YOLUMUZU AYDINLATANLAR

Vehbi Tülek

"Necâset bulunan yerlerde, meselâ kabristanda ve hamamda namaz kılmak mekruhtur."
 
Molla Abdülkerim Efendi Osmanlı müftülerindendir. Edirne’de Ali Tûsî'den ve Sinan Acemî'den ders aldı, tahsilini tamamladıktan sonra müderrislik, İstanbul'un fethinin ardından kadıaskerlik, İstanbul müftülüğü yaptı. 895 (m. 1489)’da vefat etti. Buyurdu ki:
Resûlullah efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) bir kabir yanında hazır oldukları vakit, (Dünya ve âhiret selâmeti, Müslümanlardan ve müminlerden bu kabirde bulunanların üzerine olsun. Biz inşâallah size lâhık oluruz [kavuşuruz]. Siz bizden evvel göçtünüz. Biz de, size tâbi olup, sonradan varırız. Yâ Rabbî! Bizi ve bunları mağfiret et ve affınla günahlarımızdan geç) buyururdu. Peygamber efendimiz mübârek zevcelerine de kabir ziyâretinde bu kelâmı (duâyı) söylemelerini emrederdi.
Sâlih-i Müzenî buyurdu ki: Bazı ulemâdan (Kabristanda namaz kılmak niçin nehyolundu?) diye suâl eyledim. Bunun hakkında hadis-i şerif vârid oldu diye haber verdiler. (Siz kabirler arasında namaz kılmayınız. Zîrâ bu, nihâyeti olmayan hasrettir.) Yâni pişman olursunuz hadis-i şerifini okudular. Bunun içindir ki, necâset bulunan yerlerde, meselâ kabristanda ve hamamda namaz kılmak mekruhtur.
Bir zâttan rivayet olundu. Dedi ki: Bir gün kabirler arasında namaza durdum. Güneşin sıcaklığı pek şiddetli idi. Hemen pederime benzer bir şahsı kabrinin üzerinde oturur gördüm. Korkarak namazın secdesini noksan ettim. İşittim ki, (Yeryüzünün genişliği sana dar geldi de, burayı mı buldun? Namazınla bir zaman, bize ezâ edersin) dedi.
Resûlullah bir yetîme rast geldi. Babasının kabri başında, yüksek sesle ağlıyordu. O yetîme merhamet ederek, kendileri dahi ağladılar. Buyurdular ki: (Ölü elbette yakınlarının bağırarak ağlaması sebebi ile azâb olunur. Yâni hüzün ve fenalık gelir.)
Nice ölü vardır ki, rüyâda görülüp, suâl eden kimseye, hâlim pek fenadır. Filan ve filandan eziyet görüyorum. Onların çok ağlayıp, feryâd ve figânı bana ezâ ediyor diye, haber verdiği vâkidir.
Resûlullah efendimiz (Sizlerden biriniz dünyada bildiğiniz bir ölmüş kimsenin kabrine uğrayıp da, selâm verince, o mümin sizi tanır ve selâmınıza cevap verir) buyurdu.
Yine bunun gibi, Peygamberimiz bir cenâze defninden geldi ve (Ölü, ayakların sesini işitir ve işitirim işitirim diyerek üzüldüğünü bildirir) buyurdu.