şifalar versin” diyebildim…
“Ben hakkımı helal ettim” dedi ve ekledi: “Gerçekten insanoğlu bir nefeslik. Hiçbir şeyi dert etmeye hele hele hiçbir şekilde kimsenin kalbini kırmaya değmiyor...”
O duygularla babasına geçmiş olsun dileklerimi ilettim tekrar tekrar özür dileyerek telefonu kapattım. Ve söz verdim kendi kendime. Bir daha ne şekilde olursa olsun hiç kimseye bu tür ithamlarda bulunmayacağım. Hele hele bu tür mesajlar çekmeyeceğim. Kimseye suizan etmeyeceğim...
        T. M.-Antalya